İNSANLAR birinin hayatına hayat katmayı kendine yediremiyor ama çocuklarına haram yedirmekte sakınca görmüyor.
Yeni zamanın yasası böyle!
***
Sinema biletlerinin karaborsaya düştüğü yıllarda yoksul insanlar zenginlerden daha çok kitap okurdu.
Zenginler o zaman da yoksulların canına okurdu da meydanı bu kadar boş bulamazlardı!
***
Hey gidi yıllar, gazetelerde toplumsal tehlikelere yönelik tek satırlık yazı yayınlansa, yetkililer ortalığı ayağa kaldırırdı.
Florya'daki Flyinn adlı alışveriş merkezinde 12 yaşındaki çocuğa elektronik sigara satıldığını yazıyoruz tık yok.
"Merter Tozkoparan, Bahçelievler ve İstanbul'un bilumum semtinde uyuşturucu çakalları at oynatıyor" diyoruz yine tık yok.
Sorumluluk alan ve mücadele eden devlet görevlileri artık yok!
***
Gazetecilik mesleğinde milyon dolarlarla oynayan birini örnek göstermişti bir okuyucum.
"Adam parayı buluyor sen hala ateşi yeniden keşfetmenin derdindesin!" "Bunda yadırganacak ne var?" demiştim de aldığım cevaba bakın;
"seni örnek aldım diye hem kendini hem beni yakıyorsun be abi!" Onu cevapsız bırakamazdım;
"sen beni okuyarak kendini yakma kardeşim!"
***
Teknolojiyle ilişkilerim kısıtlı. Ben elle yazılan mektupları seviyorum, kimsenin kayığına binmeyen gerçek gazetecileri.
Binecek at dahi bulamadığı zaman dönülmez akşamın ufkuna yürüyenleri.
Amerikan malı bavulların içinden çıkan "o biçim gazetecileri" değil.
***
Bizler ceketinin astarını değil insanlığını gösteren zenginleri sevdik .
Ama o kadar azaldılar ki!
"Cebini çok sevsen de yüreğinden vermekle bir şey kaybetmezsin" dediklerimiz ya Kıbrıs'ta kumar oynuyor ya da çocuklarımızın hayatıyla oynuyor.
***
Yüzde yüz dana eti diye satılan ama içinden eşek eti ve kanatlı eti çıkan sucuk ve sosis markalarının sahiplerinde insanlık aramayın.
Bu dünya Hitler'i bile gördü!
***
Kırdığı camlarla büyüyen çocukların kalbinin kırılmadığı zamanları bilirim.
"Güzel günler göreceğiz" diye umut, "motorları maviliklere süreceğiz" diye söz verdiğimiz çocukların denizlerini bile kuruttuk.
Onlar da bizden umudu kesti!
***
Herkesin ayağı takılır bizim de takılacak ama ağlamak yok!
Bizler başkalarına nasıl baktıysak bize de öyle bakılacak.
Gittin
Bende gözlerin kaldı
İki yağmur damlası
İki suskun ayrılık
Gittin
Şimdi yangınlar kaldı
İki yaralı yürek
İki sevdalı çığlık
Geliver bir akşam
Kahve içimi
Bak nasılmış sevmek
Gör sevincimi
Saatler acıyı
Çeyrek geçiyor
Dayanmaz yüreğim
Dindir acımı
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
İftarda gözün tok olsun.
Gücün yetiyorsa garibana el uzat.
Ne yaparsan kalbinle yap.
Bir pideyle şölene döner garibanın iftar sofrası
NEDEN?
Neden yaşlandıkça kirlenen insanlar büyüdükçe suya sabuna dokunmaktan korkar?
Neden bataklıklar kendilerine ait olmayanı geri verir de insanlar kendilerine ait olmayanı cebe indirir?
Neden komşusunu dinlemek için kulaklık takanlar, haksızlıklar karşısında vicdanlarına susturucu takar?
Neden televizyon dizilerinde bir tane bile Sadri Alışık yok da çakal kahraman çok?
Ve neden cevaplarını bildiğimiz soruları birbirimize sormaktan bile korkar olduk, neden?