Ergün Diler

ERGÜN DİLER

29 Kasım 2023, Çarşamba

6 milyar dolar!

ORTADOĞU'DA Fransızlar'ın payı olsa da patron İNGİLİZLER'dir! İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bile yani ABD'nin kazanmasından sonra bile bu pek değişmedi.
Fakat değişecekti! Olacak olanlar da bu çerçevede gelişecekti.
Detaylara belli başka bir yazıda girerim ancak ABD Başkanı Biden, G7 Zirvesi'nde Çin'in İPEK YOLU projesine karşı yeni bir dünya kurmaktan söz ediyor ve GLOBAL GATEWAY'i açıklıyordu. İstiyordu. Bu çıkıştan sonra İSRAİL'deki sokak gösterileri ULUSAL çapta yayılıyor ve Netanyahu sarsılıyordu. Neyse... Konumuz gösteriler değil!
Daha kritik bir yere yolculuk yapalım...
Ben uzun zaman önce NAMAZİ AİLESİ'ni yazmış ve "ABD'nin İRAN'daki eli, kolu, ayağı, gözü, kulağı" demiştim...
İran'da sokaklar karışınca DEVLET arkadaki gücün bu aile olduğunu düşündü ve SİAMAK NAMAZİ'yi tutukladı... Yazıya bu aileden başlayıp HAMAS'a, oradan da Türkiye'ye bölgeye gelelim...
Önce hatırlatma...
ABD, İran'da tutuklu bulunan 5 Amerikan vatandaşının serbest bırakılması karşılığında Tahran'a uygulanan 6 milyar dolar değerindeki yaptırıma muafiyet getirdi. Doğru mu?
Kesinlikle. Eylül ortalarında bu adım atılıyordu. Washington, İran'da tutuklu bulunan 5 Amerikalı için yaptırım uyguladığı 6 milyar DOLAR'ı serbest bırakıyor, Güney Kore'den KATAR'a gelmesinin önünü açıyordu. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bu operasyonu resmen yönetiyordu!
Anlaşma kapsamında 5 İranlı tutsak da serbest kalacaktı!
Cumhuriyetçiler haklı olarak Başkan Biden'a tepki gösterip "Dünyanın en kötü terör destekçisi devletine fidye ödemek büyük hata" sözleriyle yükleniyorlardı....
Güney Kore'de dondurulan para, İran'ın insani yardım mallarının alımında kullanması için Katar Merkez Bankası'na aktarılıyordu. Bunun kullanımı da YAPTIRIMIN delinmesi anlamına gelmekteydi.
Tutuklu 5 Amerikalı'nın 4'ü ev hapsine alınıyordu. Biri zaten evdeydi. Amerikalı tutuklular arasında 2015'te gözaltına alınan ve casusluk suçlamasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Siamak Namazi, 10 yıl hapis cezasına çarptırılan girişim sermayedarı Emad Sharghi, 2018'de tutuklanan ve 10 yıl hapis cezası alan İran asıllı İngiliz-Amerikan çevreci Morad Tahbaz da bulunuyordu. Serbest kalacak diğer isimler ise açıklanmıyordu.
Ulusal İran Petrol Şirketi ve İran Merkez Bankası gibi daha önce cezalandırılmış kuruluşlar artık "Güney Kore'deki hesaplardan İsviçre ve Almanya'ya buradan da Katar'daki hesaplara fon aktarımı" işlemlerini özgürce yapabiliyordu. Yani ABD, Tahran'a para akıtıyordu.
Hem de yaptırım uyguladıkları oluşumlar üzerinden...
Buraya kadar olan kısmı bir kenara koyalım şimdi...
Aradan iki haftaya yakın bir süre geçiyor ve dünya İSRAİL'deki sarsıntıyla güne başlıyordu. HAMAS daha önce hiç denemediği ve yapmadığı bir yöntemle İSRAİL'e iniyor en az 1200 kişinin öldüğü ve 2 bin 900 kişinin yaralandığı eşi benzeri görülmemiş operasyon düzenliyordu! HAMAS, İsrail'e roket yağdırıyor operasyona katılan en az bin kişi de 100 İsrailli'yi rehin almayı başarıyordu!
