Almanya ekonomisi son yıllarda ciddi bir duraklama dönemine girdi. Uzmanlar artık Almanya'yı "Avrupa'nın hasta adamı" olarak nitelendiriyor.
Üstelik bu Alman medyasının yorumu.

Alman hükümetine strateji raporu sunan Uluslararası ve Güvenlik Politikaları Enstitüsü (SWP), hazırladığı üç ayrı raporla dikkat çekti. Raporların ortak noktası ise oldukça çarpıcı: SWP, Almanya'nın ayağa kalkması için Türkiye ile ortaklık kurmasının zorunlu hale geldiğini vurguluyor. Raporlarda, "Ortadoğu'da etkisini büyük ölçüde kaybeden Almanya'nın yeniden sahada varlık göstermesi için Türkiye'nin yükselen bölgesel gücünü dikkate alması gerektiği" açıkça ifade ediliyor.
Türkiye'nin özellikle Ortadoğu, Afrika ve Kafkaslar'daki artan nüfusu ve bağımsız dış politika vizyonu, Avrupa için artık görmezden gelinemeyecek kadar önemli hale gelmiş durumda. Bu gelişmeleri sadece stratejik değerlendirmelerle sınırlı görmek eksik olur. Almanya'nın müstakbel başbakanı Friedrich Merz'in, "Avrupa, Türkiye ile çalışmak zorunda" ifadesi, Avrupa'nın mevcut krizlerini aşmak için Türkiye'yi bir partner değil, anahtar aktör olarak gördüğünü gösteriyor.
Peki Türkiye bu noktaya nasıl geldi? 20 yıl önce "yerli üretim" dendiğinde halkın aklına zeytin, limon, domates gibi tarım ürünleri gelirdi. Bugün ise tablo bambaşka.
Türkiye artık kendi İHA ve SİHA'larını, savaş gemilerini, milli helikopterlerini, tanklarını, balistik füzelerini, haberleşme ve gözlem uydularını, elektrikli otomobilini üretebilen bir ülke.
BAYKAR, TUSAŞ,
ASELSAN,
ROKETSAN gibi şirketlerin dünya çapında bilinirliği artarken, Türk savunma sanayii ihracat rekorları kırıyor. Dünya değişiyor ve bu değişimde Türkiye artık başrolde.

150 TRİLYON DOLARLIK MİRAS
ABD Yüksek Mahkemesi, geçen yıl Chevron Doktrini'ni iptal etti.
Pentagon ve CIA'de danışman olarak görev yapan Jim Rickards, Amerika Birleşik Devletleri'nin federal toprakları altında 150 trilyon dolar değerinde maden (altın, lityum vs) zenginliğinin sisteme dahil edileceğini söyledi.
Nevada'daki Thacker Geçidi yakınlarında olduğu iddia edilen 'Amerikan Ulusal Mirası'nın sisteme entegre edilmesiyle birlikte Yeni Dünya Düzeni için en önemli adımın atılacağı konuşuluyor.
Jim Rickards, "150 trilyon dolarlık rezervinin çıkarılması, Amerika ulusunun tam bir ekonomik dönüşümüne yol açacak ve nesiller boyunca mali istikrarı koruyacak.
Aksi takdirde ABD için çöküş olacak" dedi. Ancak 150 trilyon dolarlık mirasın bir aldatmaca olduğunu iddia edenler de az değil. Jim Rickards ise bu karşı cepheyi şöyle susturuyor: Bekleyin, çok yakında...

ALGI VE SiMP'SON'LAR!
ABD'ye siyahi başkan, Pizzagate skandalı, Trump'ın başkan adaylığı, Covid 19, Notre Dame Katedrali yangını, Los Angeles yangını, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, Kraliçe II. Elizabeth'in ölümü...
ABD'nin en ünlü çizgi film ailesi Simpsonlar, tüm bu olayları yıllar öncesinden ekrana taşıdı.
İddia böyle. Ancak bu ve benzeri 100'e yakın Simpson kehanetinin sadece 4'ünün gerçekleştiği ortaya çıktı.
Yani "Algı gerçekten öndedir" sloganının ne kadar doğru olduğunu anlıyoruz. Son olarak "Simpsonlar, "Papa Francis'in ölüm tarihini bildi" iddiası da yalan çıktı.

'YAPAY ZEKA'NIN DOĞUŞU!
ALMAN bilim adamı Haşim El- Ghaili, dahi mi çılgın mı! Dünyanın ilk yapay rahim yapısı konsepti ile bir bebek doğdu.
EctoLife, bebeğin anne karnında olmadan yapay zeka ile tasarlanan bir ortamda gelişmesini sağladı. Kapsüller, mikropların yüzeylerine yapışmasını önlüyor. Kalp hızı, sıcaklık, kan basıncı, solunum hızı ve oksijen satürasyonu gibi bebeğin hayati belirtilerini izleyebilen sensörlerle korunuyor. Yapay zeka tabanlı sistem ayrıca bebeğin fiziksel özelliklerini izliyor ve olası genetik anormallikler konusunda uyarıyor. Şirket, "Kanser veya diğer komplikasyonlar nedeniyle rahimleri cerrahi olarak alınmış kadınlar için mükemmel bir çözüm" diyor. Ancak anne karnında olmadan gerçekleşen bu doğuma tepki de çok büyük.
PARANTEZ
(Dünyanın en zengin 10 iş insanı, günlük ortalama 100 milyon dolar kazanıyor.
Bu kişiler, servetlerinin yüzde 99'unu kaybetseler bile milyarder olarak hayatına devam ediyor.)