Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Anneler için Facebook kullanma rehberi-2

Eklenme Tarihi 17 Kasım 2015
6. Yaptığımız bir şeyi doğru bulmuyorsanız SMS falan atın, Facebook'ta yazmayın! Yaptığınız bir hareket, paylaştığınız bir fotoğraf ya da bir durum güncellemesi annenize uymuyor olabilir. Ne yazık ki 'Pek modern' anneler bu durumda mesaj atmak yerine, Facebook'ta yorum bırakmayı tercih ediyor. Yorum kısmında ise 'Sigara kötüdür', 'İçki içme, içersen de az iç' gibi kamu spotuvari uyarılarda bulunuyor.
Anneler! Onun yeri orası değil. Mesaj atın ve artık çocuklarınızı arkadaşları arasında alay konusu etmekten vazgeçin.
7. İstisnasız her fotoğrafımızın altına çok güzel olduğumuzu yazmanız bize kendimizi iyi değil, berbat hissettiriyor! Anneler evlatlarının peşinde, profillerinin kuytu köşelerinde gizlenip, sıkıldıkça 'Çok güzelsin kızım, çok yakışıklısın oğlum' yorumlarını araya salıyor. Bu yorumların sizi iyi hissettireceğini düşünüyorlar fakat bilmeliler ki bu, çocukları sıkmak, 'Kasmak' dışında hiçbir işe yaramıyor. Çocukları gençlik dönemine giren annelere ön bir uyarı olsun…
8. Bir şeyi 'Like etmek' illa ki ona bayılmak anlamına gelmiyor. Anneleriniz muhtemelen sizin fotoğraflarınızı beğenen kişileri adına, soyadına kadar biliyordur. Dolayısıyla sizin fotoğrafınızı en önce beğenen ve evladının karşı cinsi olan kişi, 'Anne' karakterine göre potansiyel damat ya da gelindir. Abartmanın alemi yok.
İnsanların, karşı cinsten arkadaşları da olabilir değil mi anneler…
9. Belli bir yaştan sonra 'Selfie' anlamını yitiriyor. Yaş almış başını gidiyor hala 'Zamanı yakalayacağım' atılımındasın… Anneler! Artık yüzünüzdeki su oranı düşüyor ve buruşmalar başladı. Üzgünüz ama gerçeklerle 'Yüzleşmelisiniz'. Selfie gibi bir akıma uyacağım aşkınız yüzünden kendinize, estetik açıdan değer kaybettirmeyin.
10. Bir kere tanıştığınız arkadaşlarımızı Facebook'ta eklemeyin.
Birini tanıştırmaya görsün, anneler bütün arkadaşları teker teker arkadaş listesine eklemeye başlıyorlar.
Bunun nedenine parçaları birleştirip varabiliyorsunuz aslında; çocuğumun tüm fotoğraflarına bakacağım, yanında kimler var, hepsine yorum yazacağım HEM DE BÜYÜK HARFLE YAZACAĞIM! Sadece bir kere konuştuğun kişiyle ne bu samimiyet?
11. Facebook'u not defteri gibi kullanmayın Anne-Facebook dostluğu ne kadar uzun süreli, o kadar iyi.
Sağlık problemleriyle alakalı paylaşımlar yaparak arkadaş listesindekileri bilinçlendirmeyi amaçlayan anneler, listesindekileri ve özellikle yaşça kendilerinden küçükleri daraltmaktan başka hiçbir işe yaramıyor.
Bunları paylaşmak yerine düzenli bir günlük tutarsanız daha kalıcı bir hareket yapmış olursunuz. Belli mi olur, Facebook kapanır falan…

SARILMAK
İki arkadaş hem içiyor, hem de karılarından yakınıyordu. Biri "Ben" dedi, "Evliliğimizin ilk senelerinde işten eve dönünce karımı kucaklar, nefesi kesilene kadar kollarımda sıkardım."
Diğeri içini çekerek sordu "Ya şimdi?"
- Şimdi mi? Daha fazla sıkmadığım için pişmanım!..

EŞEK
Tiyatroda, ünlü oyuncu rolü gereği uşaklarına bağırır; Atımı getirin!
O sırada münasebetsiz bir seyirci "Eşek olsa olmaz mı? diye seslenir. Oyuncu hiç istifini bozmaz: "Hay hay! Buyrun beyefendi!."

ÇAYİNG
Adamın biri bir gün İngiltere'ye gezmeye gitmek istemiş. Tabi İngilizce bilmediğinden arkadaşına sormuş: "Yav ben İngiltere'ye gidince onlarla nasıl anlaşacağım" demiş.
Arkadaşı da: "Bak konuştuğun her cümlenin sonuna 'İng' koy , onlar senin ne demek istediğini anlarlar" demiş. Ve adam İngiltere'ye gitmiş ve soluğu bir cafede almış. Arkadaşının taktiğini uygulamaya başlamış ve garsonu çağırmış: Sen bana bir çay getirebiling demiş ve garson şaşkın şaşkın çay getirmeye gitmiş.
Garson çayı hemen getirmiş. Adam demiş ki:
-Bak, ben ne güzel ingilizce konuşuyoring değiling demiş. Garson lafı yapıştırmış:
-Ben Türk olmaying, poh içerdin çaying!

BALIK AVI
Temel dünya turuna çıkar ve yolu Kanada'ya da düşer. Kırk yılda bir Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir ve işe koyulur. Tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur: "Oğlum burada balık yok!"
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler:
- Burada balık yok dedim sana...
Temel'in eli ayağı titreyerek seslenir: Tanrım, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur;
- Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim.

AlkışlıYorum
Elektrik kesildiğinde televizyonu kumandadan kapatan bir annem var. "Anne elektrik kesildi kumanda çalışmaz ki!" deyince de "Kumanda pille çalışıyor; bu kadar da cahil misiniz?" diyerek bize kızıyor. Tamam canım, sen yine kumandadan kapat televizyonu, yeter ki kızma.

SENFONİ ANALİZİ
Bir sanayi şirketinin Genel Müdürü ve aynı zamanda bir kültür vakfınca kurulan Senfoni Orkestrası'nın Yönetim Kurulu Başkanı, o ayın konseri olan Schubert'in Bitmemiş Senfonisi'ne gidemediğinden yerine şirketin verimlilik uzmanını gönderir.
Ertesi hafta, verimlilik uzmanından bir teşekkür ve değerlendirme raporu alır: "Sayın Genel Müdürüm"
* 4 obuacı, konserin önemli bir zaman diliminde boş oturmuşlardır. Bunların sayısı azaltılmalıdır ve diğerlerinin konsere daha çok katkısı sağlanmalıdır.
* 12 kemancı aynı anda aynı hareketleri yapmakta, aynı notaları seslendirmektedir.
Burada da personel tasarrufu şiddetle tavsiye ediyorum.
* Özellikle 16'lık notaların çalınması oldukça gereksizdir. Çünkü izleyiciler 8'lik notalarla 16'lık notalar arasındaki farkı anında hissedememektedirler.
Dolayısıyla 8'lik notalarla eser icra edilmeli, yüksek ücretli keman ustaları yerine stajyerler kullanılarak masraflar düşürülmelidir.
* Yaylı sazlarla işlenen pasajların, nefesli sazlarla tekrarının yol açtığı gereksiz tekrarlamalar önlenebilir. Böylece 2 saatlik konser de 20 dakikaya inmiş olur.
* Eğer Schubert bütün bunları bilmiş olsaydı, bitmemiş senfoni, bitmiş olurdu.
Saygılarımla....."