İsrail için bir dakika bile silahlanmadan geçmiyor.
Amerika, Ortadoğu projesinde geç kaldığı günleri hızlı adımlarla almak için, senaryo üzerine senaryo geliştiriyor.
Dünya yeni bir savaşın eşiğindeyken, bizler mahkemelerin beşiğinde tıngır mıngır sallanıyoruz.
Dünyanın geleceği tartışılıyor.
Deprem kapımızda.
İklimler bozuldu, bütün dünya kendi vatandaşlarının canına can katmak için hayat üretirken.
Bizler sadece dava üretiyoruz.
Bir yandan eski cinayetleri örterken, öte yandan demokrasi cinayetleri işleniyor.
Bizler yüz nakli yapılan genci evlendirmekle uğraşıyoruz.
Su kaynaklarımız azalırken, karlardan önce su sıkıntısının anonsları her yanı kaplamışken.
Bizler ağaçlarımızı kesip, üzerlerine yeni binalar dikmeyi tasarlıyoruz.
Belediyeler ocağımıza incir ağacı dikiyor, inşaat yapılması mümkün olmayan yerlere bile izin verirken.
Dört yanımız rezidans.
Politika; zenginlerin hayatını güzelleştirmek ve emniyet altına almak üzerine kurulu.
Satılmadık yerimiz kalmadı.
Değerlerimiz talan.
Bizler hala Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'yle uğraşıyoruz.
Ülkede bir gün bile kavgasız geçmiyor.
Toplum huzuru yerle bir, her yanımız dinleme aygıtı..
İnsanlar bir korku panayırında kendi gölgelerinden bile korkar hale getirildi.
Susarak konuşuyor herkes.
Hukuk kişiye özel hale getirildi.
Ülkenin yeni yargıçları derin gazeteciler!
Bizler her gün demokrasinin köküne balta indirmekle uğraşıyoruz.
Bütün ağırlığıyla insanların üzerine çöken korku, yarının çocuklarına kalan en acımasız mirastır.
Özene bezene yaptıkları kumdan kalelerini yıktığımız yetmezmiş gibi.
Bizler hala o çocukları korkutmakla uğraşıyoruz.
* * *
DÜRÜSTLÜK
Dün Eyüp İmam Hatip Lisesi'nden 3 kız öğrenci dürüstlük konulu bir söyleşi yaptı benimle.
Onlara dürüstlüğün cesaret olduğunu.
Dürüstlüğün maddi kayıpları göze almak olduğunu.
Dürüstlüğün özellikle vicdana tutsaklık olduğunu anlattım.
Üçü de yarının gazetecisi olacak.
Sonunda onlara bu mesleğinin geleceğinin olmadığını söyledim.
Dürüstçe.
* * *
Soğuk şakalar insanın değerini düşürür.
* * *
Dokunulmazlığın kaldırılmadığı bir ülkede, demokrasiye dokunmak da mubahtır, yumruk atmak da.
* * *
17 Şubat 2012
Mutluluk takvimi
Konserve kutusuna çiçek ek.
Kağıttan oyuncak yap.
Cami avlusunda kuşlara yem at.
Telefonda önce kendini tanıt.* * *
Bu şehirde yaralı
Birini bıraktın
O gün bugündür yüzü
Gülmeyi bilmez
Şarkıları yasta
Kalbinden hasta
Senden başkasını
Sevmeyi bilmez
Yokluğunda kanayan
Bir şehirdir gözlerim
Gözlerimde çoğalan
Bir nehirdir gözlerim
Yarım kalan sevdamız
Ağlarken başucumda
Tek başına yaşanmıyor
Bıraktığın İstanbul'da
Hakkı YALÇIN