İMSAKİYE RAMAZAN

Kuyruklu yalan...

ÇÖZÜM bekleyen herhangi bir meselede en önemli husus denklemi doğru kurabilmektir... Birçok meselenin yanında, Afrin'in de dahil olduğu Suriye'nin kuzeyi, Türkiye açısından çözüm bekleyen meselelerden başlıcası. Fırat Kalkanı Harekatı, birilerinin bizi karşı karşıya bıraktığı problemin çözümü içindi. Zeytin Dalı Harekatı da benzer bir sebeple başlatıldı. İdlip, Menbiç ve sonrasında Fırat'ın doğusuna yönelik harekatlar da bunun için yapılacak. Türkiye, kendisi açısından hal ve istikbale yönelik ciddi riskler taşıyan bir durum karşısında... Bununla ilgili gerekli gördüğü adımları da atıyor...
Mevcut durumun sürmesi halinde, bundan sonra nerelerde neler yapma niyetinde olduğunu ve sebeplerini de açıklıyor. Bu zamana kadar bütün olup bitenlere baktığımızda karşımıza çıkan en önemli husus, ülkemizin yönetenlerin sadece doğruları söyledikleri ve bunun gereklerini yerine getirdikleri.
Türkiye'nin en temel talebi, Suriye'nin bir bütün olarak ülkede yaşayan herkesin kendisini temsil ettiğine inandığı bir yönetime kavuşması. Suriye'de sıkıntıların başladığı ilk günden beri bunu söylüyordu Türkiye ve halen de bunu söylüyor. Diğerlerini bir kenara koyarsak, karışıklığın öncelikli müsebbiplerinden olan ABD, Suriye'nin kuzeyine yönelik özel ilgisi sebebiyle, buralarla ilgili üst üste yalanlar söylüyor. Bölgenin büyük bir bölümünde hakim olan terörist PYD/YPG yapılanmasını Suriye Demokratik Güçleri olarak lanse etmeye çalışması yalanlarından sadece birisi. PKK'nın Suriye uzantısı olduğu herkesçe bilinen PYD/YPG mensuplarından oluşturacağını ifade ettikleri terör ordusu için ABD yetkilileri tarafından açıklanan isimler de kocaman birer yalan.

ÖNCE BUNA CEVAP VERİN
Afrin başta olmak üzere PKK/PYD/ YPG yönetiminde bulunan alanla ilgili yalanlar söyleyen sadece ABD değil tabii. Türkiye içinde başını HDP'nin çektiği bazı çevreler de benzer yalanları sürekli olarak tekrarlayıp duruyor. Afrin ve birtakım kanton isimleri zikrederek tanımladıkları Fırat'ın doğusundaki bölgelerde demokrasi, insan hakları gibi konularda herhangi bir problem olmadığı ve bölgede yaşayan insanların huzur içerisinde yaşadıkları, bu yalanların en kuyruklusu.
Türkiye'nin bölgede yaptıklarından rahatsız olan güçlerin kontrolündeki batılı medya organlarının da oldukça ilgi gösterdiği bu yalan, Suriye'nin kuzeyinde kurulması düşünülen terör koridoru için bir tür altyapı olarak kullanılıyor. Söyledikleri birbirlerini hiç tutmayan ABD'li yetkililerin de zaman zaman tekrarladıkları bu iddianın en zayıf tarafı ise Afrin başta olmak üzere bahsi geçen bölgenin gerçek sahiplerinin büyük bir çoğunluğunun halen Türkiye'de mülteci konumunda olması.
İçerde HDP'lilerin ve onlarla kolkola benzer yalanları tekrarlayanların ve tabii bu arada ne yapacaklarını şaşıran ABD'li yetkililerin cevap vermesi gereken temel soru şu: Madem Afrin ve Fırat'ın doğusundaki PYD/YPG hakimiyetindeki bölgelerin güllük gülistanlık olduğunu iddia ediyorsunuz; o halde bu bölge insanının büyük bir çoğunluğu halen neden Türkiye'de?..
Fırat Kalkanı Harekatı ile hayatın normale döndüğü Cerablus havalisi, 130 bin civarında insanın geri dönüp yerleştiği ve normal hayatını sürdürebildiği bir yer haline geldi oysa...
PYD/YPG'nin kontrolündeki bölgelerin gerçek sahipleri, neden hâlâ demokrasi ve insan hakları konusunda herhangi bir problem olmadığını iddia ettiğiniz yerlerine dönmüyorlar?.. Bu soru, konuyla alakalı en can alıcı soru. Ancak, yalanı meslek edinmiş olanların bu soruya verebilecekleri herhangi bir cevap da yok tabii...
  • ve ya