CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Anne ve baba kime denir

Eklenme Tarihi 10 Haziran 2015
İnternetten bulduğum güzel bir alıntıyı paylaştım sizinle. Aynı anda kendi çantasını, çocuğunun çantasını, çocuğunun oyuncak kutusunu,... market torbasını, çocuğunun ayakkabısını ve hatta çocuğunu taşıyan; bir yandan da ev anahtarını bulmaya çalışan kişiye ANNE; bilgisayar çantasını karısına vererek sadece oğlunu kucaklayana da BABA denir.

5 dakikada duş alıp 10 dakika içinde hem kendisini hem de çocuğunu hazırlayana ANNE; o 15 dakika boyunca gömleğine uygun kazak aramakla uğraştıktan sonra kapının önünde çantasını toparlayan karısına 'daha hazırlanmadın mı?' diye sorana BABA denir.

Uykusuzluktan süründüğü halde uyumamakta direnen çocuğuna söylenen kişiye ANNE; 'uykusu yok belli, olsa gider yatar zaten' diyene de BABA denir.

1 saatte üç çeşit yemek, üstüne de salata hazırlayıp bir yandan da çocuğunu yedirene ANNE; iki tane amerikan servis koyarak 'sofrayı hazırladım' diyene de BABA denir.

Gecede beş kere kalktığı halde şikayet etmeye hakkı olmayana ANNE; 'dün gece uykum bölündü oğlanın ağlamalarından' diye şikayet edene de BABA denir.

Çocuğu hastalandığında sabaha kadar başında bekleyene ANNE; işten evi arayarak karısına 'ilaçlarını verdin mi?' diye sorana BABA denir.

Pazar sabahı havanın güzel olduğunu görüp çocuklarını parka götürmeyi planlayana ANNE; 'bu havada spor yapmalı, siz parka gidin ben koşacağım' diyerek kendini sokağa atana BABA denir.

Tüm bunları açık açık yazana ANNE; 'hiç de değil, market torbalarını sana taşıtmıyorum' diyerek duruma son noktayı koyana da BABA denir. .............veee Bu diyalogların sonunda birbirine hala gülümseyenlere da AŞIK denir.

YENİ ÖĞRETMEN

Genç kadının biri ilkokul öğretmeni olarak staja başlar, çok heveslidir. Bir gün teneffüs sırasında bütün çocuklar futbol oynarken bir çocuğun oyun alanının sonunda kenarda durduğunu görür.
Çocuğun iyi olup olmadığını öğrenmek üzere yanına yaklaşır ve çocuk bir sorununun olmadığını söyler. Bir sure sonra genç kadın çocuğun yine tek başına aynı yerde durduğunu görür, içi rahat etmez ve tekrar çocuğa yaklaşarak, "Senin arkadaşın olmamı ister mısın ?" diye sorar, çocuk pek hevesli olmamakla birlikte "Tamam" der.
İlerleme kaydettiğini düşünen genç öğretmen "Bütün çocuklar topun peşinde koşturup oynarlarken sen neden burada duruyorsun?" diye sorar. Afallayan çocuk hayretle cevap verir : "Çünkü.. ben kaleciyim!!!"

İÇKİ KÖTÜDÜR

Sürekli içki içen arkadaşının haline acıyıp sorar : - İçip duruyorsun, derdin ne? - Karımla kavga ettik. - Aranız niye bozuldu? - Çok içtiğim için.

SİNEK


İki sinek uçuyormuş, arkadaki öndeki sineğe seslenmiş; - "Önündeki duvara dikkat et" demiş.
Öbürü; - "Ne Diyonggghhh!:.;

ALKIŞLIYORUM

80'li yılların sonlarında Beşiktaş-
Boluspor maçı sırasında hakem Beşiktaşın net 2 golünü vermez, Boluspor'a havadan bir penaltı verir.
Maç çığrından çıkmıştır. Beşiktaşlılar neredeyse sahayı terketmeyi düşünürler. Boluspor 2. golü de atar.
Metin Tekin santrayı yapmaz bekler.
Hakem düdüğü bir daha çalar ama Metin hala topa dokunmaz. Hakem, - Metin neden başlamıyorsun, bak kart çıkartırım, der. Metin cevap verir: " - Hocam kendi yarı sahanıza geçin de başlayalım."

MUHTEŞEM FRANK'A ÇOK BENZİYORSUN

Adamın biri sokağa daha adımını atar atmaz boş bir taksi bulmayı başarmış. Taksiye bindiğinde şoför, "Mükemmel zamanlama, aynı Frank gibisin" demiş.
Yolcu "Kim ?" diye sormuş.
Şoför; "Frank Feldman. O her şeyi tam zamanında yapan bir adamdı. Senin sokağa çıkar çıkmaz taksi buluvermen gibi şeyleri Frank Feldman her seferinde başarırdı."
Yolcu, "Bazen herkesin başının üzerinde şans bulutları dolaşır."
Şoför; "Hayır, Frank Feldman'ın durumu o değil. O her açıdan süper bir adamdı.
Katılsaydı teniste 'Grand-Slam'i kazanırdı.
Golf profesyoneliydi. Bir opera baritonu gibi şarkı söyler, bir Broadway sanatçısı gibi dans ederdi.
Piyano çalışını duymalıydın. Muhteşem bir adamdı."
Yolcu; "Kulağa gerçekten özel biriymiş gibi geliyor."
Şoför; " Dahası var... Hafızası bilgisayar gibiydi. Herkesin doğum gününü hatırlardı.
Şarap hakkında her şeyi, onunla ne ısmarlayacağını, hangi etin gittiğini bilirdi. Her şeyi tamir edebilirdi. Benim gibi degil. Ben bir sigorta değiştirmeye kalksam bütün sokağın elektiriği gider..."
Yolcu; "Vay be, önemli biri yani!"
Şoför; "Frank her zaman en hızlı seyredilecek yolu bilir, tıkanıklıklara takılmaz.
Benim gibi değil.
Ben her zaman trafikte takılırım. Frank hayatında tek bir hata yapmamıştır. Kadınlara nasıl davranılması gerektiğini, bir kadına kendisini iyi hissettirmeyi bilir. Kadın haksız bile olsa, bir kere bile cevap vermezdi.
Giyimine de her zaman özen gösterirdi, ayakkabıları hep parlardı.
Mükemmel bir insandı, tek bir hata bile yapmamıştır.
Hiç kimse onunla karşılaştırılamaz."
Yolcu, "Muhteşem birine benziyor. Nasıl tanıştın onunla ?"
Şoför; "Frank'la aslında hiç tanışmadım.
O öldü, ben onun kahrolası dul karısıyla evlendim!!!"