KAVURUCU yaz günlerinde marketlerde satılan sulara değil, her köşe başındaki çeşmelere susuyorum. Allah'ın suyunu elimizden alanlarla, haksız hukuktan ruhsat alanları gördüğüm zaman içime kapanıp susuyorum.
Susarak konuştuğum gençlik fotoğraflarım gibi.
***
Başkasının elindeki suyu bile gözleriyle içen, önünde bir kadın yürürken kendinden geçenlerin hükmü var artık. Buna karşılık dürüst insanların haksızlığa karşı kazanacağı bir zafer kalmadı.
Kıt kanaat yaşayan müzik emekçilerinin kazandıkları davaların İstinaf Mahkemelerindeki dosyaları "bertaraf" ediliyorsa, o emekçilerin Araf'tan başka sığınacak gerçekleri de kalmadı.
***
Yıllar önce bir ölüden mektup almıştım. Hayatı ses geçirmeyen bir duvarın arkasındayken, "şu anda sadece karanlık bir boşluğa hükmediyorum" demişti.
"İnsan ölse de gözleri asla yaşlanmaz" diye not düşmüş, yaşayan ölüleri işaret etmişti.
"Yaşarken çürümekle bir tabutun içinde çürümek arasında fark görmüyorum!" diyen bir ölü hayata kaderiyle veda etmemişti ve celladını da tanıyordu.
Üzerinde parmak izlerini bıraktığı katilinin hala özgür olmasına da şaşırmamıştı. Hak yiyenlere hukuku inkar edenlere sitemleri okkalıydı.
"Havayı içinize çekiyor, memleketin ekmeğini yiyor suyunu içiyorsunuz.
Peki sizlere bu hayatı bahşeden Allah korkusundan niye bu kadar kolay vazgeçiyorsunuz?" Bir ölünün sitemlerine o zaman da dirilerden cevap alamamıştım şimdi de birilerinin sesinin çıkacağını zannetmiyorum.
***
Ne güzel yıllardı. Sokaklarda özgürce oynardı çocuklar. Sabahın erken saatlerinde toprak yollarda bile çamura batmadan işe giderdi genç kızlar. Akşam karanlığında evlerine dönerken köprü altında adamlar olurdu da onların her birini bugünün profesörlerine değişmem.
***
Geçen yıllar içinde çok şey değişti.
Zenginin adı değişti yoksulun kaderi değişmedi. Onlar sadece umutlarını değil geleceklerini de kaybetti!
Kazanmayı da istemediler galiba!
Gençliğimdeki gibi.
***
Bizlere gelince.
Sadece yaş değil çok şeyler düştü gözümüzden!
Paranın canı cehenneme!
Bizler bu memleket için bin kere yandık da bu memleket bir kere bile yanmadı bizim yüzümüzden!
MUTLULUK TAKVİMİ
Minimalist yaşamı tercih et.
Korna çalma.
Günbatımını fotoğrafla.
Kitap reyonunu dolaş.
Kudurdu kalleşlik
Namertlik moda
Para için ruhunu
Satanı gördüm
Nasılsa bana
Dokunmaz deyip
Yılanın koynunda
Yatanı gördüm
Neyin Brutus'u
Neyin Sezar'ı
Bebelere tüfek
Çatanı gördüm
Şimdi dört yanımız
Bir can pazarı
Katilin elinden
Tutanı gördüm
Hakkı YALÇIN
İnsanına eşit davranmayan haksız hukuk bir ülkenin en ağır yenilgisidir.
Şeytani zeka!
Yapay zeka berber dükkanı açarsa ne olur? Kabadayıların ve kiralık katillerin saçlarına briyantin sürer, masum insanların boğazını keser.
Yapay zekanın kan grubu yoktur ama Netanyahu'nun dişlerindeki kanın kuruması için yapay zekanın bile yapabileceği bir şey yoktur. Onlar fotoğraflarında "ölü" çıkar. Normal zekayla bakınca ne kadar kansız oldukları da ortaya çıkar.
Yapay zekada "şeytan tüyü" arayanlar, yüreklerinin balistik raporlarını çıkarsınlar. Beyinlerini de "şeytan doldurur" çünkü!