NE kibar şarkılarımız vardı sizli bizli. "Bir Bahar Akşamı Rastladım Size." Sonra sokak ağzı şarkıları dayattılar bizlere, ucuz aşkları zibidi sözcükleri.
Siyah beyaz filmlerde ve Zeki Müren'in okuduğu şarkılarda bulduğumuz dil zarafetini kaybettik.
Oluşan kaba dille birlikte kardeşlik duyguları da kayboldu asalet de.
Şimdi iyiden iyiye biliyoruz ki, "Olmaz ilaç sine-i sad pareme."
***
Bir zamanlar elinden tutardık dostluğun, İstanbul'un bütün meyhanelerini dolaşırdık, "Kadehinde Zehir Olsa" vız gelir.
"Agora meyhanemiz" vardı, dertlerin en şahanesi bizdeyse dert ortakları da çok olurdu. "Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar"ı Zeki Müren'in sesinden dinlerken, bir nota kayması da yoktu tek hecelik bozulan Türkçe'de.
Şimdi bakıyorum da ne "eski dostlar" var artık ne "sisli hatıralar!"
***
Acımasız zaman sadece "ham meyveyi koparmadı dalından" birçok şeyi ayağa düşürdü.
Bizler "Niçin Baktın Bana Öyle" şarkısında aşka bakardık, "Yeşil gözlerinden muhabbet kaparken" başka bakardık.
Sonra çirkinliğin mayası tuttu, cehalet ve zorbalık saf tuttu, kaba saba konuşma dili dizilere ve şarkılara egemen oldu.
"Enginde yavaş yavaş günün minesi solarken" galiba biz de solduk.
Sahibi ölünce kapının önüne konan terliklere döndük de "Göze mi Geldik Yoksa Biz mi Unuttuk" o güzelim terbiyeyi?
***
Aynaların eski olması yeni gerçekleri gizlemeye yetmiyor.
Yanarak geçtik yılları harcanarak, hayatın girdabı içine çekti bizleri.
Para parayı çekti, elini eteğini çekti bizden nezaket denen gerçek!
Bizlerin de suçu var elbet, o yüzden hala çok sevdiğimiz şarkıdır; "Kimseye etmem şikayet."
***
Şimdi "Ben Küskünüm Feleğe" desek kimsenin umurunda olmaz.
"Derdimizi ummana döksek" modası geçmiş sayılır, çünkü teknoloji kendi sistemini kurdu. Sadece popüler diye içi boş kadınlardan ve adamlardan jüri endüstrisi oluştu. Televizyonlar bilgi sahibi olmadan konuşan cahil insanların "mandırası" oldu. İnsani değerler için tek cümle etmeyenler her konuda ahkam keserken yollar da kesildi, güzelim Türkçemizin dili de.
***
Bizler mazi gazileri olarak bazı şarkıları bugün bile dinlesek, bir yandan içimiz cız eder öte yandan hayatın ayrıntılarda gizli olduğunu hissederiz.
Hazır yemek modası yoktu, sefertasıyla işe giden insanların elde avuçta olmasa da kapıya geleni boş çevirmeyecek kadar gönülleri boldu.
O yüzden sadece eski sevdalara değil, yok edilen zarafete ve asaletedir özlemimiz; "Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu."
Seviyorum dediğim
Kimseyi unutmadım
Hala saklıyorum
Emanetlerini
Onlar beni öldürdüyse
Canları sağolsun
Kitaplar da yazmaz zaten
Sevda şehitlerini
Ne zaman aklıma gelseler
İçimde buruk bir sevinç
Hepsini saygıyla anarım
Biri hariç
Herkesin hayatında
Sırtına hançer saplayan
Biri vardır mutlaka
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Kızsan da renk verme.
Yağmurda pencereyi aç.
Çiğnediğin sakızı yere atma.
Dantel yakalı papatya fiyakalı orkideye bin basar!
CEVAPSIZ SORU!
Uzun süredir görüşmeyen iki kadın aralarında konuşuyordu.
"Yeni araban harika, ne o işini mi değiştirdin." Büyük bir gururla "hayır" dedi diğeri "kocamı değiştirdim!" Ardından da özneyi açıkladı, "Aptal kocaları kullanıp atmakla otomobil yenilemek arasında harika bir gezintideyim." Karşı soru: "Peki böyle aptal kocaları nasıl buluyorsun?" Cevapsız soru: "Sen nasıl bu kadar salak olabiliyorsun?"