CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Eğer kadınlar dünyayı yönetseydi!

Eklenme Tarihi 22 Ağustos 2015
Bebeği yatırmak, bulaşıkları yıkamak ve yatakları yapmak "Maçoluk" olarak algılanırdı...
Eğer kadınlar dünyayı yönetseydi erkekler sadece nefes aldıkları için iyi bir kısmet olarak düşünülmezdi.
Araştırma paraları, erkekler için doğum kontrol haplarını keşfetmek üzere harcanırdı.
Kadınlar için ideal kilo normalden 20 kg daha artardı.
Kilolu erkekler korse giymeye zorlanırdı.
Aybaşı öncesi bunalımı mahkemede geçerli bir savunma sayılırdı.
Erkekler gerçek kimliklerini, evli olup olmadıklarını, mesleklerini, anneleri ile yaşayıp yaşamadıklarını ve daha önce hiç biri ile olup olmadıklarını gösteren gerçek evraklarla dolaşırlardı.
Alışveriş bir spor türü olarak kabul edilirdi.
Erkekler sek* yapınca namusu kirlenirdi.
Dergilerde boy boy mayolu erkek resimleri gösterilirdi.
Kadın ayakkabılarını tasarlayan erkek onları giymeye zorlanırdı.
Yatma vaktinden 2 saat önce erkeklerin gaz üretici yiyecekler yemeleri yasak olurdu.
Erkekler evlendikten sonra da en az evlenmeden önce oldukları kadar ilgili olurlardı.
Erkekler kadın patronların sekreteri olurlar ve hiç bir karşılık almadan iki katı daha fazla çalışırlardı.
Erkekler kadınların kazandığı maaşın %30 daha aşağısını kazanırlardı.
Erkekler kadınlara Yalan Rüzgarı seyrederken, içecek ve çerez getirirlerdi.
Erkekler playboy dergisini ciddi yazıları için alırdı, çünkü içinde kadın resmi olmazdı,
Erkekler şu tür cümleleri öğrenirdi:
Özür dilerim Seni seviyorum Çok güzelsin Tabiki şişman değilsin Sen uyu canım ben bebeğe bakarım
Erkekler tamamiyle dış görünüşlerine bakılarak yargılanırlardı, kadınlar işe başarılarına göre.
Erkekler oturup saatlerce bizim (KADINLARIN) ne düşündüğünü bulmaya çalışırdı.
Erkekler kadınlarına arabalarından daha çok ilgi gösterirdi.
Bütün tuvalet oturakları aşağıda olurdu.
Erkekler en az kariyerleri kadar ilişkileri üzerinde de çalışırlardı.
Spor haberleri en fazla 1 dakika sürerdi.
Bütün erkekler ayda bir kere aybaşı öncesi bunalımını yaşatan bir makinaya sokulurdu.
Erkekler alyanslarını sürekli kullanmak zorunda kalırlardı ve bekar numarası yapamazlardı.
Orta yaş bunalımında erkekler sıkıntı ve aşırı sıcaklık hissederlerdi, kadınlar ise bir spor araba alıp 19 yaşındaki erkeklerle gezerlerdi.

KAYSERİ
İki Kayserili uçaga biner. Birbirleriyle sohbete başlarlar. Birisi öbürüne sorar:
-"Amerika'da ne iş yapıyorsun.?
O da; -"Fabrikalarım var" der ve sorar:
-"Peki sen ne iş yapıyorsun?"
O da; -"Ben de bir fabrikada isçi olarak çalışıyorum" der.
-"Peki kaç senedir çalışıyorsun?" diye sorunca O da; "25 yıldır" der.
-"Sen nasil Kayserili'sin, 25 yılda o fabrikanin sahibi olman lazımdı? diyince; -"Çalıştığım fabrikanın sahibi de Kayserili idi. O yüzden olamadım.."

NASİHAT
Genç delikanlı babası ile sohbet ederken, Baba :
-Bak evladım. Kadınlar 4 hayvanı çok sever; Kapıdaki Jaguar Gardropdaki vizon Yataktaki boğa ve bütün bunları hiç
düşünmeden ona sağlayan eşşek.

TARHANA
Hoca'nın canı şöyle bir tarhana çorbası çekmiş. Başlamış ağzı sulana sulana hayal kurmaya. O sırada kapı çalınmış ve komşunun oğlu: Hocam, annem hasta, bir tas çorba istiyor demiş.
Hoca,söylenmiş kendi kendine: Hey Allah'ım, bizim komşular hayalin bile kokusunu bile alıyor!

İNGİLİZCE
Temel İngiltere'ye gitmişti.
Arkadaşları Temel'e: - "İngilizce bilmezdin İngiltere'de çok sıkıntı çektin mi?" demişler.
Temel: - "Hayır, sıkıntıyı asıl İnciluzlar çekti..."

AlkışlıYorum
Muhteşem güzellikteki pazarlama müdiresiyle iş için şehir dışındayız.
Akşam otelde yemeğimizi yedik, "Hadi çıkıp gezelim biraz." dedi. Çıktık, kapının önünde "El ele gidelim mi?" dedi, heyecanlandım, "Olur tabi ki" dedim ve elimi uzattım. Güldü "Şu ilerideki mağazadan bahsediyorum adı L&L" dedi. Rezil oldum rezil. İngilizce isim koymayın şu dükkanlara yahu.

GERÇEK KESİT
Burasi Turkiye;
Olayın kahramanları, iki üniversite öğrencisi. Koyu geyik muhabbetinin döndüğü akşamlardan birinde, bu iki kafadar bir iddiaya girer.
Delikanlılardan biri, odanın tavanında asılı olan ampulü kendi ağzına tamamen sığdırabileceğini iddia eder. Evet yanlış okumadınız, bildiğiniz 100 mumluk ampulü. Ve sığdırır da.
Ancak bir sorun vardır. Ampulü ağzından geri çıkaramamaktadır. Öbür arkadaşı hayret eder, o da evdeki başka bir ampulü ağzına sokar ve tabi ki o da çıkaramaz. Bu iki kafadar hastanenin yolunu tutmaya karar verir. Ağızlarında ampul olduğu halde bir taksiye atlarlar. Konuşma zorluğu çekerek güç bela taksiciye dertlerini anlatırlar. Taksici bir taraftan gülme krizi geçirirken bir taraftan da "nasıl olur abi ya, uğraşsanız çıkar, bir asılın şöyle, şaka mi yapıyonuz ?" diye söylenmektedir. Neyse akşamın bir yarısında acile gelirler. Taksiciyle ayrılırlar, doktorlar çocukları beklemeleri için bir odaya alır.
Veeee aradan 15 dakika geçmeden taksici kapıda görünür, ağzında ampulle. Amcam çocuklara inanmamış, açık olan bir marketten ampul almış ve denemiştir