Dün geceden her şeyi hazırladık.
Sabah kahvaltısını kısa pantolonlu bulutların üzerinde yapacağız.
E.T ile tanıştıracağım onları. O yüzden hepsi bisikletlerini de yanına alacak.
Akşam Kuyrukluyıldız'ın üzerinde gezinti var, herkesi kendi burcunun üzerinde gezdirecek.
Çocuklardan biri ateş böceklerine terlik pabuç getirmiş, "Annem aldı" dedi.
Aydede'nin, Türkiye'yi geceleri daha çok aydınlatmasını istiyor biri. "Karanlık gecelerden çok korkuyorum" diyor. Hadi Aydede bizi kırmadı da çocukların gecelerini aydınlattı diyelim.
Ya Türkiye'nin karanlık yarınları?
Ya bu çocuklara bırakamadığımız umutlar? Onları kim aydınlatacak?.
Çocuklardan biri, "Yıldızları cebime koysam Allah Baba bana kızar mı?" dedi. "Kızmaz" dedim. Galiba torba getirecek bugün. Yıldızları doldurup, mahalledeki arkadaşlarına dağıtmak için Öğle yemeğini E.T ısmarlayacak. Öyle konuştuk. "Sürprizim var" demişti, ben bile bilmiyorum ne yiyeceğimizi. "Ayda tuvalet var mı" diyen ufaklığa, "istediği yere çişini etmesini" söylerken, yaptığım yanlışın farkındaydım elbet.
Ama aklının erdiği andan itibaren, kuralların içine gömülen bir çocuğa, bir günlük saltanatı çok görmedi yüreğim.
Çocukken kazandıklarını, büyüyünce kaybetmemeleri için elimden geleni yapacağım.
Hayatın zindan edildiği bir ülkeden, çocukları bir günlük bir mutluluğa taşırken, değmeyin keyfime.
Bugün hiçbirini öğle uykusuna yatırmayacağım onları. Bütün kuralları hükümsüz kılacağım çocuk yüreklerde.
Beş çayında Venüs'e götüreceğim onları.
Akşam yemeğinde Mars'tayız.
Onların geceyarısı Samanyolu'nda koşuşturacaklarını düşündükçe, zevkten dört köşeyim.
Onlar şimdi en derin uykularında. Şimdi üstlerindeki yorganı ayaklarıyla iteklerken, düşlerinde bulutların üstündeler.
Bu sabah aya gelecekler benimle.
Uyanmak için horozların sesini bekliyorlar.