Zamanın olmadığı bir yerde yaşamayı düşlesek komik kaçar, böyle bir yerde aklımız da uçar zaten. O yüzden zamanın bizden aldıklarına karşılık bizler de zamandan güzellikler çalmayı öğrenmeliyiz. Zamana hükmetmek hünerimiz olamayacağına göre kendimize hükmetmeliyiz.
Üç boyutlu bir dünyada dördüncü boyut: Hayal. Kurduğumuz hayalleri başkalarıyla paylaşmak güzel şey. Hayallerimiz oldukça daha bir var olabiliyorsak; kendimizden gayrısını yok saymak hayat kitabında yoksa bizler de başkaları için var olmayı öğrenmeliyiz.
Hep karamsar olmak zorunda değiliz. Küçücük bir mum ışığı bile odayı aydınlatır, o yüzden yazlık sinemalarda terleyen çocukluğumuzu şimdi teknolojinin karşısında zehirlenen çocuklara gönderiyoruz.
Şimdi ahlaki değerleri hiçe sayan edepsiz şarkılar dillerdeyken, iç çamaşırıyla sahneye çıkan pespaye kadınlar, zibidi oğlanlar popüler olurken, bizler hâlâ 1970'li yılların şarkılarını dinliyoruz. O şarkılar gençliğimiz; bir sokak lambasının altında saatlerce beklemek. O şarkılar "Fabrika Kızı", "Tamirci Çırağı"... Ve sanki bugünkü aşklar için yazılmış: "Yazık Oldu Yarınlara!"
O şarkılarda özgürlük vardır; delikanlı ruh, kapı eşiklerine serilen kilimler, çinko damlı garip evlerde bulduğumuz huzur. O şarkılarda hüzün vardır; asker taşıyan kara trenler, aşka açılan camların buğusu, sabah vardiyaları, akşam çıkışları.
Her şeyden önemlisi o şarkılarda namus vardır; köprü altındaki adamların çocukları koruyan bakışları, kuşlu mektuplar ve güneşe koşan delikanlılar.
Gururla söylüyorum, insanlar ekmeğini taştan çıkarırken taşların bile terlediği zamanlarda büyüdüm. Eski delikanlılar iki ayağını bir pabuca sokardı. Yanlışları hizaya sokarken boyunun ölçüsünü verirlerdi şerefsizliğin. Onlar parayla pulla işi olmayan yol arkadaşlarıydı. Kafesi de sevmediler, akvaryumu da. Özgürlüğü sevdiler, gerçek adaleti, uçurtmaları, emekçileri. Dinledikleri şarkıların bile asaleti vardı da şimdi yürekleri sürgünde geceler boyu.
Dün sokakta yürürken çok sevdiğim eski bir şarkıya rastladım. Selda söylüyordu: "Adaletin Bu mu Dünya?" Düşündüm de şimdiki şarkıların da kalitesiz şöhretlerin de köküne kibrit suyu!
MUTLULUK TAKVİMİ
Her şeye rağmen pozitif düşün.
Çocuklara renkli yumurta haşla.
Adil ol.
Gözlerinde doğar
Benim güneşim
Sen benim umudum
Sevdamsın ülkem
Kader arkadaşım
Sevgilim eşim
Sen benim sıcacık
Soframsın ülkem
Elimin nasırı
Alnımın teri
Sen bir ekmek kadar
Kutsalsın ülkem
Güneşli umudum
İnancım davam
Sen benim bitmeyen
Kavgamsın ülkem
Hakkı YALÇIN
Ağzını kanla çalkalayanlar için kırmızı diş macunu üretimi başladı.
Sayılmaz!
Hiçbir vasfı olmadığı hâlde çakarlı aracıyla emniyet şeridini kullanan beyler bile ayrıcalıklı sayılır, karşıdan karşıya geçerken yaya kaldırımındaki insanlar adamdan sayılmaz. Haram zenginlerine tüyü bitmedik yetimlerin haklarını falan sorarız, onlar kuş tüyü yastıklarındaki kuşların tüylerini sayarlar. Bildiğimiz bir şey varsa: "Şartlar eşit değilse kazananlar kazanmış sayılmaz!"