CANLI YAYIN
Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Türkiye, maymun ve su

Eklenme Tarihi 23 Ekim 2012
Afrika'da hayatta kalmanın bir bedeli vardır. Akıllı olan yaşar.
Bu değişmez kuraldır.
O vahşi doğada bile geçerli olan tek akçe ZEKADIR! Güç, gösteriş, bağırıp çağırma, aile bağları, tehdit bir işe yaramaz...
Afrika'da tehlike ne kadar çoksa imkanlar da bir o kadar kısıtlıdır. Sizi hayata bağlayan en önemli enstrüman SU'dur... Orada yaşamak için aslanı, kaplanı ya da devasa bir fili altetmek değil, SU'yu bulmak gerekir... Bu ŞİFREYİ dünyaya gözlerini açan her YERLİ bilir... Bunun için genetik miras da kendilerine kalmıştır zaten... Evine SU götürmek zorunda olan aile reisi tıpkı ABD'nin, Rusya'nın ya da İngiltere'nin yaptığını yapar. Aracı kullanır! Çok fazla uğraşmadan büyük payı alır...
Nasıl mı?
Anlatalım...
Su peşinde koşan bir yerli, maymunların cirit attığı alana doğru yaklaşır. Maymunlar kendilerini bütün hayvanlardan zeki sandığı için gelen adamı uzaktan göz takibine alırlar. SİYAH ADAM, maymunların kendisini izlediğini bilse de bunu onlara hissettirmez.
Gövdesinde oyuk bulunan ağaç için arayışa girer. Bulduğunda yavaşça oraya yönelir. Beline sardığı paketlerden birini ağacın içine atar...
Ve hızla KÖR noktaya çekilip olayı izlemeye koyulur...
Akıllı maymunlardan en az biri o PAKETİ görmüştür. Cesaretine güvenen koşarak oraya gelir. Çevre kontrolünü yaptıktan sonra elini ağacın içine atar. İçeride bulduğu paketi kavrar. Ama paketi kavrayan elini bir türlü çıkaramaz. Çok uğraşır. Çok çaba harcar. Eli kopma noktasına geldiğinde paketin bir kısmı dağılır yere dökülür kalan kısmı da gösterilen mücadelenin sonucu olarak avucundadır!
Maymun kaptığı ÖDÜLÜN keyfini bir ağacın altına saklanarak çıkarır... Bir yandan güler, bir yandan da kabile reisinin ağacın içine bıraktığı TUZU yer... Bir süre sonra sürpriz hediyeden başı dönen MAYMUN yana yana SU aramaya koyulur. Ve o bölgede herkes bilir ki SU neredeyse MAYMUN oradadır!
Maymun önde, SİYAH REİS arkada hızla koşmaktadır. Birkaç dakika sonra maymun kimselerin bilmediği bir yola saparak kayaların içinde bulunan SUYA ulaşır. Kana kana sudan içer. Bulduğu hediyenin ÖLÜMÜ olduğundan haberi yoktur. Tam suyun içine daldırdığı kafasına çekerken ucunda kesici bir demir parçası bulunan OK faturayı ödetir. Ağacın içine bırakılan hediye aslında ölüm davetiyesidir. Ancak maymun bunu anlamaz. Hayatının değişeceğini zanneder. Umutla çıktığı yolculuk kabusla biter... O can verirken AKILLI DAVRANAN reis kazanır...
İşte yıllarca İngiltere, ABD ve Rusya bize böyle yaklaştı. Hep iki seçenekle geldiler. Kendimizin yazıp oynayacağı bir senaryoya düne kadar razı olmadılar. Bunu yapmaya kalkanı da DARBE ile yola getirdiler...
Suriye meselesi de böyle.
Rusya'nın Gürcistan, Ukrayna, İran, Irak ve Suriye üzerinden kurduğu HATTAN rahatsız oldular. PETROL ve GAZ bölgesini tek başlarına onların kontrol etmesine tepki gösterdiler.
