Fenerbahçe kazanırken de, kaybederken de kötü alışkanlıklarını geri çağırıyor.
Galatasaray, mücadele gücünü yenilgilerden sonra temize çekiyor.
Kadroları harekete geçiren gücü teknik adamların hüneri sayarsak.
Antalya maçında futbolcularına sımsıkı sarılan Fatih Terim'e bakınca bağlantı ortadaydı.
Mersin'de Webo'ya Aykut Kocaman'ın gösterdiği sevgiye aktım da... Bağlantı kesildi
***
Ligin kaderini Galatasaray çizecek gibi. Fenerbahçe'de yorgun bir takım fotoğrafı görüyoruz.Beşiktaş'ın verdiği mücadele, hepsinden anlamlı.
Küçük bir tekneyle okyanusa açılmak gibi. Kürek çekenleri bol.
Yürekten oynayanları da.
Önce Beşiktaş vardı ama...
Her şeyden önce fedakarlık vardı ve o fedakarlık formanın içinde.
***
Düşünüyorum da...Futbol mu garip, futbolu yorumlayan düzen mi?
Sabri'yi bir maçta Snejder'in yerine koymak da bizde.
Burak Yılmaz'ı Drogba'nın üstündeki tahta oturtmak da. Fenerbahçeli Sow, harika bir sezon geçiriyor ama Burak Yılmaz'a gösterilen özenin yarısı ona gösterilmiyor.
Sow iliklerine kadar işçi.
Takımının kazanması adına bütün rolleri üstleniyor.
Ama krallık Burak'a ait.
O Burak'ın, Beşiktaş maçında yaptığı sahte penaltıyı unutturmamak boynumun borcudur.
Antalya maçında klasik biçimde düştükten sonra faul isterken gördüğü sarı kart da, onu kral ilan edenlerin boynunda kolye olsun.
***
Bize çocukken öğretmişlerdi. "Parlayan her şey altın değildir!"