Dün (19 Şubat) yazımda "Yalan yanlış iddialarla İletişim Başkanlığı'nı ve Cumhurbaşkanımızın aile fertlerini hedef alan videonun, kuruluşundan beri muhteşem işlere imza atan Dezenformasyon Merkezi'nce gündeme alınmayışı, inşallah 'şuyuu vukuundan beterdir' anlayışı sebebiyledir." demiştim. İletişim Başkanı Fahrettin Altun, gece X hesabından yaptığı paylaşımla "Fitne girişimi" meselesine bir cevap verdi. Altun'a bizzat kendi hesabından açıklama yaptığı için öncelikle şükranlarımı sunuyorum.
İletişim Başkanımız ile "fitne" konusunda ortak derdimizin olması beni ziyadesiyle mutlu etti.
İMZA ATIYORUM
Sayın Altun'un "Ülkemizin çok önemli bir süreçten geçtiği, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, hükümetimizin ve Cumhur İttifakının Türkiye'nin birliği, beraberliği ve dirliği için çabalarını yoğunlaştırdığı, bu sebeple türlü saldırılarla karşı karşıya kaldığı böylesine bir dönemde bir fitne ateşinin yakılmaya çalışıldığını açık ve net bir şekilde görüyoruz." ifadelerine ben de imza atıyorum.
Konu "Fitne ateşi"ni söndürmekse, kamuoyunun süreci tüm boyutuyla bilmesinde fayda var.
Cumhurbaşkanımızın ailesine "mafya", "çete" gibi iftiraların atıldığı video yayınlandığı 27 Ocak'tan birkaç gün sonra 100 bin izlenmeyi geçmiş, yorumlarda 'neden bir şey yapılmıyor' sorularının başladığı 3 Şubat'ta ise 120 bine ulaşmıştı.
"Başkan Erdoğan'ın kızı, eşi, damadı ve damadının kardeşi mafya" olarak nitelenip, "Erdoğan'ın eşi, kızı ve damadı istedi savcı Ayşe Barım soruşturmasında harekete geçti" denilen videoda "Fahrettin Altun Ayşe Barım soruşturmasına karşı", "Fahrettin Altun makul, Erdoğan'ı makule o çekmeye çalışıyor", "Fahrettin Altun muhalif gazetecilerle diyalog kuruyor", "Fahrettin Altun ekibi Osman Kavala ve Gezicilerin serbest bırakılması için çalıştı" gibi ifadelerle İletişim Başkanlığı da hedef alınıyordu.
Videodaki şahıs, 5-6 defa ve ısrarla "Bana geldiler anlattılar", "Bana şablon verdiler kim kimle çalışıyor gördüm", "Ben sordum o da cevap verdi", "Bana doküman verdiler" gibi ifadeler kullanarak, videonun içeriğinin kendisine verildiğini ima ediyordu.
ALTI ÇİZİLMESİ GEREKEN TEPKİLER
3 hafta boyunca bu video kastedilerek, "Bakın bir şahıs, Başkan Erdoğan'ın ailesine, eşine, kızına, damadına mafya diyor, çete diyor. Erdoğan'ın ailesinin yargıya talimat verdiği iftirasını atıyor. Aynı adam Fahrettin Altun'u da övüyor. Altun, Ayşe Barım soruşturmasına karşı ama Erdoğan ailesine direnemiyor diye fitne çıkarıyor. Tayyip Erdoğan'a zayıf karakter imajı çizip makul biri olmadığını söyleyip Fahrettin Altun'un Erdoğan'ı makul çizgiye çekebileceğini bunun için herkesin Fahrettin Altun'u desteklemesi gerektiğini söylüyor. Bakın bu video Erdoğan ailesine karşı saldırı ve büyük bir saldırıdır, neden bu hadsize had bildirilmiyor?" diye pek çok tepki geldiği, altı çizilmesi gereken bir husus.
MESELE ERDOĞAN AİLESİNİN HUKUKUNU KORUMAKTIR
Bu tepkilerin yanında, bazı sosyal medya hesaplarının, Gültekin'in haddini aşan sözlerine tepki göstermek yerine, kafa karıştırıcı duruma dikkat çekenleri hedef gösterip, Erdoğan ailesini savunanlara "Fitneciler" ve benzeri sözlerle saldırmaları, ayrı bir mesele.
Malum video hakkında 3 haftadır süren suskunluğunu sona erdirip bir açıklama yapan İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un Erdoğan'ın ailesine saldıran videoyu çeken şahsı "Ciddiye alınmayacak biri" diye tanımlaması, tabii ki kendi takdirleridir. Ancak, üstlenilen görev itibariyle Başkan Erdoğan ve ailesinin hukukunu korumanın bu meselede daha net ortaya konabileceği de açık.
SORGULANAN VAKA
Kurulduğundan beri hakikaten muhteşem hizmetler gören Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin konuyu 'şuyuu vukuundan beterdir' anlayışı ile ele almamış olabileceğini' belirtmiştik. Ancak, sosyal medyayı sıkı bir şekilde takip edenlerin, yakınlarda Fatih Altaylı ve Altan Sancar yanında CHP'li Burhanettin Bulut, Cemal Enginyurt ve Bülent Yücetürk'ün Fahrettin Altun ile ilgili paylaşımlarına karşı harekete geçirilen bazı mekanizmaların neden bu konuda devreye alınmadığını sorguladıkları da vakıa.
Konumuz dün Fahrettin Altun'un yazısında bahsettiği gibi İletişim Başkanlığı'nın yaptıkları değil. Elbette güzel pek çok iş yapılmıştır, yapılacaktır. Bunlar da Erdoğan'ın güçlü liderliği sayesinde olmuştur, olacaktır. Konumuz Erdoğan ailesine saldırılması, aile bireylerine yargıya müdahale ediyorlar iftirası atıp, "çete", "mafya" gibi akla ziyan suçlamalarda bulunulması.
NEDEN SALDIRANA TEKZİP YA DA DAVA YOK?
Bu aşamadan sonra İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Birimi'nin videodaki iddialar hakkında yalanlama yapıp yapmayacağını bilmiyoruz. Ancak videonun yayınlandığı 27 Ocak'tan itibaren Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin paylaşımlarına bakıldığında, Erdoğan ailesi hakkındaki iftiraların onlardan daha az önemli olmadığı söylenebilir.
İletişim Başkanlığı'nın aslında Fahrettin Altun'a da saldıran videoyu çekene neden tekzip yollamadığı ve tazminat davası açmadığı, soru işaretlerinden.
Bu konunun "biz onu ciddiye almadık, almıyoruz" denilerek kapatılmaması gerektiğini düşünen ve "Erdoğan ailesinin hakkını savunmak bu kadar mı zor?" sorusunu soranların varlığı da kesinlikle unutulmamalı…