Önce Fatih hocanın göreve gelmesi, ardından milli takımımızın 3 maçı üst üste kazanması Kaf Dağı'nın ardındaki ümitlerimizi bir anda gerçekleştirme imkanı tanıdı.
Hollanda karşısında alacağımız galibiyet, bizi Brezilya'ya taşıyacaktı.
Ama olmadı yapamadık.
İnandık, istedik, milletçe dua ettik ama futbolun doğrularına mağlup olduk.
İKİ KALE ÖNÜ GERÇEĞİ
Öncelikle son 4 maçta yaşattıkları sevinç ve heyecan için Fatih Terim ve öğrencilerine çok teşekkür ediyorum. Sonrasında ise dün gece neden kaybettik, bir kaç cümle ile açıklamaya çalışalım.
Futbolda kazanmanın formülü basittir.
İki kale önünde daha az hata yapan, ve daha becerikli olan taraf daima kazanır. Dün geceki futbol tarihimizdeki en büyük eksikliğimiz de iki kale önünde yetersiz kalmamız.
Yediğimiz ilk gole bakalım...
25 metreden gelen bir ortayı, stoperlerimizden biri ıskalıyorsa, diğeri hamle yapamıyorsa, kalecimiz de iki arkadaşının topa dokunamıyacaklarını hesap ediyorsa, topu filelerde görürsünüz. Ya da özellikle ilk devrenin sonlarında, hiçbir takımın Hollanda'ya karşı bulamadığı kadar çok pozisyon bulup, atamazsanız maçı kaybedersiniz.
Hollanda'ya karşı kaybetmek, dünyanın sonu değil.
Önemli olan 2016 elemelerinde Macaristan ve Romanya gibi takımlara puan kaybetmemektir!
* * *
MAÇIN EN İYİ OYUNCUSU
Arjen Robben , modern bir hücum oyuncusunun nasıl olması gerektiğinin örneklerini verdi.
* * *
MAÇIN EN KÖTÜ OYUNCUSU
Bir oyuncu söylemek zor. Sonuç bizim adımıza kötü olunca, kötü oyuncu söylemlemek gereksiz.