HAFTA sonu yurtdışındaydım.
Ormanların yağmalanmasını protesto eden bir grup insanı yakından izledim.
Bir anne kucağında 3 yaşlarındaki bebeğiyle gösteriye katılmıştı.
Bebeğin elinde S.O.S yazılı küçük pankart vardı en çok ilgimi çeken o oldu. "Ne güzel" dedim, "tabiatın ağaçlara verdiği gücün dünyanın kalp atışları olduğunu bilen bir annesi var!" Ormanlar yanarken yüreği yanan!
*****
O bebek duyarlı bir annenin bebeği olarak geleceğinin güzel olması adına o gösteriye katıldı.
O bebek gösteride can güvenliği kuşkusu yaşamayan bir annenin bebeği olarak büyüklere el salladı.
Ne fotoğrafını çekerken benden korktu ne meydanda haykıran insanlardan!
Annesine ve kendisine yetecek olan demokrasinin varlığından o yaşında bile şüphesi yoktu çünkü.
*****
O bebeğin elindeki S.O.S pankartı "güneşimi benden alamazsınız" mesajıdır.
Dünyanın dengesiyle oynarken "bizim hayatımızla oynuyorsunuz" gerçeğinin haykırışıdır.
Dünyada yakılmadık orman kalmayana kadar soysuzluğunu sürdürecek olanlar var.
Dünyada silahlarını satabilmek için yapılmadık puştluk bırakmayacak olan kan tüccarları var.
Amerika bunların başını çekiyor!
Savaş değirmeni en çok çocukları öğütür, o değirmenin suyu kandır.
O kanın getirisi Amerika için sadece "dolar"dır!
*****
Biz savaşı sevmedik, savaşı sevenleri de. Biz çocukları sevdik.
Ortadoğu'da böbrekleri çalınan çocukları Filistin'de katledilen çocukları.
Abileri İstanbul'da nargile çekip göbek atarken, Suriye'de savaşın ortasındaki bırakılan çocukları.
Yaşadığımız ülkenin kanayan yüzü olan ve sürekli taciz korkusuyla yaşayan bizim çocuklarımızı.
*****
"Tüm kainat bir çocuğun kalbinde yaşar" derler.
Ama çocukların kalbine sığanlar büyüklerin vicdanlarına da cüzdanlarına da sığmıyor artık!
Çocuklar aynalarını güneşe çevirdikleri zaman büyüklerin karanlık yanı daha net görülüyor.
O yüzden hiçbir büyük çocukları hafife almasın.
Onların ellerindeki pankartlar bütün duvarları kaplayan afişlerden ve reklam filmlerden çok daha etkilidir.
Bunu bebekleri sevenler anlar.
Bebek kokusuna barut kokusunu yakıştırmayanlar!
ZAFER HİKAYESİ!
Kanseri üç kere yenen genç bir kadının sonunda bu zalim hastalığa yenik düşmesi, kanserin ne kadar güçlü olduğunun resmi midir?
Yoksa kanseri tetikleyen şartların, kanserojen gıdaların kolayca satılmasının sebebi midir?
Kanser denen alçak hastalık gücünü kendisinden daha alçak olanlardan alıyor.
O yüzden kanseri 3 kez yenen bir kadının hayatı zafer hikayesidir!
MUTLULUK TAKVİMİ
Başkalarının zamanına saygı göster.
Saksı çiçeğin olsun.
Yalana yemin katma.
Belgesel izle.
Dokunsun dudağın
Sebil tasına
Aldırma boş yere
Gönül yasına
Son ver bu hayatın
İhtirasına
Hayat bir komedi
Dertler bahane
Gözlerine vurur
Mumların isi
Örtmez günahları
Gecenin sisi
Son vasiyetini
Söyler birisi
Toprak olur beden
Taşlar bahane
Hakkı YALÇIN