CANLI YAYIN
Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Türkiye'ye baksaydın MÜBAREK!

Eklenme Tarihi 14 Eylül 2011
2011'in ilk günleriydi. İsrail Başbakanı Netanyahu, Mısır Devlet Başkanı Mübarek ile SHARM EL SHEİKH'te bir araya geldi. YAZLIKTAKİ görüşme gündem dışı ve gizliydi. İsrail Başbakanı, Mübarek'in gözlerinin içine bakarak sordu: Yanımızda mısınız, değil misiniz? İsyanın ayak seslerini duyan Mübarek "Siz bizimleyseniz biz de sizinleyiz" cevabını verdi. Başka da seçeneği yoktu.
İsrail'in desteğini arkasına alırsa NEOCONLARI da yanına çekeceğini biliyordu. Zaten bir önceki yıl çıkan ayaklanma OBAMA'nın yanındaki 9 YARAMAZ ÇOCUĞUN desteğiyle bastırılmıştı. Korkuyordu ama Netanyahu'nun "Birkaç Arap öldürürsün iş biter. İsyan da böylece başlamadan söner" sözlerinden cesaret alıyordu.
Kendini güvende hisseden Mübarek, o masadan kalktıktan sonra hiçbir şeyi kontrol edemedi. TUNUS'ta kendini yakan BOUAZİZİ isimli genç aynı zamanda bütün coğrafyayı ateşe veriyordu. Alevler önüne geleni kavururken Mübarek Ailesi de DEVRİME yeniliyordu... Tıpkı Bin Ali ve Muammer Kaddafi gibi...
Çünkü o coğrafyada artık İSRAİL, NEOCONLAR ve Malta Şövalyeleri ile birlikte olmak, hayatta kalmaya yetmiyordu.
Değişim aslında TÜRKİYE'den başlamıştı. Hazırlık çok öncelere dayansa da görünür tarih 3 Kasım 2002 idi... Çünkü bu tarih milattı. Demokrasi yoluyla gelen bir hükümet hem ülkenin hem de bölgenin kaderini değiştirecekti. İçerideki savaş 17 Mayıs 2006'da DANIŞTAY'da çekilen tetikle başladı... Artık geri dönüş yoktu.
Ergenekon dalgaları Tsunami şekline dönüşünce SAFLAR çok net belli oldu.
60 yıllık gizli açık, küçük büyük, iç-dış bağlantılı tüm ODAKLAR bir bir etkisiz hale getirildi. Belki kurunun yanında yaş da yandı.
Ama devlet kararını vermişti:
BÜYÜYECEKTİ...
Hükümet, asker, bürokrasi ve sermaye (BAZILARI HARİÇ) uzun yıllar sonra aynı anda masaya yumruğunu vuruyordu... Her yumruk önce Tel Aviv'den, sonra Pentagon'dan duyuluyordu... Önce herkesi kapsayan bir dil geliştirildi. 1940'ların keskin söylemi terk edildi. Katı ve asık suratlı resmi bakış REKTİFİYE edildi. Devletin yüzü gülmeye başladı. Artık daha sabırlıydı. Hesap veriyordu. Hukuk dışına çıkıldı mı RADAR anında devreye giriyordu.
Para giriş-çıkışı, istihbarat, hukuk, atamalar, YAŞ, dış ilişkiler, gazeteler, televizyonlar, büyükelçiler, din, dindar algısı tamamen değişiyordu...
Yeni Türkiye inşa edilirken ABD, Ortadoğu'da gizli gizli anketler yaptırıyordu.
Hepsinde de ERDOĞAN halkların en güvendiği ve sevdiği isim olarak uzak ara öndeydi. İçerideki yüzde 50, dışarıdaki yüzde 79'un yanında küçük kalıyordu...
Paniğe kapılıp ASKERLERE GAZ verdiler: "1980'de yaptınız yine yaparsınız" diye. BALYOZ, SUGA, ORAJ, ÇARŞAF ve SAKAL'dan sonuç alamadılar. Daha günışığına çıkmayan başka KİRLİ senaryoları devreye sokmaya çalıştılar. AMA TUTMADI... "Yenilen pehlivan güreşe doymaz" misali her çift daldıklarında TOKADI yiyip oturdular. Bu savaşların çok azı medyaya yansırken yeni devlet ROTASINDA pupa yelken devam etti.
Yeni Türkiye'nin yüzü Başbakan Erdoğan dün MISIR'dan dünyaya seslendi. Kardeşlik çağrısı yaptı. Ortak tarihten söz etti. Bölgedeki 19 kanal konuşmayı CANLI yayınlarken Ortadoğu sokakları ellerinde TÜRK BAYRAĞI taşıyan insanlarla dolup taşıyordu... Düne kadar BÖLÜNÜR MÜYÜZ korkusu yaşayan milyonlar şimdi ARAP BAHARINDAN gelen rüzgarla serinliyordu...
NOT: The Guardian, The Times, The Telegraph, Financial Times, La Stampa ve El Pais gibi gazeteleri okuyunca Türkiye'nin ERGÜN üstlendiği rolü daha iyi anlıyorsunuz...

* * *
BU TABLOYA İYİ BAKIN
Bizim Emre dün uyarınca baktım.
GOOGLE TRENDS'te son bir aylık TAKVİM aranma raporunda Diyarbakır'da birinciliği kimseye kaptırmamış. Açık ara önde olan Diyarbakır'ı Bursa, İstanbul, İzmir ve Batman takip ediyor... Bu tablonun oluşmasına destek verdiği için BENGİ YILDIZ'a çok teşekkürler... Übeydullah Hoca'nın da katkısı inkar edilemez...

* * *
AŞK BU
Spartacus ANDY WHITFIELD önceki gün öldü. Hem de 39 yaşında... Bizler onu KAN VE KUM isimli dizide karısı için ölüme meydan okuyan bir savaşçı olarak tanıdık. Kılıçların, zırhların arkasından hep hayallerine koştu. Son sahnede ise feryat ederken karısının cansız bedeni kollarının arasındaydı... Herkesi ağlatan SPARTACUS Lenf kanserine yenildi. Son nefesini de eşinin kollarında verdi. Müthiş final di'mi..