Hiddink'in beceriksizliğini de, hükümsüzlüğünü de ele verdiği maç. Arda Turan'ın sahadan alınırken, Hiddink'e yaptığı harekete dikkat.
* * *
Almanya'nın top göstermeyen bir başlangıcı vardı. Çabuk olan, güçlü olan, teknik olan onlar.
Pozisyonları geveleyen biz.
Galibiyet terbiyesiyle golleri atan onlar.
Topu koştururken, aslında bizi öylesine güzel yordular ki.
Maçın ilk yarım saatinden sonra boyamız aktı.
İki pasta yediğimiz ilk golde, bir kalecinin topu eliyle oyuna sokmasının ne kadar değerli olduğu da gördük.
Gomez'in tek hareketle, Servet'i nasıl düğümlediğini de.
Maç boyu kanatlara baktım, Gökhan Gönül çekingen ve Podolski belasından içine kapanık.
Hakan Balta çiviyle çakılmış.
Bir kere çıktı, top ayağına oturdu da golü attık.
* * *
İki takımın orta alanı, maçın gerçeğinin de aynasıydı zaten.
Biz koştuğumuz yerde durduk.
Onlar durduğu yerde koştu.
* * *
Neyi eleştirelim?
Hiddink ve politik yardımcısı Oğuz Çetin'in son hakkını da kullandığını mı?
Bu ülkede Servet'i, Hakan Balta, Aurelio ve Sabri'yi yaşatma cemiyeti olduğunu mu?
Yoksa ikincilik iddiamız olduğunu mu haykıralım utanmadan?
* * *
Futbolun ruhunu tutsak eden adam, ikincilik kapısını açık tutsa ne yazar!
Ülkemizi futbol mezarlığına çeviren bir adamın varlığı, futbolumuzun yokluğuna armağan oluyorsa. Yazıklar olsun!
İkinciliğin midyesi açık diye, inci mi bekliyorsunuz yoksa?