Bugünkü
Takvim
  • 05 Ağustos 2020, Çarşamba

Saksı çiçeği

BUNDAN 20 yıl önce yapılan bir araştırmaya göre dünyada iklim değişikliklerinin önüne geçebilmek için kişi başına 10 bin fidan dikilmesi gerekiyordu.
Şimdi ocağına incir ağacı dikilen dünyada bu rakam herhalde kişi başına 100 bini bulmuştur.
Not: Bizim ülkemizde böyle konular televizyonların ilgi alanına girmez!
*****
Ormanı sadece yaz günlerinde piknik alanı olarak görenlerin ormanlar yanarken feryadı bellidir.
"Gitti bizim mangal yeri!" Kansız bir tüccar da ellerini ovuşturur o sıra.
"Yakında inşaata başlarız!"
*****
Her ağaç yanarken yanındaki ağaca katilin adını fısıldar!
"Benzine ateş üfleyen insan adlı ejderha!"
*****
Harika giysiler içindeki ormanı çıplak görmek abazan erkeklerin rüyasıdır.
Ruhlarındaki erkeklik ateşini böyle dışa vururlar.
Ormanları yakarak!
*****
Gençliğimizde ormandaki ağaçların üzerine kalp işareti yapıp içine iki harf sığdırdığımız için suçlanırdık.
Şimdi ormanları yakanlar "el altından" taçlanıyor!
*****
"Ormanda ateş yakmak yasaktır" yazılı kocaman levhalar vardır da kimsenin umurunda değildir.
Birileri ormanda piknik yaparken sıkıysa başka birileri de "niye burada ateş yakıyorsun?" diye sorsun bakalım, kimin başı derde giriyor ve kimin canı elden gidiyor!
*****
Ormanlar bir ülkenin nefes borusudur ama "kasten orman yakmak müebbet hapis cezasını gerektirir" desek nefesimizi boşa harcamış oluruz.
O yüzden ormanların el yazılı isyanıdır.
"Bir insan ellerinin onurlu işler için yaratıldığını bilse, kibriti çakan o ellerden utanırdı ama paranın mevzubahis olduğu yerde utanmak yoktur elleri ovuşturmak vardır!"
*****
Asıl isyan dipnotta!
"Değişen iklimlerde, çatlayan topraklarda, depremlerde başınızı o taş binalarınıza vurabilirsiniz.
Merak etmeyin ses çıkmaz!" "Hey! Kimse yok mu?" Ağaçların yanarken çıkardığı sesi duymayanları da kimse duymaz!
*****
O sırada penceresinin önündeki küçük saksı çiçeğiyle konuşmaktadır yaşlı bir kadın.
"Analarını babalarını yaktıkları için mi ağlıyorsun saksı çiçeğim?"

NOSTALJİK
Bizler yaşlandıkça kalplerimizi avuçlarımıza alır tören adımlarıyla gelecek zamana yürürüz.
Mazi; ceketimizi sırtından tutup çekiştirir "nereye?" "Ölüme" deriz ama zamanın da cevabı hazırdır; "ben seni çocukken birkaç kere öldürdüm daha ne istiyorsun?" Ben de derim ki; "seninle öldüğüm yılları bugünkü hayata değişmem!" Not: O yüzden çocukluğumun mahallesinde geçirdim bayramı!

MUTLULUK TAKVİMİ
Bahis oyunlarına güvenme.
Akşam saatlerinde deniz kıyısında yürü.
Duyarlı ol.

Sürgünde can gibiyim
Başımda türlü dertler
Sırtımdan vurdu beni
Dost sandığım namertler
Dertlenir bende acı
Gurbeti evim sandım
Gözlerim susuz çeşme
Ağlamaktan utandım
Selam söyle ölüme
Baş eğmedim zulüme
Meşaledir yüreğim
Tutuşturdum elime
Hakkı YALÇIN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya