Özgür Özel'in kuracağı yeni partide FETÖ'den işlem görenler ile Abdulah Gül, Hüseyin Çelik ve Bülent Arınç gibi simge isimler de olacak.
Bu yeni bir FETÖ tezgahıdır…
15 Temmuz'da ele geçiremedikleri ülkemizi ele geçirmek için kurulacak yeni bir tuzaktır aman dikkat.
Meclis'in önünde kavga çıkaranların FETÖ'den ihraç edilenlerden oluşması size bir şeyler anlatıyor mu?
FETÖ artıklarının devleti ele geçirme hayalleri suya düşünce bu kez farklı yollar denediler...
Kimi partiye sızdı, kimi yapıya tutundu...
Olmayınca da başka hesapların peşine düştüler.
Bugün yaşananların arkasında kimin aklı var, kim kimi yönlendiriyor, bunu millet zaten görüyor.
Sosyal medyadaki azgın azınlık ise yine ortalığı velveleye vermiş durumda.
Klavyenin başında devrim yapıyorlar!
Sabah akşam hakaret, tehdit, algı...
Ama iş sandığa gelince hesaplar şaşıyor.
Mini seçimler için Özgür Efendi miting üstüne miting yaptı.
Mikrofonu elinden bırakmadı.
Sanki Türkiye genel seçime gidiyor...
Sonuç?
Beklediği tablo çıkmadı.
Bu kafayla çıkması da zor zaten.
**
Yeni belde statüsü kazanmış, nüfusu sınırlı birkaç yerleşim yerindeki seçimleri neredeyse "iktidar değişiyor" manşetleriyle sundular.
Özgür Efendi kazansaydı günlerce zafer türküleri söylenecekti.
Televizyonlar sabaha kadar açık kalacak, yorumcular nöbet tutacaktı.
Şimdi ise...
"Canım bunlar yerel seçimdi..."
"Biz zaten asılmadık..."
"Önemli olan moral üstünlük..."
Hadi oradan!
Madem önemsizdi, haftalardır neden davulunu çaldınız?
Altı beldenin beşini Cumhur İttifakı aldı.
Biri CHP'de kaldı.
Ortaya çıkan tablo, Özgür Efendi'nin siyasi sihrinin sosyal medya filtreleri kadar güçlü olmadığını gösterdi.
**
"Hırsız Ekrem" etrafında kümelenen paralı troller, kiralık botlar ve sanal kahramanlar yine duvara tosladı.
Çünkü saha başka...
Telefon ekranı başka...
X'te trend topic olmakla seçim kazanılmıyor.
Millet sandığa giderken bot hesaplara değil, cebine ve gördüğüne bakıyor.
Anlaşılan o ki bazıları yine seçim sabahı büyük beklentilerle uyanacak...
Akşam olunca da sonucu görünce ekran başında birbirine moral verecek.
Çünkü sosyal medyada kurdukları iktidar, sandık başına gelince nedense hep elektrikleri kesilmiş lunaparka dönüyor.
**
SANDIKTA SİYASET
TRİBÜNDE FUTBOL
Mehmet Ali Bilici...
TBMM'nin 18, 20 ve 21. Dönemlerinde Adana milletvekili.
Sonra AK Parti'nin Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu. Adı FETÖ ile anılan Seyhan Belediye Başkanının başkasına çalışması nedeniyle seçimi az farkla kaybetti.
Cavit Çağlar deseniz...
Siyasetin, iş dünyasının ve sporun içinden geçmiş bir isim.
Milletvekilliği yaptı, bakanlık yaptı, kulüp yönetti.
İkilinin yolları yıllarca siyasette kesişti.
Ama bu kez konu hükümet kurmak değildi.
Konu Fenerbahçe seçimiydi...
İki eski dost, Aziz Yıldırım'a oy vermek için aynı sandıkta buluştu.
Demek ki bazı dostluklar parti değiştirir, makam değiştirir ama takım değiştirmez!
**
Siyasetin emektar isimlerinin futbola olan ilgisi hiç eksilmiyor.
Zaten bizim memlekette futbol ile siyaset arasındaki çizgi, hakemin uzatma süresi kadar belirsizdir.
Tribünde oturanların yarısı siyaset konuşur...
Siyasetçilerin yarısı da teknik direktörlük yapar!
Bir kahvehanede oturun...
Beş dakikada hükümet kurulur.
On dakikada da Fenerbahçe'nin ilk 11'i yeniden yazılır.
Cavit Çağlar ile Mehmet Ali Bilici'nin Aziz Yıldırım tercihi bu yüzden kimseyi şaşırtmadı.
Eski siyasetçiler iyi bilir...
Sandık her yerde sandıktır.
Tek farkı şudur:
Milletvekili seçiminde mazbata verirler,
Kulüp seçiminde ise transfer beklentisi...
**
Velhasıl...
Ankara'da olanlar gün gelir stat koridorlarında da görünür.
Siyasetin eski kurtları bazen kravatı çıkarır, forma giyer.
Çünkü Türkiye'de futbol sadece futbol değildir.
Biraz heyecandır...
Biraz rekabettir...
Biraz siyasettir...
Biraz da eski dostların yıllar sonra aynı sandıkta buluşma hikâyesidir.
Mehmet Ali Bilici de, Cavit Çağlar da yaşayan birer siyasi arşiv gibidir. O eski Ankara günlerini anlatmaya başlasalar birkaç cilt hatırat çıkar.
Kimlerin gelip geçtiğini...
Kimlerin kalıcı olduğunu...
Kimlerin ilk seçimde kaybolduğunu uzun uzun anlatırlar.
Bazıları emekli olur.
Bazıları unutulur.
Ama bazı isimler vardır ki siyasetin albümünde sararmayan fotoğraf gibi kalır.
Bilici ve Çağlar da o isimlerden...
Allah ikisine de uzun ömür versin.
Çünkü eski Ankara'yı anlatacak canlı tanık bulmak artık pek kolay değil.
Hem zaten...
Bugünün siyasetçileri dünün hikâyelerini dinlemezse,
yarının hatıralarını da yazamaz ki.