Önümüzdeki günlerde Türkiye'nin en çok ilgilenmek durumunda kalacağı bölge yine Ortadoğu olacak.
Suriye ve Irak ana sahnelerinde mücadele verilecek. Türkiye'nin Fırat Kalkanı ve Afrin bölgelerinde kurduğu düzen işlemeye devam eder. Münbiç konusunda ABD ile bir uzlaşı üretildi. Münbiç şimdi PYD/PKK unsurlarından temizlenecek.
Bu temizliğin Süleyman Şah Türbesine kadar uzanmasını bekliyorum. Yakın zamanda türbe eski yerine alınabilir ve Türkiye sınırından türbeye kadar bir koridor açılabilir. Bunun defalardır planlandığı ortada.
Benzer bir uzlaşı Ruslarla Tel-Rıfat bölgesinde üretilecek gibi görünüyor.
Rejim güçleri çıkacak bölge Türkiye- Rusya ortak kontrolüne girecek.
Böylece sınırdaki pürüzler teker teker halledilmiş olacak.
Bunun yanında Türkiye'nin Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'de başka hedefleri de var. Kandil Operasyonu zaten sürüyor.
Türkiye daha derine inmeyi deneyecektir. Bu konuda şimdiye kadar ciddi bir dirençle karşılaşmış değil. Fakat derine indikçe muhalif sesler yükselebilir. İran, Irak ve hatta ABD'nin konuya müdahil olması beklenebilir. Ancak uzun zamandır şahitlik ettiğimiz bir durum var.
Amerika'nın kendi karmaşası nedeniyle Ortadoğu'da bıraktığı güç boşluğu Türkiye'nin lehine sonuçlar doğuruyor.
Bu anlamda Irak sahnesinde Türkiye daha sert oynayabilir.
Hem İran hem Irak'ı kendi konumuna zorlayabilir. Irak merkezi hükümeti bu konuda arada muhalif açıklamalar yapabilir ama çok ciddiye almayı gerektirecek bir durum yok.
Aynı zamanda Türkiye bu konuda Barzani'yi de kendine daha yakın olması hususunda baskı altına alacaktır.
İran ise ya Türkiye'yle işbirliği yapar ya da Kandil'den kaçan teröristlerin kendi ülkesine girişini izlemek durumunda kalabilir. Bu İran'ın tercihi. Türkiye ikisini de kabul edebilir. Ama akılda tutmak lazım.
Birkaç aylık bir Kandil Operasyonu Türkiye'nin beklediği sonuçları üretmeye yeterli değil. Bu operasyonu çok daha uzun vadeli planlamak lazım.
En az bir kış boyunca Kandil'in abluka altında tutulması ve sonrasında doğru düzgün güvenlik hatlarının kurulması gerekiyor. Sincar operasyonu da buna benzer bir denge üzerine inşa edilecek. Amerika'nın yokluğunda Türkiye İran ve Irak'ı sıkıştıracaktır.
Geriye yalnızca Fırat-Dicle arasındaki Suriye toprakları kalır. Amerika'nın etkin bir biçimde savunacağı tek bölge burası. Türkiye için de çok önemli. Bu nedenle Türkiye diğer alanlardaki pürüzleri hallettikçe bu bölge için Amerika üzerinde baskı kurmaya devam edecek.
Tüm bu resmin içinde en belirleyici olacak faktör Amerika'nın İran'a karşı takınacağı tavırdır. Amerika gerçekten İran'a karşı ekonomik ambargo dışında siyasi ve askeri unsurları da barındıran bir sıkıştırma siyasetine girerse o zaman Türkiye'ye daha fazla ihtiyacı olur. Böylece PYD konusunda da taviz vermeye açık hale gelir.
Kısaca söylemek gerekirse, yakın ve orta vadede Türkiye'nin dış politika gündemi Suriye, Irak ve belki de İran olacak. Bu süre zarfında Türkiye'nin müzakere ettiği taraflar ise çoğunlukla Amerika ve Rusya olacak.
Avrupa Birliği gibi diğer bölge ve aktörlerle ilişkiler devam edecek.
Ama bunlar Türkiye'nin kritik konularını oluşturmayacak. AB kendi krizleriyle boğuştuğu müddetçe Türkiye'nin dış politika gündeminde belirleyici olma ihtimali görünmüyor.