CANLI YAYIN
Hasan Basri Yalçın
HASAN BASRİ YALÇIN

Yeni sistemin kurumları

Eklenme Tarihi 01 Temmuz 2018
SEÇİM öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni icranın nasıl kurumsallaşacağıma dair genel çerçeveyi verdi. Bu çerçevede hemen dikkat çeken birkaç konu var.
İlki bakanlıkların sayısındaki azalma.
Şu an yirmi altı olan bakanlık sayısı yeni dönemde on altıya inecek. Önemli sayıdaki bakanlık birleştirilecek.
Mesela AB Bakanlığı kalkacak ve Dış İşleri Bakanlığı'yla birleşecek.
Ekonomiyle ilgili bakanlıklarda da benzer uygulamalar olacak. Böylece hem masraflarda ciddi bir tasarruf olacak hem de işleyiş daha etkin hale gelecek.
Bakanlıkların sayısının çok olduğu ve buralardaki makam araçları konusu hep söylenir. Ama ben kişisel olarak asıl meselenin makam araçlarına indirilemeyeceği kanaatini hep taşıdım.
Türkiye gibi büyük bir ülkenin bütçesinde bu tür harcamalar çok büyük kalemler değildir. Tabii ki tasarruf iyidir ancak bu zannedildiği gibi büyük rakamlara karşılık gelmez.
Daha önemli olan bakanlıklardaki yeniden yapılanma şansıdır. Fırsat bu fırsat. Tüm hantal bakanlık yapıları ve bürokratik mekanizmalar yeniden dizayn edilmeli. Mesela AB Bakanlığını içine alacak olan Dış İşleri Bakanlığı bunu sadece yeni bir müdürlük olarak ihdas etme eğiliminde olmamalı. Aksine hem kendi içindeki hem de kendisine eklemlenecek bakanlıktaki kurumsal yapı, kurum kültürü, personel tipi ve dış ilişkileri bütünüyle gözden geçirilmeli.
Mesela Dış İşlerin'deki personelin ülke gerçeklerine uygun hale getirilmesi şart.
Sosyo-ekonomik dengeleri ve yeni siyasi gerçekleri yansıtmayan bir bakanlık yapısının ne sürdürülmesi mümkündür ne de ülkeye faydası olur.
Yeni dönemde bürokratik vesayetin kırılacağı düşünüldüğünde ve siyasi atamaların daha fazla yapılacağı görüldüğünde bürokratik korumacılığın sürdürülemeyeceği ortaya çıkar. Dış İşleri Bakanlığı gibi bir kurum bu yeni gerçekliğe kendini uydurmazsa siyasi irade bu işi çok daha sert biçimde yapar.
Artık bir takım bürokratik gruplar Erdoğan'ın ve Cumhurbaşkanlığı sisteminin kalıcı olduğunu umarım görmüşlerdir. İşlemeyen yapıların değiştirileceğini de anlamışlardır. Ama kurum ezberleri nedeniyle ısrar eden olabilir. O zaman da yukarıdan aşağı düzenlemeler olacaktır. Aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri gibi kilit kurumlar da bu yeni döneme kendini ayarlamak zorunda.
Yine çok önemli konulardan biri devlet yapısında bu tür kurumların nereye bağlanacağıdır. Mesela Genelkurmay Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanacak mı? Hep beraber göreceğiz.
15 Temmuz darbe girişiminden bu yana güvenlik kurumlarında çeşitli düzenlemeler yapıldı. Şimdi bunları daha da sağlam bir zemine oturtmak için bu tür düzenlemelerin hassasiyetle yapılması gerekir.
Ordunun muharip kısmıyla idari bölümleri arasındaki ayrışmanın kurumsallaştırılması ancak bu tür düzenlemeler yoluyla olur.
Genelkurmay eğer Savunma Bakanlığı'nın altına alınmayacaksa Cumhurbaşkanlığı'na bağlı bir danışmanlık statüsüne oturtulabilir.
Eğer savunma bakanlığının altında olacaksa da muharip kıtalarla ilişkisi daha yakın olabilir. Bu tür düzenlemelerde henüz çok ayrıntıya girmiş değiliz.
Biz kamuoyunda bunları tartışmayı atlayabiliriz ancak gerçekte bu düzenleme işiyle boğuşacak insanlar tüm bu ayrıntılarla ciddi bir yüzleşme geçirecek.
Öyle 'yaptık oldu' denilecek şeyler değil.
Hep söylenir. Şeytan ayrıntıda gizlidir. Bu tür sorunlardan korunmak için her ayrıntıyı uzun uzun ele almak zorundayız. Tabii gerçek hayatta kervan biraz da yolda düzülür. Biraz öyle düzülmesi de sağlıklıdır. Ancak bütünüyle yolda düzmemek lazım... En azından siyasi önceliklerimizin netleşmiş olması gerekir.
Genel çerçevenin netleşmesi beklenir ki, ayrıntılar prensiplerin hilafına çalışamasın.