CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

İnsanı gıcık eden tesadüfler

Eklenme Tarihi 10 Şubat 2014
Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır. Yere düşürdüğün bir bozuk para veya bir küçük vida ulaşılması en zor yere yuvarlanır. İnsanların seni seyretme olasılığı düştüğün komik durum ile doğru orantılıdır. Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir. Patronuna lastiğin patladığı için geç kaldığını söylediğinde ertesi gün lastiğin gerçekten patlar. Gırgır geçmeye başladığın anda patron kapıda görünür. Sıkışık trafikte şerit değiştirdiğinde, terk ettiğin şerit daha hızlı akmaya başlar. (Her zaman) Duşa girip ıslandığında telefon çalar. Birileri ile karşılaşma ihtimalin, görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir. Bir makinenin çalışmadığını ispat etmen gerektiğinde kesin çalışır. Kaşıntının şiddeti ulaşma zorluğun ile doğru orantılıdır. Sinemada sıranın ortasında oturanlar salona en son girerler. Üzerine yağ-reçel sürülmüş bir ekmek kesinlikle en pahalı halıya ve yüzüstü düşer. Ayağınıza tam oturan bir ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir. Herhangi bir şeyi beğendiğinizde derhal üretimden kaldırılır Acelen varken aradığın herhangi bir eşya, evde mutlaka en son baktığın yerde olur. Çok aceleniz varken kırmızı ışıklara denk gelinir Bisküviyi fazla çaya batırınca çayın içine düşmesi ve almaya çalışırken iyice dağılması. Yağmurlu havada yürürken karo taşlardan birine basınca su sıçratması. Sinemada patlamış mısır yerken o patlamış mısırın dişinin arasına sıkışıp filmi zehir eder. Sezon sonunun hemen gelmesiyle indirime giren kıyafetlerin arasında hiç beden bulamadan geri dönersin. Sandaletle yürürken ayağının altına taş veya kum girer. Çıkartmaya çalıştıkça deli eder. Radyonun yanında durduğunuzda sesin pürüzsüz bir şekilde çıkıp, radyonun yanından ayrıldığınızda cızırdamaya başlar. Genelde düşen bir şeyi almak için masanın altına girip, çıkarken kafanızı vurursun. Yağmurlu havalarda otobüse bindiğinde gözlük camı kesin buharlaşır.

Bebek

Adam, avlanmanın son derece yasak olduğu, yakalanınca çok yüklü para cezalarının kesin uygulandığı milli parkta, göl kenarında, kucağında kocaman bir balık ile parkın polis müdürüne yakalanmış.. "Avlanma izniniz var mı?.." diye sormuş, polis müdürü.. "Yok.." demiş adam, "Gerek de yok çünkü bu balığı ben evimde besliyorum.
Her gün buraya gelip gölde bir müddet yüzdürüyorum, ıslık çalıyorum dönüp geliyor, alıp eve götürüyorum.." "Tamamen palavra..!" demiş polis müdürü, "Balıklar bu dediğinizi yapamaz.." "İnanın bu gerçek efendim.. İsterseniz göstereyim.." "Tamam..
Görelim bakalım.."
Adam balığı gölün derin sularına bırakmış, aradan birkaç dakika geçmiş, polis müdürü adama dönüp "Evet?" demiş -Evet ne?
-Ne zaman geri çağıracaksın?
-Neyi?
-Balığı..
-Hangi balığı?..

Alkışlı Yorum

Benim arabamı servise götürmeyi kocam iki gündür aksatıyordu. Bugün mini eteğimi giyip "sen mi götürüyorsun, ben mi gideyim?" diye sordum.
Sağolsun yıkatmayı da unutmamış.