Doğu'dan hızla yükselen parlak ışıklar var.
Buğulanmış günlerin aynasını parlatmak gibi...
Törelerinden vazgeçmeyen düzene karşı, genç kızların önünü açan aydınlık düşüncelerin hayata geçirilmesi gibi...
Diyarbakır'ın Çermik ilçesinde kız öğrenci sayısı erkek öğrencileri geçti.
Kızlarını okula göndermeyen aileler olursa, onlar için kurulan "ikna ekibi" var.
Ortada maddi imkansızlık varsa eğer, devletin desteği mevcut.
Kız öğrencilerin yayınlanan fotoğraflarına bakıyorum.
Gülümseyen yüzler, geleceğe daha umutla bakmanın fotoğrafını çektiriyorlar sanki.
Bundan iki yıl önce Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda "Oz Büyücüsü" adlı çocuk müzikali sergilendi.
Kapalı gişe. Oyuna bir ay boyunca bilet bulamayan babalar oldu.
Diyarbakır halkının da bu konuda bir açıklaması oldu. "Bizi kendine küstüren Devlet Tiyatrosu'yla bu oyunla barıştık."
Klişeler yıkılsın diye yapılan müzikal amacına ulaştı. Şimdi ikincisi geliyor. "Rumuz Goncagül."
Bu kez büyüklere yönelik bir oyun.
Bu sanatsal devrimin mucitleri yönetmen Metin Arslan, müzik yönetmenleri Ender Gündüzlü ve Erkin Hadimoğlu.
Kendi çocuklarını yiyip bitiren düzenin sonunun gelmesi için, bu fotoğrafları memleketin her tarafına yaymak gerekiyor.
Hala kurtarılmış bölge adı altındaki mahallelerde eylem çocukları yaşıyor.
Öfkelerini ateşe yazanlar, duvarlara yazanlar.
Hala töre yangınlarıyla uğraşıyor bir çok insan.
Onların hayatının ışığı olmayı seçmek de devletin görevi.
Onların üzerindeki militan gömleğini çıkarıp, eğitimin bütün hallerini hayatlarına sokmak, çok şeyleri yeniden keşfetmek demektir.
Devlet hizmet için randevu beklemez.
Hele mesele eğitmekse!
Devletin ve ailelerin görevi çocukların yaşlarını büyütmek değil, geçmişi büyütmek.
Geçlere uzak olan karanlığa yakındır.
Çünkü hala bir yerlerde gençleri kışkırtarak geçiyor hayat.
Bazen devlete karşı örgütleyerek, nefrete uygun adım geçiyor.
Oysa hayatı güzelleştirmenin yolu, sevgiden ve insanların aydınlanmasından geçiyor.
Törelerle siyasetle yeteri kadar zaman kaybetti bu ülke.
* * *
ÇARESİZLER!
Magazin dünyasındaki ucuz ilişkiler hiç şaşırtmıyor beni.
Evlenip, kendilerine "ağır kadın" süsü verenlerin, boşandıktan sonra kendilerini ele vermesini de yadırgamıyorum.
Birbirlerine yakışıyorlar desem, aşka haksızlık olur.
Çünkü aşk magazin mahallesinde oturmuyor.
Düzen neyi gerektirirse, onu yapıyorlar demek daha mantıklı olur..
Ayakta kalmak için başka çareleri yok çünkü.
Onlarınki birbirine tutunmak.
* * *
Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.
* * *
Avrupa'nın kredi kartı cennetiyiz. Battı balık yan gider!
* * *
18 Ekim 2013
Mutluluk takvimi
Gücün varsa açları her gün doyur.
Eski şarkılardan anılar geçidi yap.
Kayısının içine ceviz koy, ye.* * *
İkimizin adı
Yan yana okunduğunda
Bir tuhaf oluyorum
Gözlerin bana
Dokunduğunda
Yanmadığım kadar
Yanıyorum
Sevdamız sırılsıklam
Aramıza aldık aşkı
Hasretin kandili
Sönmesin diye
Mutlu aşk yok dediler
Kendimize saklandık
Görenlerin nazarı
Değmesin diye
Hakkı YALÇIN