İnsan bir odada bile 5 gün kalamaz.
Kim bilir neler geçiyor aklınızdan.
Hakkınızı araması gerekenler "suskunluk pozisyonu" alıyor.
Sizi savunan avukatların savunma hakkı bile kısıtlanıyor. Suçunu ispat edememenin suç sayıldığı bir düzen oluşturulmuş.
Suça bulaşmamak için suçlayanların bol olduğu.
Bir korku ve içine kapatılma sistemi.
Gerçeklerin hasıraltı edildiği bir düzen. Haksız yere 5 yıl hapiste kalan insanlar serbest kaldıktan sonra, kendilerini yalnız bırakanları işaret etmeyip ne yapacak?
Üstelik en çok güven duyulan kurumun mensupları olarak. Poyrazköy davasında 5 yıl tutuklu kaldıktan sonra serbest kalan emekli binbaşı Levent Bektaş, "Genelkurmay bize yardımını esirgedi" diyor.
Devam ediyor. "Türk Silahlı Kuvvetleri örgüt üyesi ve darbeci suçlaması yapılan mensuplarına karşı pozisyon almalıydı." Pozisyonlar düşünceyle alınır, duruşla.Bazen bir sözcükle.
Kimse darbe ruhuna karşı bir açıklama beklemedi elbette. Kimse kanıtlar varsa, yok edilmesini de istemedi. Ama haksızlığa karşı bir destek bekledi.
Meseleye siyaset mazereti örüldü ama hak aramanın siyaseti yoktur.
O yüzden haksız suçlamaların karşısında dik duranları mumla aradık. Ama bilinmelidir ki...
Bu ülkenin düşünen insanları da, eskiden çok saygı duyduğu kurumlara karşı yüreklerinde pozisyon aldı.
O yüzden ne eski güven kaldı.
Ne eski saygılar. Vicdanlı insanlar, haksızlığa yapıştırılan etiketlerin sökülmediğini gördüğü zaman...
Gönlündeki rütbeleri söker.
***
İnsanlar yeniden yargılanmayı hak ediyorsa. Onların masumiyeti halinde hüküm giymesi gerekenler olmalı.
***
Klasik filmler
Bu ülkede, kadınların gördüğü şiddetin arkası sağlam.
Bir kadın var. 26 yıldır eşinden sistematik biçimde şiddet görüyor.
Birkaç gün önce yine sokak ortasında kocası tarafından saldırıyor uğradı.
Kanlar içinde hastaneye kaldırıldı.
Dayakçı koca karakola götürüldü, birkaç saat sonra serbest bırakıldı.
Olayın ardından İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu harekete geçerek şiddet gören kadın için savcılıktan koruma kararı aldırdı ama.
Bu ülkede kocalar bu karara "aldırmaz!"
Onları 26 yıldır besleyen güç; bir kararla yok edilemez.
Yetkililerin 26 yıldır seyrettiği bir filmin sonlarını biliyoruz çünkü.
***
Sen gidince ağlamadım
Bakmadım resimlerine
Konuşmadım
Kendi kendimle
Sormadım nerde diye
Sen gidince ağlamadım
Yalvarmadım dön diye
Şarkımızı dinlemedim
Özlemedim kokunu
Desem de yalan
Bin kere yalan
Gittiğin akşam çok ağladım
Bende kalan gömleğini
Deliler gibi kokladım
Benim bu suskun halim
Sensizliğin bedeli
Ölmediğim kesin ama
Yaşadığım şüpheli
Hakkı YALÇIN