Madem ki eğitim şart...
Yabancı dil kadar değerlidir, insanlığın ortak dili.
Okullarda sevmenin tarihi okutulmalı.
Savaşların tarihinden önce.
Çocukların sesini kısarak eğitim vermekle, onların büyüdükleri zaman haykırmasına engel olmak arasında kalın bir duvar var.
Duvarların yıkılması da okutulmalı.
Yarının güvenli gençliğini üretmek adına.
Yasakların bu ülkeden neler aldığı okutulmalı.
Yasak koyanlar, kendilerine koymuştur.
Düşmanlığı körükleyenler, kendi çocuklarını bu düşmanlığa kurban vereceklerini bilmelidir.
Paranın değil, insanlığın kitabı derse konmalı.
İnsanların inandığı davalar için, nasıl mücadele ettikleri de okutulmalı.
Kurbağaların sindirim sisteminden önce.
Düşler de okutulmalı.
Anne-baba ayrılıkları.
Zorunlu göçler, öçlerin gereksizliği.
Çocukların söylemeye korktuklarını söyletecek bir sistem olmalı.
Sadece enlem boylamlar değil, acının coğrafyası da okutulmalı.
Ergenlik çağlarında yaban sayılan gençlerin psikolojisi, pamuklu suya batırılan fasulye deneylerinden çok daha değerlidir.
Yalnızlığın şiddeti fena çarpar toplumu.
Yılanların deri değiştirmesi kadar, otomobil kullanırken şerit değiştirmenin aldığı canlar da okutulmalı.
Ali Baba ve 40 haramiler okutulurken, haramilerin masal hırsızı değil, gerçek hayatın soysuzları olduğu da okutulmalı.
Fizik öğretmenim, lisede bana 1 not fazla verdiği için, okul hayatımın son bulmasını engellemişti. Öldürmek değil, yaşatmak okutulmalı.
Merak etmeyin, herkesin tabutu el üstünde taşınıyor.
Bu kadar yüksekten bakıp, insanları aşağılamanın alemi yok.
Kompleksler de okutulmalı.
Yoksa, 100 yıl sonra bile değişmez.
Bu ülkenin karanlık kaderi.