Seçmenlerine mevcut anayasayı değiştirme sözü verdikleri için kaçamıyorlar çünkü.
Başkanlık sistemine karşı oluşları konusunda mesele yok.
Ancak bu zevatın, başkanlık sistemine karşıyız derlerken; mesela yarı başkanlık sistemine mi, tam başkanlık sistemine mi karşı olduklarını bilmiyoruz.
Tam başkanlık sistemine karşı iseler mesela, iki kabineli olanına mı yoksa tek kabineli olanına mı karşılar, bunu da bilmiyoruz. Aslında onlar da neye karşı olduklarını pek bilmiyorlar...
Konunun muhaliflerinden bir kısmı, Cumhurbaşkanımızın başkanlık sistemini kendisi için istediği tezine ağırlık veriyorlar. Oysa onlar da biliyorlar ki, sorumsuz olmasına rağmen Cumhurbaşkanının halihazırdaki yetkileri muhtemel bir başkanınkinden daha fazla.
Cumhurbaşkanımız, başkanlık sistemini kendisi için değil, memleketin daha sağlıklı bir şekilde idare edilmesi için gerekli gördüğünü de hemen her fırsatta dile getiriyor zaten. 'Damdan düşen birisi olduğunu' da sürekli hatırlatarak hem de.
Konunun tam cahilleri, başkanlık sistemi denildiğinde tek adam yönetimine atıflarda bulunuyor ve diktatörlük nutukları atıyorlar.
Azıcık mürekkep yalamış olanların bir kısmı başkanlık federalizme yani bir tür bölünmeye götürür derken; diğer bir kısmı da başkanlık sisteminde güçler ayrılığı sisteminin sağlıklı çalışmayacağını ileri sürüyorlar.
Sisteme değil, önerenlere karşılar...
Oysa başkanlıkla yönetilen ülkelerin hemen tamamı demokratik ülkeler. Hak ve özgürlükler konusunda herhangi bir ihlal yaşanmaması için gerekli tüm tedbirler de alınmış. Federalizm başkanlığın olmazsa olmazı değil ve başkanlık sistemi ile yönetilen ülkelerin birçoğu üniter yapıya sahip. Kuvvetler ayrılığı konusundaki en garantili sistem, yürütmenin yasama ile iç içe olmadığı başkanlık sistemi.
Meselenin esası şu: Bizdeki başkanlık sistemi karşıtları aslında sisteme değil, onu önerenlere karşılar. Onların sıkıntısı, sistemi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Ahmet Davutoğlu ve AK Parti'nin öneriyor olması...
Durum o halde ki; Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız yarın bir açıklama yapsalar ve mesela 'başkanlık sistemi konusundaki fikirlerimizi değiştirdik, ülkemizin bir süre daha parlamenter sistemle yönetilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyoruz' deseler; şimdi karşı olduklarını söyleyenlerin hemen tamamı birden bire başkanlık sistemi taraftarı kesilir. Hatta şu anda faziletleri konusunda nutuk atıp durdukları parlamenter sistemin aslında ne kadar kötü, ne kadar lüzumsuz bir sistem olduğu konusunda kampanya başlatabilmeleri bile mümkündür.
Türkiye'nin başkanlık sistemine geçmesine karşı olup, yine de iyi niyetli oldukları söylenebilecek olanların durumu bu. Ancak bir de ülkemizin başkanlık sistemine geçmesine, batılı ülkelerin talepleri sebebiyle karşı çıkan satılmış zihinler var ve esas problem de bunlar.
Türkiye'nin başarılı adımlar atmasından rahatsız olan dış mihrakları anlamak mümkün. Ama onların yanında saf tutan bu ülke vatandaşlarını anlayabilmek zor iş...