Titreyen bir gecenin içinde. İstanbul'da kaç gündür yağan yağmur dinmişti. Onlarda brakın öfkeleri, bütün amaçları bile örselenmişti.
Her şeyi ayarlamıştım, gece bendendi.
Hepsine sıcak çay geldi gecenin bir saatinde. Sonra köfte ekmek. "Rakı yok mu?" dedi biri. "Yok" dedim, "Sağlıklı yaşamak için pratik yapın biraz!"
Zulasındaki birasını yudumlayan biri gösteri yaptı bana. "Ben formumun zirvesindeyim merak etme!"
Sorumsuzlukla, hayatın gerçeklerinden kaçmak arasında kardeş kardeş oturdular. "Buraya gelmek nerden aklına geldi" diye sordu biri. "İnsanlara kötü örnek oluyorsunuz ya, iyi taraflarınızı göstermek istedim" dedim.
Gulyabani olduğunu varsayan da vardı. Melek olduğunu haykıran da.
Güncel olaylardan haberi yoktu hiç birinin. Magazini biliyorlardı.
Safiye Soyman'la kocasına çok kızmışlar. "O kadını köle yapıyorsan, parasını da ödeyeceksin" diye haykırdı biri.
"Sosyal yardımınız var mı?" diye sordum. Katıla katıla güldüler!
Sadece mahalle berberinde bedava tıraş oluyorlar. Taş oyuklarda, terk edilmiş evlerde uyuyorlar.
Onların da kendilerine göre yasaları var. İstemek yasal ama çalmak asla, cezası ağır.
Ağlamak yok. Para saklamak yok.
Gündüz vakti sokağa tükürmek, duvar dibine işemek hiç yok.
"Ne zaman yıkanıyorsunuz?" diye sordum...
Aşı vakti gelince okuldan kaçan çocuklar gibi, hemen meseleden koptular.
Düşündüm de...
Onlara uzaktan bakıp geçen sadece hayat değil. Hayatın diğer yolcuları da...
Yaranın istediği şeydir pansuman.
Onlar kendi kanattıkları yarayı kendileri dağlıyorlar.
Ama gördüm ki, asla ağlamıyorlar.
* * *
ONLARDAN BİRİ!
Bir mankenin hatıra defterinden. "Küçükken şişe çevirmece oynardık.
Bir kız, çevirdiği şişenin ağzı kime dönükse, onu öper ve para kazanırdı.
Daha 15 yaşındayken ev sahibi oldum."
O manken şimdi ekranlarda ahkam kesiyor!
Gazetelerin birinci sayfalarında yer buluyor.
Fikrine ihtiyaç duyuluyor üstelik.
O yüzden şarabı bile şişeden içiyor!
* * *
Çocuk saflığını kaybetmemiş adama büyük adam denir.
* * *
Geçmişteki terbiye, çorbalarda bile bulunmuyor artık.
* * *
Mutluluk takvimi
17 Ekim 2010
Yatmadan önce kitap oku.
Cami önündeki güvercinlere yem at.
Her zaman selam ver.
Balık ye... * * *
Bir gece yarısı
Bu şehri terk edeceğim
İzimi bulamayacak
Hiç kimse
Anılarımı bir şarkıyla
Seni güzel gözlü biriyle
Değişeceğim
Bileceksin, duyacaksın
Kahkahalarım çınlatacak
Her yanı
Gün oluşuna küskün
Unutacağım adını
Senin sevgin yüreğimde
Bir geceliktir
Bekliyorum o geceyi
Gelecektir
Hakkı YALÇIN