Bizler bilim ve sanata vermemiz gereken zamanı, televizyon soytarılarının yarışmalarına ve pozisyon karhanelerindeki futbolun pis heriflerine verdik.
Kurak yanlarımızı sulamak yerine, sulu esprilerin içinde boğulduk.
Martıların iştahını kabartan küçük balıklar olduk.
Acı ama gerçek. Şimdi ödeşiyoruz.
Bizler yıllarca barlarda göbek atan, caka satan züppeleri playboy ilan edip, onların götürdüğü kadınları saydık.
Sanatçı saydık, bir şarkıyla palazlanan erkekleri, kadınları.
Namuslu politikacı açığını, kendi çıkarlarımızla kapattık.
Oryantal bir yaşamın içinde geçinip gittik.
Acı ama gerçek... Şimdi ödeşiyoruz.
Kimseye yaşam koçu olamadık da, kendimizden zayıflara koçluk tasladık.
Çıbanın kökünü kurutmak yerine, çobanımızı aradık, en sıkıştığımız anlarda.
Komşunun tavuğuna "kışt" dedik de, keneler tarafından emilmeye davetiye bastırdık.
Cehaletin gözünü açmak yerine, onlara iğreti gözlerle baktık.
Acı ama gerçek. Şimdi ödeşiyoruz.
Şimdi uçup gittiyse içimizdeki coşkular.
Ruhumuzda heyecan tükendiyse.
Ülkemizdeki bu sisli yılların bir sebebi olmalı.
Günahları başka yerde aramanın alemi yok artık.
Bizlerdeki bu sessiz kırgınlık.
Kendimize olmalı.
* * *
BABASININ OĞLU
Oğlunun geleceğinden endişe duyan politikacı baba, sonunda ilginç bir sınav yapmaya karar verdi. Çocuğunun odasındaki masanın üzerine bir anayasa kitabı, bir elma ve yüz dolar koydu. Çocuk kitabı alırsa hukukçu olacaktı, parayı alırsa ekonomist, elmayı ısırırsa çiftçi. Çocuk içeri girdi, merakla masayı süzdü. Önce ustaca parayı cebine attı, ardından elmayı ısırdı ve kitabın sayfalarını ilgisizce aralayıp, yatağın üzerine fırlattı. Olanları gizlice izleyen baba, gururla gülümsedi. Oğlu politikacı olacaktı.
* * *
Erkeğin yaradılışında sevmek yoktu. Ona aşkı öğreten kadındır.
* * *
İngiltere' de gazeteci olmak isteyenler için, haberlerin içindeki satır aralarında ilan veriliyor. Bizde mankenlerin bulunduğu sayfalarda.
* * *
Mutluluk takvimi
29 Haziran 2010
Çocukların en çok istediğini değil, gerekeni al.
Her şeyi kalbinle yap.
Soslu makarna ye.
Martılara simit at. * * *
Gitmesine izin verdiğin
Hiçbir sevda
Geri dönmüyor
Biz iki sevdalı iki deliydik
Kazanmaya hiç ümidim yok
Unutmak için sebebim çok
Biz iki can hani
İki yemindik
Aşk yanılır dil yalancıymış
Kal diyemem ki sana
Git hadi git
Alışmak kıymaktır aşka
Alıştık ve kaybettik
Hakkı YALÇIN