İki ayrı yana kayan yıldızları.
Ülkemizin nereye taşındığını.
Taksim'in öznesi bölücülüğe soyunduysa, barışı giyinmek kolay mı sanıyorsunuz?
Mesele ağaç olmaktan çıktı.
Meselenin özündeki masumiyet hala bir yerde kendini korusa da, resimler değişti, sokaktaki insanlar bile politize oldu. Duvarlar küfür kıyamet!
Çevreci insanların tepkisine hakkını verelim.
Politikanın söylemlerini de dikkate alalım.
Ama hangi direniş Başbakan'ın tepkilerini çok sayar da... Bir Başbakan'ın kendisine ve ailesine yönelik sövgülü sözleri kendine hak sayar peki? Bunu da düşünmek gerekir.
Türkiye gençlerini hiçbir zaman dikkate almamıştır. Dün de, bugün de.
Genel yayın yönetmenliği yaparken politik tanrılığa soyunup, ülkenin medyasının bugünlere gelme sebebi olanlar, içlerindeki korkuyu bu gençlerle yok etmek istediler.
Bilinmelidir ki...
Kendine saklananların, "Biz bu nesli böyle bilmezdik" gazlamaları, biber gazından daha tehlikelidir.
Ateş benzin emiyor.
Kolay yazıldığı halde, ancak bu kadar güç okunabilir "barış!"
Nefret bir tahterevallinin iki ucudur.
Biri inerken diğeri kalkar.
Hepimiz kendi duygularımıza değer arıyorsak, karşımızdaki insanların değerlerine de saygı göstermeliyiz.
Hayatın elçisi olmakla, hayalin elçileri olmak arasındaki fark budur.
Hızla kaybettiğimiz çok şey var. Dünya sahnesindeki Türkiye gerçeği. Sevgi, saygı.
Her şeyden önemlisi bütünlüğümüz.
Bu mesele, tehlikesi kolay atlatılmayan bir devrim macerası olarak görülmesin.
Hepimizin payına düşen barışın ve kardeşliğin sözcükleridir.
Başımızı ne kadar "taraflı" bir duruşa çevirirsek, o kadar düşmanlık ektiğimizi bilmeliyiz.
Hepimiz insanız nihayetinde.
Hepimiz ölümlü.
Vicdanlarımızı kaybetmediysek, her şeyin bir çaresi vardır.
Benim hala ümidim var.
Yoksa bu yangın da hepimizin olacak.
Bu tufan da...
* * *
UCUZ CAN ÜLKESİ
Kahramanmaraş'ta, 19 yaşındaki hayvan, 9 yaşındaki kız çocuğunun önünü kesiyor.
Para istiyor, küçük kız parasının olmadığını söyleyince boğazını kesiyor.
Küçük kız yaşam kavgası veriyor.
Bu ülkede can o kadar ucuzladı ki.
Dileyen, dilediğini yere seriyor.
* * *
İnsan olana kin yakışmaz.
* * *
İnsanları kışkırtarak beslenenler için hayatın öznesi para olabilir. Ama bunun mahşeri de var.
* * *
11 Haziran 2013
Mutluluk takvimi
Denizin kokusunu içine çek.
Asansör yerine merdiven kullan.
Beyin jimnastiği yap.
Sokakta kahve iç.* * *
Her veda ömürden
Çalınmış zaman
Duvarlarda hasretimin
Parmak izi
En korktuğum kelime
Unutulmak
Tutukluyum sana
İki gözümün denizi
Görsen ağlarsın
Baksan utanırsın
gözlerimden
Asla gurur duymazsın
Bıraktığın eserinden
İkimizin adına
üzülüyorum
Kendi adıma çok
özlüyorum
Kimse kimseyi
Böyle sevmez bir daha
Biliyorum biliyorum
Hakkı YALÇIN