Hem Basra'ya hem Akdeniz'e açılan kapının anahtarının onlarda olmasını kabul etmediler. Ancak yapacakları bir şey yoktu. Suriye krizi el altından kaşındı. Sonuçta Suriye bölgenin sorunuydu. Türkiye'nin sessiz kalamayacağı düşünüldü. TUZ PAKETİ Suriye'ye bırakıldı. Öyle ya onların gözünde ANKARA'nın bu oyunu görecek aklı yoktu. Maymun gibi koşup HEDİYEYİ alacaktı...
PAKET enerjiydi.
İhtiyacımız olduğunu çok iyi biliyorlardı. Bunun için "Yürüyün arkanızda biz varız" sözü verdiler.
Sonra da köşeye çekilip avuçları ovuşturmaya başladılar.
Ama olmadı...
Yanıldılar.
Çünkü Ankara bildikleri eski ANKARA değildi. Onların gösterdiği yola kimse bakmadı bile.
Ruslar'la gerginliğin hesabını yapanlar yanıldı. İki ülke büyük komplolara rağmen karşı karşıya gelmedi. Türkiye uçak krizinden sonra Moskova'ya "Esad gidecek.
Ama bugün ama yarın. Bana destek verirsen Suriye'deki geleceği birlikte inşa ederiz.
Ama yardımını esirgersen orada kurulacak olan masada yer alamazsın"
dedi...
Herkes perde arkasında Türkiye'nin bu teklifini konuşurken Ankara sürpriz bir kararla içinde bir şey olmadığını bildiği ERMENİSTAN uçağını indirdi.
İstihbarata göre uçak temizdi. Ama verilmesi gereken bir mesaj vardı.
HOCALI HAVAALANI'nı açmaya kalkan Ermeniler'e "Aklınızı başınıza alın. Sizi kimse kurtaramaz" deniliyordu.
Türkiye bu kararla kardeş Azerbaycan'ın uluslararası hukuktan doğan haklarının koruyucusu oluyordu. Uçak indirilmekle kalmıyor, iki ülke ortak ORDU için el sıkışıyordu. Bundan böyle 20 bin askerimiz AZERİ sınırını koruyacaktı.
Yani Ankara artık eskisi gibi konuşmuyor, yapıyordu.
Mesajları da alması gereken herkes eksiksiz alıyordu...
Türkiye dışarıda bunları yaparken İÇERİDE birlik fotoğrafı vermeyi unutmuyordu.
Cumhurbaşkanı Gül'ün 29 Ekim Resepsiyonu'na askeri EŞLİ davet etmesi BARONLARI çıldırttı! BDP ve başörtülü hanımların gelecek olması uykularını kaçırdı. Öyle ya, düne kadar DEVLET onların elindeydi. Kamplara ayırıp yönetiyorlardı. Oysa şimdi Gül, Erdoğan, Özel Paşa ve Fidan aynı anda aynı yere koşuyor... Sıkıntıları bu... ORTAK AKIL devreye girince hiçbir tuzağa düşülmüyor.
Bunun nasıl olduğunu bir türlü anlamıyorlar...
Şimdi çok güvendikleri KÜÇÜK BARONU Türk dostu bir liderin yanına gönderdiler.
Amaç PARA AKIŞINI önlemek. Tek dertleri, kriz çıksın, Erdoğan gitsin!
Hala büyük fotoğrafı göremiyorlar.
Yakında BOĞAZ'daki merkezlerini bile kaybederler bu kafayla...

NOT 1: Türk dostu lideri kaç Türk askerinin koruduğunu bile bilmiyorlar...
İşleri zor. Çünkü derslerine çalışmıyorlar...
NOT 2: Dostuma söz verdiğim için yazamıyorum.
Seçme ve seçilme yaşının neden 18'e indirilmek istendiğini anlatınca gerçekten şaşırdım. Devletin AKLINA bir kez daha hayran kaldım...
Yazabilsem inanın siz de şaşırırdınız...