1940'ların başında Romanya'dan İsrail'e göçtü.
İsrail Devleti kurulur kurulmaz UĞURSUZ GEÇMİŞLERİNDEN KURTULMAK için ilk iş olarak soy isimlerini değiştirdi.
Bay Herschovici'nin üç oğlu oldu. En büyüğü "ben MEMUR olacağım" diyerek emniyetin başına geçti.
Diğer iki oğlu ise küçücük dükkandan DEV yarattı...
İki kardeş başlangıçta HAYFA Limanı'ndaki küçük dükkanda gemilere yiyecek ve malzeme satıyordu.
Bir süre sonra bu iş BÜYÜK OLANA yetmedi.
Kafayı kullandı.
Bankaların kredi borcu yüzünden el koyacağı gemileri TESPİT etti.
Çok değerli gemileri ucuza kapattı. Bu alanda rakipsiz olduğunu görünce BÜYÜMEK için Londra'ya gitme kararı verdi.
Amaç dünya ile rekabetti.
Kısa sürede İHALE kurdu oldu. Kaynağı bilinmeyen bilgilerle en zor şartlarda bile karlı çıkıyordu.
Kimse onu durduramıyordu. Hayatında bir BURÇlara bir de 2'nin sihrine inanırdı.
22/02/1922'de dünyaya gelmişti.
Ailenin ikinci çocuğuydu. İdan ve Eyal isimli iki oğlu vardı. Şirketini 1957'de kurmuştu, rakamların toplamı 22 ediyordu.
Merkez ofis, 2 Hanamal Caddesi üzerindeydi.
ABD ve İsrail olmak üzere 2 pasaportu vardı.
Kullandığı gözlükten dünyada 2 tane vardı.
Kardeşinden 2 yaş büyüktü.
Dünyanın en büyük 2'inci deniz filosuna sahipti...
Bütün zamanların en cimri adamı olarak tanındı.
Tek nefret ettiği şey gazetelerin kendisinden söz etmesiydi.
Bugün hala kimse, karısının sarışın mı yoksa esmer mi olduğunu bilmez...
PICASSO ve VAN GOGH gibi ressamların tablolarını toplayıp 5 milyar dolarlık koleksiyona imza attı.
En büyük tutkusu BÜYÜK TEKNESİYLE BODRUM kıyılarına demirlemekti.
İş dünyasının en gizemli adamıydı. Kurduğu şirketler saymakla bitecek gibi değildi. İsrail'in en zenginiydi.
Diğer ünlü Musevi işadamlarının aksine hiçbir SİNAGOG'a para yardımı yapmadı, hiçbirine ismini vermedi. Çok büyüdü... Hem de dünya siyasetine karışacak kadar. En büyük İDEALİ, ünlü ROCKEFELLER AİLESİ'nin yerini almaktı.
Bu nedenle tecrübesini hırsıyla birleştirip her alanda boy gösteriyordu. Son aylarda düşmanlarının sayısı iyice arttı.
Önce İran'a gemi sattı. Ardından NATO'nun "gitme" dediği MISIR ve LİBYA'ya gemilerini gönderdi.
IMF'nin gittiği her yere onlardan önce gitti.
Ruanda'yı resmen ele geçirdi. 72 ülkede işi vardı. "Para kazanmamı kimse engelleyemez" diyordu. Arap sermayesine yakındı.
Ama fırtına birden ters esmeye başladı. Haziran ayının başında kendi EVİNDE ÖLÜ BULUNDU.
Herkes "yaşlılık ne olacak" derken, dün de kardeşi aynı sonla yaşama veda etti.
Acaba birileri ARAP BAHARININ rüzgarını yiyince faturayı SAMİ ve YULİ OFER kardeşlere mi çıkardı? Ne dersiniz? Yoksa ecel mi?
NOT: GALATAPORT'un iptalinden sonra yani Ofer'e kapı gösterilir gösterilmez RAHMİ KOÇ sürpriz bir çıkış yapıp "Cumhurbaşkanının eşi türbanlı olabilir" demişti...
Garip değil mi, çünkü yıl henüz 2006...
Abdullah Gül'ün seçilmesine daha bir yıl var...