LİGDE kaybettiği anahtarı geç de olsa bulabilen ve rayına giren Fenerbahçe'nin galibiyet sorunu olmadığını Galatasaray maçında da gördük.
Galatasaray'ın bir Fenerbahçe maçında bu kadar aciz oyununa ilk kez şahit oldum.
Derbinin anlamını öğrenemeyen Torrent'teki nasıl bir teknik kafaysa, Fenerbahçe maçın sonlarında 17 yaşındaki Arda Güler'i oyuna alıyor, Galatasaray 34 yaşındaki Arda Turan'ı.
Şaka gibi yani.
Fenerbahçe'nin maçı çok farklı kazanması gerekirdi ama mücadele biçimiyle üretim boşluğu arasında sıkıştılar. Çünkü sahada kaçak yolcular da vardı attıkları sahte taklalarla tribüne oynayanlar da.
Ama özel isimler de vardı.
Osayi Samuel topsuz oyunda da var, topu ayağına aldığında rakibi sendeleyen bindirmelerde de. Ama her şeyden önemlisi sahadaki futbolcu duruşuyla var.
Golü atan Zajc'a baktım da rakibiyle mücadele ederken de insani, attığı gole sevinirken de.
İkisine de saygılarımı sunuyorum, çünkü terbiye yetenekten de değerlidir etiketten de.
***
Trabzonspor'da çok kazanmaktan yorgun düşmeyi de hesaba katabiliriz, hedefe erken varmak istemenin getirdiği psikolojik baskıyı da.
Ama Trabzonspor'un sadece rakiplerle değil sistemin uzantılarıyla da mücadele ettiğini inkar edemeyiz.
Gaziantepli Ertuğrul'un maçın ilk yarısında Nwakaeme'nin bileğine tabanıyla bastığı hareketin karşılığı kırmızı kart.
Ama hakem Erkan Özdamar'ın ne gönlünde ne gözünde adalet mevcut değildi. Nasılsa kuralları uygulamayanların yüzü kızarmıyor!
Beşiktaş maçında da Bakasetas'ın Zorbay Küçük tarafından yoktan yere gördüğü sarı kartla Gaziantep maçında cezalı duruma düşürülmesi de hesaplı ve planlı bir eylemin karşılığıydı.
Biz bu filmleri çok gördük.
Hakemler arasında "Trabzonspor'un şampiyonluğunu geciktirme derneği" kurulduysa haberimiz olsun. Her birine adaletin erdemini anlatırız, anlamazlarsa boyunlarına çocukluğumuzun şeker düdüklerini asarız!
***
Bizler bu filmleri çok gördük!
"Çığırtkan dublajlar" bir anda neden "altyazıya" dönüştü zannediyorsunuz?