Dün gece bir sıkımlık canı olduğunu gösterdi ve berbat bir yenilgi aldı.Yenilginin baş aktörü de Aykut Kocaman'dı .
* * *
Semih'e 90 dakika tahammül etmek, Stoch'u oyundan almak ve takımın maçın başından sonuna kadar işi ağırdan almasına seyirci kalmak, "Ben yenilmeye geldim" demekti ve öyle oldu.
Bu demektir ki...
* * *
Dün gece Beşiktaş pozitifti.
Fenerbahçe negatif!
Beşiktaş taarruz takımıydı.
Fenerbahçe usanç takımı.
Beşiktaş kara sevdalıydı.
Fenerbahçe platonik.
Bu durumda kimin kazanması gerekiyordu? Beşiktaş'tan başka...
* * *
Fenerbahçe'nin zerre kadar galibiyet isteği yoktu.
Alex'te sakatlığın izleri vardı, Ernst tarafından sahadan silindi.
Birbirine devrilen adamlar arasında ayakta kalan tek kişi Stoch'tu, onu da arkadaşları yalnız bıraktı. Yenilen gol, "hazin bir film sahnesi" gibiydi.
İkinci yarıdaki hamleler, Fenerbahçe'nin kazanması üzerine değil, Beşiktaş'a bol pozisyon yaratmak üzerineydi.
Maç 4 farklı bitebilirdi.
* * *
Sonuç olarak. Arka arkaya gelen bunca yenilgiyi "nihayet" aşan Kartal, kazanmak adına her şeyi hak etti.
Onların ki nefsi müdafaaydı.
Bağıra çağıra yaşamak gibi.
Bir tutkunun çerçevesine resimlerini bastılar.
Siyah beyazlı bütün futbolcular çok çalıştı ama geceye en çok sözü geçen adamlar Egemen, Cenk ve Ernst'ti.