Selam vererek arkadaşlarının yanına gelen Melih Bey, ekiptekilere misafirini tanıttı:
- Emekli öğretim görevlilerimizden Prof. Dr. Necati Yılmaz. Her ne kadar emekli dediysem de uluslararası ilişkiler sahasındaki çalışmalarını halen sürdürüyor… Selim:
- Hoş geldiniz, safalar getirdiniz Necati Ağabey! Siz gelmeden önce son gelişmeleri konuşuyorduk. Kafamız Husiler meselesine takıldı. Sizi yormayacaksak eğer, kısa bir bilgilendirme yapar mısınız?.. Araya giren Melih Bey, Necati Bey'e:
- Ağabey, buradaki sohbetleri anlatırken nelerle karşılaşabileceğini sana söylemiştim. Çaylarımız da geldiğine göre başlayabilirsin… Necati Bey:
- Kısaca anlatmak gerekirse; Husiler ya da diğer ismiyle Ensarullah,1990'lı yıllardan itibaren Yemen'de faaliyet gösteren siyasi, askerî ve silahlı bir örgüttür. Ağırlıklı olarak Şiilerin Zeydi kolu mensuplarından oluşmaktadır ve lider kadrosu da büyük ölçüde Husi kabilesindendir… Araya giren Mehmet:

- Kesmiş olmayayım, ama Zeydilerin Şia içinde Ehl-i Sünnet'e en yakın kesim olduğu söylenir. Bu doğru mu?..
- Doğru. Zeydiler itikadi olarak Ehl-i Sünnet'e yakındır. Ancak kendi içlerinde de farklılıklar vardır ve Husiler, Zeydiler arasında Ehl-i Sünnet'e en uzak kesim olarak bilinir. Yemen'in kuzeyindeki Zeydi Şii toplulukların desteğine sahip olup, 2014'ten beri başkent Sana dahil Yemen'in kuzeybatısındaki geniş bölgeleri kontrol eden Husilerin son günlerde gündeme gelmeleri de Kızıldeniz'i Okyanus'a bağlayan Babülmendep Boğazı'nı da kontrol eder hale gelmelerinden… Mehmet:
- Husilerin Hürmüz'ü takiben Babülmendep'i tartışmalı hale getirme bölge ve dünya ekonomilerini ciddi şekilde etkiledi. Ancak, 'İslamcı' olarak bilinen Husilerin, Babülmendep'de sadece Suud gemilerini hedef alarak asıl düşman ABD ve İsrail gemilerine ses çıkarmayışları, kafa karıştırıcı… Necati Bey:

- ABD ve İsrail'in saldırılarına maruz kalan İran'ın, son günlerde sadece Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün'deki ABD üslerine yönelik misillemelerde bulunduğunu da unutmayalım. BAE ya da Suud'daki ABD üslerine yönelik İran saldırısı yok. Ancak, gemileri Babülmendep'te Husiler tarafından vurulan Suudi Arabistan'ın doğusundan batısına kadar uzanan boru hattı da Irak'daki Haşdi Şabiilerin saldırıları ile kapandı. İran'ın İsrail'e yönelik herhangi bir saldırısının olmayışı da dikkat çekici tabii… İhsan:
İsrail'i vurmuyor, ama…
- Hocam, zaten karışık olan kafamız şimdi iyice karıştı. Söylediklerinizden; ABD ve İsrail'le savaştığını söyleyen ancak şu anda İsrail'e herhangi bir saldırı yapmayan İran'ın, Bahreyn, Ürdün ve Kuveyt'i vurduğunu, Husiler ve Haşdi Şabiilere de Suudi Arabistan'ı vurdurduğunu mu anlamak gerekiyor?..
- Hakikaten kafa karıştırıcı. Ama olay tam da bu… Mustafa:
- Hürmüz'den petrol ihraç edemeyen Suud'un, Körfez'den Kızıldeniz'e giden boru hattının ve Babülmendep'ten geçen gemilerinin vurulması, ihracatının büyük darbe alması demek. Bu, Husilerin Suudi Arabistan'ı ABD ve İsrail tarafına doğru itmeye çalışıp çalışmadığı sorusunu akla geliyor. Geçtiğimiz günlerde Mekke-i Mükerreme'ye İHA saldırısı yaptıkları iddiası yalanlandı. Ama Taif ve benzeri, Suud'da sivillerin yaşadığı yerlere saldırılarını sürdürüyorlar…
- İşte mesele tam olarak bu. İran'ın vekil güçlerinden birisi olduğu düşünülen Husilerin, Arabistan'a yönelik saldırıları ile bu ülkeyi ABD ve İsrail'in arzu ettiği Abraham Anlaşmasına yönlendirmeye çalışıp çalışmadıkları, soru işareti. Gelişmelerin Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile bağlantılı olduğu da söylenebilir. İran'ın anlaşmaya bakışı ikircikli. Anlaşmanın İsrail'i ve her ne kadar görünüşte memnun olduğu söylense de ABD'yi rahatsız ettiği de malum. Mekke Anlaşması'nın Suud'u Abraham Anlaşması'ndan uzak tutacağı söylenebilir çünkü… Mehmet:
- O zaman İran'ın sağ gösterip sol vurduğunu mu düşünmemiz gerek?..
- Açıkçası, bilmiyorum. Ancak yaşananlara bakıldığında bunu düşünmeden edemiyor insan. Dahası aylardır Hürmüz sebebiyle bir yükselip bir inen petrol fiyatlarının Babülmendep sebebiyle iyice artması, kafa karışıklığını artırıyor... Mustafa:
- Husiler Babülmendep'de sadece Suudi Arabistan gemilerini hedef aldıklarını söylese de, Kızıldeniz ve Süveyş üzerinden yapılan ticarette ciddi sıkıntılar yaşandığı için başta Mısır olmak üzere bütün dünya ekonomileri de risk altında. Uzun süredir Devletimizin ÖTV indirimi yapması sebebiyle yükselmeyen akaryakıt fiyatları bizde bile yükseldi… Necati Bey:
- Kısacası, pek akıl alır gibi gözükmeyen bir durumla karşı karşıyayız. ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattıkları anlamsız savaş sebebiyle geldiğimiz nokta, oldukça karmaşık. Kasım'da yapılacak ara seçimlerde başarı kazanmak isteyen Trump bile zorda. ABD'de Kasım seçimlerini etkileyeceği kesin olan benzin fiyatlarının yüksekliği Trump için ciddi bir problem çünkü. ABD vatandaşlarına dağıtmayı vadettiği 5'er bin dolar bile çözüm olmayabilir… İhsan:
Kozinoğlu'nun korkuttukları…
- Necati Hocam, mevcut durum hakikaten kafa karıştırıcı. Umarız herkesin lehine olabilecek bir çözüm bulunur. Verdiğiniz ufuk açıcı ilgiler için teşekkürler. Sizi daha fazla yormayalım ve şimdi de sohbetimize Melih Bey'in 15 yıl sonra açılan Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne dair kanaatleri ile devam edelim… Melih Bey:

- Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde kalp krizinden vefatı, tıpkı Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un vefatı gibi yakın tarihin şüpheli birçok olayından birisi. Silahlı kuvvetlerimizde ve MİT'de önemli görevlerde bulunmuş, oldukça sağlıklı olduğu bilinen Kozinoğlu'nun, yaptığı hafif bir spor sonrası kalp krizi geçirmesi ve vefatı, düşündürücü. Cezaevinde aynı odada beraber olduğu kişiler, FETÖ ile irtibatlı oldukları ortaya çıkan savcılar, gardiyanlar ve cezaevi yöneticileri. Kalp krizine müdahalede geç kalınması, ambulansın geç gelmesi ve hastane yolunda bekletilmesi gibi durumlar sebebiyle dosya yeniden açıldı… Remzi:
- Mezarının açılarak örnekler alınması, gözaltılar ve tutuklamalar, ciddi şeyler olduğunu gösteriyor galiba?..

- Kozinoğlu kriz geçirip hastaneye kaldırıldıktan hemen sonra, koğuş arkadaşları Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım'ın kahve bardaklarını yıkamaları gibi hayatın olağan akışına aykırı durumlar söz konusu. Kalp krizi geçirmesi öncesi, koğuştaki ışıkların 14 dakika boyunca söndürüldüğünün anlaşılması da dikkat çekici. Ciddi şeyler olduğunu düşünmek için çok sebep var… Mustafa:
- Kozinoğlu'nun ölümü suikast sonucu ise, bunun konuşmasından korkan birileri tarafından yapıldığını düşünmek gerek. Bu da listeyi kalabalıklaştırıyor galiba?..
- Sanırım. Balkanlar, Türkistan ülkeleri, Afganistan ve Pakistan'da da önemli görevlerde bulunan Kozinoğlu'nun ABD ve içimizdeki uzantısı FETÖ'yü ciddi şekilde rahatsız ettiği biliniyor. Mahkemeye çıkmasından kısa bir süre önce ölümü, konuşmasından ürkenler tarafından suikast yapıldığı ihtimalini akla getiriyor. Ölümünden birkaç gün önce, ismi açıkça kendisini çağrıştıran bir karakterin o zamanlar çok popüler olan Kurtlar Vadisi dizisinde hapishanede öldürülmesi olayının tesadüf mü yoksa öldürülmesine dair bir mesaj mı olduğu, açığa çıkarılması gereken hususlardan, mesela… Selim:
- FETÖ'nün bir şekilde senaryosuna müdahalede bulunduğu söylenen dizide, Cumhurbaşkanımıza yönelik tehditler ve benzeri başka mesajlar olduğu iddialarI da var…
- Bu sebeple dizinin senaristleri de sorgulandı zaten. Şu anda parça parça bilgilere sahibiz. Kesin olan Devletimizin elindeki bilgilerin çok daha fazla olduğu. Dolayısıyla parçaların yerli yerine oturtulmasıyla konunun çözüleceği söylenebilir... İhsan:
- Sebze ve meyve konusunda üreticilerin ve hepimizin canını yakan anlamsız fiyat yükselişleri ile ilgili 'Tarladan markete fiyat yolculuğu' soruşturması ve Borsada özellikle de küçük yatırımcıları ciddi zararlara sürükleyen bazı fonlara yönelik operasyona da değinsek iyi olurdu. Ancak, vaktimiz kalmadı. Sohbetimizi, Cenab-ı Hakk'tan hayırlar dileğiyle sonlandıralım…
- Amin…