PANDEMİDEN önce özellikle gençliğimin geçtiği Merter Tozkoparan'da rastgele evlerin kapısını çalıp insanların halini hatırını sorardım.
Aklımda kalan bir aile vardı, adam fabrikada işçiydi kadın evinde işçi.
Okul çağında üç çocukları vardı.
Kadının ön dişleri yoktu, kadının çiçekleri vardı pencere kenarında.
Eskiden türkü söylermiş kadın, kocası da dinlermiş. İkisinin de iskeleti çıkmış hallerine hangi türkü dayanabilir ki!
Sonrasında semti terk ettiler de şimdi kim bilir ne halde yaşıyorlardır?
Ölüme tutsak hayata kaçak!
***
Bundan 15 yıl kadar önce bir baba mail atmıştı bana.
"Televizyonlarda yayınlanan leş gibi okul ve öğrenci tiplerini empoze eden dizilerin kaldırılmasını sağlayabilir miyiz?" Verdiğim cevabı hatırlıyorum.
"Çok üzgünüm! Bu diziler gelecek yıllara yönelik imha projeleridir, o yüzden bizler hayatımızdan televizyonları kaldırmalıyız yoksa çocuklarımız altında kalacak!" Aradan yıllar geçti ve televizyonların altında kalan çocuklarımız için enkaz kaldırma çalışmaları bile başlamadı daha.
***
Yine yıllar öncesinden bir sahne.
Gaziantep'te 9 yaşındaki çocuk, okula giderken girdiği markette bisküvi çalmakla suçlanmıştı.
Ceza olarak çocuğa tuvalet temizlettirildi ve 3 saat karanlık odada tutuldu.
Sonradan güvenlik kameraları izlendi, çocuğun masum olduğu ve çantasına bisküviyi annesinin koyduğu anlaşıldı.
O çocuğun üzerine binen yükün geçen yıllar içinde azaldığını zannetmiyorum.
Çünkü çocukluğumda küçük bir çocuk deri mağazasından kürk çaldığı iftirasıyla bir odaya hapsedilmiş ve kendini asmasına bile seyirci kalınmıştı.
"Çocukların onuru keşke büyüklerde olsaydı" deyişim sebepsiz değildir.
***
Yolun kenarında yere serdiği gazetelerin üzerinde el örgüsü kaşkol satan yaşlı bir kadın tanımıştım.
Kaşkolları çok ucuza satıyordu da "niye bu fiyat?" diye sormuştum.
"Kendim örüyorum" demişti, "işçilik almıyorum." Kadın emekli bir öğretmendi, çocukluğumun aydın ve merhametli öğretmenleri gibi.
Çaresizliğiyle bile gurur duyan onurlu bir öğretmenden aldığım kaşkolları zaman zaman kullanıyorum.
Kendime hesap vermiştim; "onlar insanlık sergileri için saklanırken bizler onların öğrencileri olarak neden arka sıralarda saklanıyoruz?"
***
Gazeteci olduğumu söyleyince "bizler sizlerle yollarımızı çoktan ayırdık" demişti de kaşkolları neden gazete kağıtlarının üzerine serdiğini o yüzden sormamıştım.
Gözlerim gülmüyor
Eskisi gibi
Aklımdan yaşanmış
Günler geçiyor
Şimdi sevgimizin
Hasat zamanı
Bek ektim sevgiyi
Eller biçiyor
Sayfalar dolusu
Mektuplar yazdım
Kalbim kan ağlıyor
Dilim susuyor
Vefasız sevgilim
Ellerin olmuş
Bıraktığım yerde
Yeller esiyor
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Gece yarısı radyoda müzik dinle.
Elini sık yıka.
Çocuklara kumbara alışkanlığı getir.
Adına ağaç dik.
Devlerin gücünü cüceler, insanın ömrünü geceler yer!
BEDAVA!
Ekranlardaki yemek programlarında beleş yemeklerin tadına bakanların hangisi satılan besinlerin sağlığına dikkat çekiyor? Hiçbirisi!
Sütü bozuk tüccarlara dil uzatmak onların beleş yemeklerine bile mal olabilir.
O yüzden onların amacı insan sağlığı değil sadece tüketmektir.
Donatılmış masalarda nasıl yediklerini gördükten sonra o masaya çocukların ömrünü koyun onları bile şapır şupur götürürler.
Denemesi bedava!