ELBETTE bizim gibi düşünen insanlar vardır ama anlatmaya çalıştıklarımız karşımızdaki insanların anlamak istedikleri kadardır.
O yüzden bir yazarın en büyük güvencesi okurlarının zekasına ve vicdanına olan inancıdır.
Siyasetle işimiz yoktur, despotizme yalakalık edenlerle ve zengin şımarıklarla Araf'ta hesabımız vardır.
Hakkımızı yiyenler zıkkımın kökünü yesin!
***
İnsanları birbirine kırdırmak için yazdıklarını ortaya koyan senaristleri boldur medyanın, keselerini de doldururlar.
İnsanlık duyguları sıfır olup milyon dolarlık mal varlıklarına sahip olan gazetecileri merak ederiz.
"Başkalarının yıllarca çalışarak kazanamadığını sizler nasıl kazandınız?" deriz!
Gözü olanın gözü çıksın ama bunların sırları da ortaya çıksın isteriz!
Ne yazık ki bu ülkede parası ve gücü olana sorulacak hesaplar kilitlenmiştir.
***
Sosyal medyada troller vardır, onlar bankaları bile dolandıran kabadayıların ve paralı züppelerin sözcüleridir.
Bunlara "imitasyon insan" deriz! İpini sahibine teslim eden kukla olmak bir insana nasıl gurur verebilir, merak ederiz!
Hep mi kötünün arkasında durulur?
Hep mi iyi insanlar sırtından vurulur?
Sorularımıza cevap bekleriz.
Herkeste bir ahlak bekçiliği vardır da aile salonlarında kebap yemeyi ayrıcalık belleyenlerle, sokaklarda kadınları gözleriyle yiyen erkekler arasındaki çelişkinin çözümünü isteriz!
***
"Bir zamanlar hiçbir şeyimiz yoktu" diyenlere verecek cevabımız hazırdır.
"Bizim her şeyimiz vardı." Sevgimiz saygımız, adaletimiz, merhametimiz, cesaretimiz, yoksul ama onurlu yaşayıp onurlu ölenlerimiz.
Bir ayakkabının değerini bilenlerimiz, komşusu için ekmeği ikiye bölenlerimiz.
Sosyal medyadaki milyonlarca paylaşımdan daha etkili olan sessiz harflerimiz.
Daha ne olsun!
Şimdi ülkedeki azalan demokrasiyi artan saygısızlığı, cehaletin kadınlara ve kız çocuklarına yaptığı saldırıyı işaret ederiz!
Bir şeyler gitti mi gelmez bir daha!
İyi biliriz!
***
Şimdi lüks ciplerle kendi yolunu bulanların, başkalarının yolunu kapattıklarını görür ve isyan ederiz.
Oysa şiirlerde yazılıdır, "insan insanın kurdu değil yurdu olmalıdır" diye.
Hani elmaya kurt girmiştir de kemirir ya, öyle bir şeydir yolda kalmak.
Bizler her şeye rağmen yayan yürümeye devam ederiz. Yaralı askeri sırtında taşıyan diğer yaralı asker gibi.
MUTLULUK TAKVİMİ
Bugün birinin hayatına dokun.
Teneffüsteki çocukları izle.
Gelişim kitabı oku.
Bahis oyunlarına yem olma.
Bu ayrılık kim bilir
Bizden neler alacak
Bu yangın gecelere
Alışana kadar
Anılar her fırsatta
Kapımızı çalacak
Yeni bir hayata
Karışana kadar
Yarım kalan aşkların
Hikayesi çok derin
Suç ortağı olduk biz
Verdiğimiz sözlerin
Bu aşkın adı yaralı
Dilim hala dualı
Bir daha ne zaman
Karşılaşır
İki kadersiz sevdalı
Hakkı YALÇIN
Bu ülkede zenginin adı değişti, yoksulun kaderi hiçbir zaman değişmedi...
Engelli Otopark Alanı
İstanbul Ataköy'deki Plus Alışveriş
Merkezi'nin kapalı otoparkının giriş
kapısında kocaman bir tabela var.
"ENGELLİ OTOPARK ALANI."
18 Ağustos Pazartesi günü saat
14.05'de "ENGELLİ OTOPARK ALANI"
tabelasının hemen altına
adamın biri 34 FRR 23 plakalı
Ferrari'sini park etti.
Fotoğraflarını çektim, otopark
görevlilerine söyledim, pek ilgilerini
çekmedi.
O kadar kamera var, işlerine
gelmeyince kameralar da gözlerini
kapatıyor.
Bu ülkede kuralların uygulanmasını
bile otomobil markaları belirler.
Engelli insanların haklarına
bile sahip çıkılmayan alışveriş
merkezlerinde, yarın ruhsatsız silahlarla
çatışmalar izlersek kimse şaşırmasın!