Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Gönül elektrik verene konar

Eklenme Tarihi 17 Ağustos 2015
Bugün çok beğendiğim Bahar Özyılmaz'ın müthiş bir yazısını sizinle paylaşıyorum. Yurdum insanı keneydi, tatarcıktı uğraşadursun, ısırdı mı öldürmekten beter eden aşk hususunda söyleyeceklerim var ey muhteremler!
Sivrisinek olsa, at terliği yapışsın duvara. Ama aşk bu; tam aksine aşık olanı duvara yapıştırıyor sinek misali.

GÖNÜLÜN KANATLARI VAR
Malumunuz, gönülün ota ve bir de bota (!) konma hikayesi yüzyıllar boyu anlatılır durur. Şimdi bu gönül dediğimiz şey madem konuyor, demek ki kanatları var. Öyleyse gönül ve sivrisinek arasında bir bağ kurabiliriz. Fakat bu terlikle duvara yapıştırılasıca sineğimiz ota veya bota konmuyor. Öyleyse neye konuyor?
Tabii ki elektrik verene!
Esasında günümüzde maşallah "veren verene" Fakaaat... Elektrik vermek kolay mı öyle? Aksine, gayet zor. Elektriğin miktarını ayarlayıp, karşı cinsi bilmem kaç voltla çarpmamak ilk kural. Tamam, aşk elektrikten zangır zangır titremektir, ama aşık olduğunuz bahtsızı titretirken, bi zahmet yüksek voltajdan rahmete kavuşturmayın.
Elektriğin çıkış noktası da gayet önemli aslında. Elektrik kaynağımız üç harfli bir organımızdır. İpucu veriyorum, ilk iki harfi "gö"... Son harf tahmininize göre kendinizin fesat mı, yoksa aşk insanı mı olduğunuzu anlayabilirsiniz.
Şimdi sizlerle, "Göz elektriği nasıl anlaşılır?" ünitesine giriş yapacağız. Tabii ki karşı cinsimizin o şahane gözlerine birer portatif elektrik sayacı takmayı aklımızdan bile geçirmiyoruz, değil mi? Pekala...
Öyleyse yapmanız gereken tek şey "bakmak" ama aval aval olmayan cinsinden bakmak. Oturtun karşınıza ve bakın. Bakarken, ağız kaslarınız yanlara doğru hareket edip yüzünüzde tuhaf bir sırıtma oluşturuyor mu?
Kalbinizin ritmi, gözkapaklarınızı kırpıştırıyor mu? Peki elleriniz siz farkında olmadan saçlarınızda dolaşmaya başladı mı?

TEBRİKLER KONDUNUZ...
Tüm bunlara cevabınız evetse, tebrik ederim, kondunuz! Sen o kadar sene gökyüzünde özgür özgür salın, bulutlarla dans et, sonra da bunun gibi gayet sıradan bir piste gelip kon! Aferin sana! Aşık oldun! Elektrik alıyorsun değil mi? Bak bu güzel işteee... Bu pahalı hayat şartlarında, aşk elektriğini şebeke elektriğine çevirebilen bir alet icat ettinmiydi sırtın yere gelmez artık. Zaten merak etme, bu da aşkın sana sağladığı tek fayda olacak.

ÜÇ AY
Hakim bir taraftan isim ve hüviyetini sorduktan sonra davacıya döndü.
- 'Söyleyiniz bakalım, davanız nedir?' - 'Efendim bendeniz bu adama bin lira ödünç vermiştim. Kendisini pek ziyade emniyetli bir adam bilirdim. Halbuki yanılmışım. Dört seneden beri bir türlü paramı alamadım. Nihayet hakkını kurtarmak için yüksek mahkemenizde müracaata mecbur oldum.' Hakim dava edilene sorar:
- Siz ne diyorsunuz? Bu adamın sizden bin lira alacağı var mı? Borcunuzu inkar ediyor musunuz?
- Haşa, inkar etmiyorum.
- Demek bu zata bin lira borcunuz olduğunu ikrar ediyorsunuz?
- Evet ikrar ediyorum, kendisine tam bin lira borcum var.
- 'Peki ala neden borcunuzu tediye etmiyorsunuz?' - Kim tediye etmiyor bay hakim?
Rica ederim böyle söylemeyin bu bana hakarettir. Ben borcuna sadık bir adamım.
Dört seneden beri kendisinden parayı tedarik etmek için üç ay mühlet istiyorum, bir türlü vermiyor ki parayı tedarik edeyim.

CEPÇİ
Temel'in arka cebinden cüzdanı çalınmıştı.
- Hırsızın elini cebine soktuğunu farketmedin mi?
- Pi elin cebume cirdiğini farkettum ama kendi elum miydi, değil miydi onu farkedemedum.

DAVA
Hukuk imtihanında profesör öğrencilerine sorar:
- Farzediniz ki nişanlısınız, nişanlınızın benimle bulunduğunu haber alıyorsunuz. Bunun kanuni neticesi ne olabilir?
Öğrenci:
- Bir boşanma davası efendim.
- Nasıl olur? Daha evli değilsiniz ki!
- Ben evli değilim ama siz evlisiniz.

AlkışlıYorum
Çevre yolunda 5. viteste son hızla yolculuk yaparken hapşurmamla beraber "Çok yaşa" diyen tam yanımda seyir halindeki Konyalı sürücü; çok naziksin.

GERÇEK KESİT
Cep telefonumu şarja takıp, ufak bir işimi halletmek üzere dışarı çıktım. Ablam 'naber' diye mesaj atmış. Geri dönüş olmayınca aramış.
Açmayınca merak edip, bugün görüşüp görüşmediğimizi sormak için annemi aramış.
Annem konuşmadan sonra meraklanmış, 'Bir de ben arayayım' demiş; ulaşamayınca eşimi aramış. İşyerinde olan eşim sabah iyi olduğumu söylemiş ve kapatınca beni aramış. Merak edip bugün görüştük mü diye annesini aramış. Kayınvalidem "Görüşmedik" demiş, beni aramış; açmayınca arkadaşımı aramış.
Arkadaşım da aramış ulaşamayınca huzursuz olmuş, kalkıp bana gelmiş. Kapıda karşılaştık.
İşin garip tarafı bu telefon yanımdayken hiç kimse aramaz, 2 saat evde bıraktım; bir Obama aramamış.