Böylesine sarsıcı bir operasyondan sonra büyük tepki geliyor ve savaş başlıyordu.
Ancak hala olan bitenin gerçek nedenini bilmiyorduk!
Herkes yazıyor çiziyor konuşuyordu.
Doğaldı.
Arkada neler oluyordu? Kim ne yapıyordu? Nasıl başarıyordu?
Peki bunca hengame arasında İRAN'ın aldığı 6 milyar dolara ne oluyordu?
Kim el atıyordu? HAMAS'a buradan giden bir pay var mıydı?
HAMAS paranın tümünü almış olabilir miydi? Hizbullah'ın önce paraya el koyması, bir kısmını da HAMAS'a yollaması mümkün mü? Bilmiyoruz!
Bu soruların sorulması gerekiyordu. ABD'de bazı mahfillerde "PARA HAMAS'a gitti" denilmekteydi. Saldırı öncesi İRAN'la buzlar eriyor, 6 milyar dolar serbest kalıyor, para KATAR'a geliyor oradan İran Merkez Bankası'na ya da onun üzerinden bir başka yere park ediyordu! PARA NEREDEYDİ!
Blinken gelip İran'la anlaşıyor, para akışı başlıyor, KATAR'ı oyuna dahil ediyor, ARAPLAR'ı susturuyor, İsrail'e yol veriyor, arkadan da acaba kullandıkları HAMAS etiketiyle büyük bir operasyon mu yapıyorlardı?
Yaptırıyorlardı? Bir el HAMAS'a "yürü" diyor arka plandan da bölgenin çizgisinin değişmesi için hazırlık yapıyordu. HAMAS'ın operasyonundan sonra İsrail'in verdiği cevaptan sonra bölge asla eskisi gibi olmayacaktı. City of London ya da Çin, ABD'nin bölgeye saplanıp kalmasını sağlayacak bir adım da atamadı.
Hem AKDENİZ hem Körfez, ABD donanması tarafından kıskaca alındı. Küresel satrancı etkileyecek adım atılmasının önüne geçildi. 6 milyar dolarla başlayan ABD-İRAN yakınlığı, İsrail saldırılarının üzerinden yaklaşık 40 gün geçtikten sonra yeni boyut kazanıyordu. Sanki ödül olarak ABD yine Tahran'a para yolluyordu! İran'ın IRAK'la ilgili ticaretinden dolayı yaptırım altındaki 10 milyar doları serbest kalıyordu! Ne zaman? Saldırılardan bir buçuk ay sonra!
Şu an dengeyi bozacak bir hamle gelmezse, Amerika Birleşik Devletleri BATI'yı ve ORTADOĞU'yu yanına alıyordu. AFRİKA'yı da unutmuyordu. Çin artık ASYA ve güneyi ile sınırlı olacaktı.
Bu Pekin'e yeter mi? Bilinmez.
Ancak son RENK bu!
En büyük ticaret ortağı olan ABD ile AB artık olmayacaktı.
Durum böyle olunca ABD, İNGİLTERE'yi kesinlikle ORTADOĞU'dan silmek atmak isteyecekti.
Bütün bunlar olurken ülke ekonomisini canlandırma vaatleriyle göreve başlayıp, koltuğunda yalnızca 45 gün kalarak rekor kıran eski İngiltere Başbakanı Liz Truss, ABD'nin küresel liderliğini yeniden kurması gerektiğini söyledi. Nerede? The Wall Street Journal'da... Truss ayrıca "ABD'yi muhafazakarlar yönetmeli ve sesleri çok daha fazla çıkmalı" diyordu.
ABD'den uzağa düşen İngiltere'nin eski BAŞBAKANI bile bunu söylüyordu! Blinken'ın defalarca ORTADOĞU'ya gelmesi sadece HAMASİSRAİL meselesi için değildi.
YENİ FORMAT için aralıksız tur atılmaktaydı. Dikkatle bakılması gereken nokta da burasıydı... Değişim için tüm hazırlıkların yapıldığı görülmekteydi!