CANLI YAYIN
Ersin Ramoğlu
ERSİN RAMOĞLU

Arınç’ın hırçınlığı

Eklenme Tarihi 18 Eylül 2026

Bülent Arınç nikah töreninde öfke kustu.

Ne söylese içinde bir sitem…

Anlattıklarında bir hesaplaşma…

Dönüp dolaşıp aynı yere geliyor.

Erdoğan'a…

AK Parti'ye…

Geçmişe…

Yıllardır içinde biriktirdiği bir kin var.

Arınç'ın ki eleştiri değil bir hesaplaşma.

Bunu yaparken yol arkadaşlarını hedef alıyor.

Oysa siyaset biraz da vefa işidir.

Dün yan yana olduğunuz insana bunları yaparsanız millet size "Ne değişti?" diye sorar!

Türkiye'nin son 20 yılına damgasını vuran bir lideri öfkeyle anlatamazsın.

Arınç'ın hırçınlığı burada sırıtıyor.

Çünkü eleştiri başka…

Kırgınlık başka…

İç hesaplaşma bambaşkadır!

İnsan bazen karşısındakini değil, kendini anlatır.

Arınç'ın sözlerinde bu görünüyor.

Siyasette herkesin bir geçmişi vardır.

Bugün söylenen sözlerle o geçmiş silinmez.

Arkadaşlarınızı yerden yere vurarak hiç silinmez.

Öfkesi büyüdükçe sözlerinin ağırlığı artmıyor.

Tam tersine…

Hırçınlığı arttıkça inandırıcılığı azalıyor

**

Oflu Köksal

Karadeniz insanını uzun uzun araştırmaya gerek yok.

Bir Oflu tanıyın yeter!

İnat eder.

Çalışır.

Yorulur ama durmaz.

"Olmaz" denilince de hafifçe gülümser.

Çünkü kafasında başka bir cümle vardır:

"Dur hele, bir de biz deneyelim!"

Köksal Holoğlu tam da böyle bir adam.

Oflu!

Yani mayası Karadeniz.

Ama hedefi sadece Karadeniz değil.

Romatem sağlık sektöründe büyüyen bir yapının dümeninde.

Hem de öyle "dümen bende, gemi nereye giderse gitsin" anlayışıyla değil.

Rotayı çizerek…

Yelkeni açarak…

Fırtınada geri dönmeyerek!

Romatem'in hikâyesi tam da böyle bir hikaye.

**

Bu iş sadece hastane işletmek değil.

Sağlıkta marka oluşturmak.

Teknolojiye yatırım yapmak.

Rehabilitasyon alanını büyütmek.

Sağlık turizmini geliştirmek.

Türkiye'nin sağlıkta sahip olduğu potansiyeli dünyaya taşımak.

Kısacası…

İşi büyütmek!

Holoğlu'nun farkı da burada.

Bazıları makam koltuğuna oturunca koltuğu büyütür.

Bazıları da oturduğu koltuğun hakkını verir.

Farkı anlamak için fazla uzağa gitmeye gerek yok.

Sonuçlara bakmak yeter.

Romatem'in Türkiye'deki yapılanmasına, sağlık turizmi hedeflerine ve uluslararası açılımına bakın.

**

Karadeniz fırtınası boşuna çıkmıyor!

Adamın kafası belli.

"Türkiye sağlıkta daha ileri gitmeli."

İyi de yapmalı.

Çünkü sağlıkta artık sınırlar eskisi gibi değil.

Dünyanın bir ucundaki hasta, tedavi için başka bir ülkeye gidebiliyor.

Burada mesele sadece hastane yapmak değil.

Güven ve kalite oluşturmak.

İyi hekimleri, iyi teknolojiyi ve iyi yönetimi aynı çatı altında buluşturmak.

Holoğlu'nun yıllardır yaptığı iş bunun üzerine kurulu.

Bir de şu Ofluluk meselesi var tabii…

Oflunun motoru farklı çalışır.

Biri:

"Bu iş zor."

Oflu:

"Kim demiş?"

Biri:

"Bütçe lazım."

Oflu:

"Çalışırız."

Biri:

"Rakip çok."

Oflu:

"Biz de varız!"

Biri:

"Yurt dışı mı?"

Oflu'nun gözleri parlar:

"Neden olmasın?"

**

İşte girişimcilik biraz da budur.

Bahane aramak yerine yol aramak.

Duvara bakıp geri dönmek yerine kapı açmak.

Köksal Holoğlu'nun sağlık sektöründeki yolculuğunda dikkat çeken taraf bu.

Adam sadece bugünü düşünmüyor.

Yarını da hesaplıyor.

Romatem'i büyütürken sağlık turizmini de önemsiyor.

Yeni yatırımları da takip ediyor.

Uluslararası alana açılmayı da hedefliyor.

Çünkü belli ki onun hesabı küçük değil.

Oflu hesabı!

Karadeniz'de dalga küçükse kimse denize çıkmaz.

Ama dalga büyüyünce de Oflu geri durmaz.

"Fırtına mı?"

"Haydi bakalım!"

Köksal Holoğlu'nun hikâyesi biraz da böyle.

**

Of'tan çıkan bir adamın sağlık sektöründe attığı adımlar…

Türkiye sınırlarını aşan bir markaya dönüşme çabası…

Ve bütün bunların merkezinde insan.

Bence asıl mesele burada.

Çünkü hastane binası yapılır.

Tabela asılır.

Cihaz alınır.

Personel çalışır.

Ama güven öyle kolay inşa edilmez.

İnsanların hayatına dokunacaksınız ki adınız kalıcı olsun.

Holoğlu'nun hikâyesinde dikkat çeken taraf da bu.

Sadece bina büyütmek değil…

İşi büyütmek.

Sadece marka büyütmek değil…

Umudu büyütmek.

Son söz mü?

Karadeniz'in dalgasını herkes görür.

Ama o dalganın içinden çıkan enerjiyi herkes kullanamaz.

Köksal Holoğlu kullanıyor.

Oflu olduğu için mi?

Belki…

Çalışkan olduğu için mi?

Kesinlikle…

Cesur olduğu için mi?

Büyük ölçüde…

Ama galiba en önemlisi şu:

Adamın fıtratında "vazgeçmek" yok!

Karadeniz'den çıkan rüzgâr bazen fırtınaya dönüşür.

Köksal Holoğlu'nunki de sağlık sektöründe esiyor.

Hem de öyle hafif meltem gibi değil…

Of usulü:

Sert, hızlı ve önüne çıkanı aşacak cinsten!