HAFTA sonunda karların çoğu erimişti de oturduğum mahallenin parkında her zamanki akşam duruşu pozisyonundaydım.
İlginç insanlar karşıma çıktığı zaman gerçekten de bu insanların beni tetikte beklediğini falan düşünüyorum.
Elindeki tuzluktan yollara tuz döken biri geldi yanıma.
Elindeki tuzluğu cebine koyduktan sonra "Bakırköy Belediyesi yollara tuz atmıyorsa biz ne güne duruyoruz?" dedi.
Gülümsedim, gençliğimin mizah dergilerindeki ustalar geldi gözümün önüne.
Görevini yapmayanlara en güzel cevaplar mizah dergilerinde verilirdi çünkü.
Aklımdan geçenleri okudu da "geçti o günler" dedi, ardından da "senin yelelerine güneş taktığın atların vardı onları da vurdular mı?" diye sordu.
"Vurdular" dedim, "en çok da yelesinde güneş olduğu için vurdular."
***
Kavgasını verdiği bir hayatla bağlarını kesmiş gibi duruyordu karşımda.
"Hemen hemen aynı yaştayız" dedi, "nostalji yaparak ayakta kalmaya çalıştığını görüyorum ama senin dilinden anlayan insan sayısı azaldı." Sosyal medyadaki palazlanan linç çetelerini anlattı, "onların sadece parmakları değil yürekleri de kirli" dedi.
İkimiz de biliyorduk ki toplum artık eskisi gibi değildi.
O sırada çözülen ayakkabılarının bağları için eğildi, ardından da yerde kalan son kar parçalarıyla ellerini yıkadı ve steril bir bakışla "keşke eller yıkanmakla temiz kalsa" dedi.
***
Gençliğinde liseli aşkıyla sinemaya gittiği biletleri saklamış da şimdi o biletlerle yeniden eski filmleri izliyormuş.
"Anılara saygım büyüktür" dedi.
Yazdığım cümlelerden bazıları aklında kalmış bana onlardan birini hatırlattı.
"Her mahallenin bir delisi olurdu da herkes ona deli olurdu. Delilik dürüstlüğün diğer adıydı çünkü." Bir soru yöneltti bana, "gerçekten deliler bu kadar dürüst müdür sence?" "Hiç şüphem yok" dedim, "elimde istemediğin kadar delil var!" O delillerden istedi, karşılıksız sevginin temeline taşıdım onu.
"Deliler gönül kumbarasında sevgi biriktirir, akıllılar paranın kokusunu almayagörsün.
Delilerin öznesinde her kazanç er niyetinedir, akıllıların her niyetine kalleşlik karışmıştır." Sıraladığım cümlelerden sonra bir an gözleri daldı, "deli olmak işten bile değil" dedi.
***
Fırıldaklığın süslendiği, adına aşk denen gecelik ilişkilerin bile parayla beslendiği bir dünyada yaşadığını benden iyi biliyordu.
Elimi sıktı ve sanki eski bir sevgiliye doğru yola çıktı.
Dışında kalmak için mücadele verdiği bir dünyadan, içinde yaşattığı eski duyguların peşine.
Üç arkadaştık
Üç deli yürek
Hayatla el sıkıştık
Ölümle şakalaştık
Üç arkadaştık
Üç vefalı dost
Yoksulluğu bölüştük
Dağlar denizler aştık
Aşka da yakıştık
Kavgalara da
Kendimiz onardık
Kalplerimizi
Sevdik ama yenildik
Zengin piçlere kaptırdık
Külkedimizi
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Parayı seven kadına değer verme.
Komik çocuk videoları izle.
Dünya haritasında gezinti yap.
Kendini şımart.
Toprağa "ana" denmiş de niye "baba" denmemiş acaba?
SERPİL ÖRÜMCER
Bir zamanların ünlü ismi Serpil Örümcer'in eli çöplere uzanan yaşam mücadelesine baktım. Berbat yorumlar vardı da "kimsenin ekmeğini çalmıyor ya" dedim.
Nafaka şıllıklarının el üstünde taşındığı magazin dünyasında çöple beslenen bir sanatçının onuruna alkış tuttum.
Bu manzarayı seyredenlerin duvarlarında eminim ki o nafaka şıllıklarının posteri vardır.