CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Yeni Türkiye'nin hedefi: Afrika ve Yakın Asya

Eklenme Tarihi 03 Haziran 2012
İHH (İnsani Yardım Vakfı ) Gazze'ye insani yardım taşıyan gemilerine 31 Mayıs 2010 günü, Doğu Akdeniz'in uluslararası sularında İsrail Ordusu saldırmıştı.
Mavi Marmara gemisine çıkan İsrailli komandoları 9 Türk vatandaşımızı şehit etmişti.
Mavi Marmara katliamının
üçüncü yılına girerken, Doğu-Batı Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Ömer Özkaya, 'yakın coğrafya satranç tahtası'na göre gelişmeleri anlattı: "Mavi Marmara saldırısı ile bölgesel güç konumuna gelen Türkiye'ye karşı bir mesaj verildi.
Yeni Türkiye, büyük güçler arasında bir denge oyunu oynayıp milli iş dünyamızı ve milli ordumuzu oluşturmaya çalışırken, bizi bir çatışma noktasına sokacakları düşünülüyordu. Bazı provokatif olaylar bekleniyordu. Mavi Marmara bunun bir örneğidir.
Türkiye, Ceyhan'ı Akdeniz'in petrol ve doğal gaz terminali yapmak için ciddi hamleler yapıyordu. Rusya'dan Samsun ve Ceyhan'a enerji gelecek, Türkmenistan ve Azerbaycan'dan da Ceyhan'a gelecek, Kuzey Irak'ın petrolü de Ceyhan'a akacak.
İsrail de Hayfa'yı aynı düşünce ile organize ediyordu.
İsrail'in Mavi Marmara'ya saldırmasının nedeni orada 9 Türk'ü öldürmek istemesi değildi. İsrail Türkiye'ye, 'Sen beni Hayfa'yı devre dışı bırakır Ceyhan'ı enerji merkezi yapar isen ve bir Japon, bir Endonezyalı gemi gelir senden yakıt alır ise vururum; işte Akdeniz'de senin gemini vurduğum gibi' bir mesaj verdi.
Bu olaydan sonra da, Kıbrıs Rumları ve Yunanistan ile Türkiye'yi kuşatmaya başladı. Kıbrıs Rumlarının Doğu Akdeniz petrol bölgelerini işletmeye sokmak üzere harekete geçti.
Doğu Akdeniz geleceğin en stratejik bölgesi konumundadır''

HEP AYNI OYUNLAR
Stratejist Ömer Özkaya, Osmanlı'ya yapılan provakasyonlar ile Türkiye'ye yapılanların birbirine çok benzer olduğuna dikkat çekti: "Osmanlı İmparatorluğu'nu incelediğimiz zaman, görüyoruz ki, bütün bölücü hareketlerin merkezi Selanik'ti. Çünkü Selanik'in etnik yapısı, dini yapısı vesair durumu Osmanlı karşıtı bölücü hareketleri beslemeye uygundu. Bu yüzden Selanik bilinçli olarak seçilmişti. Osmanlı Selanik üzerinden kuşatıldı.
Günümüzde de Türkiye kuşatılmak isteniyor.
80 yıldır Türkiye, üç tarafı denizlerle dört tarafı da düşmanlarla çevrili bir ülkeydi.
Bulgaristan'la problem, Yunanistan'la problem, Güney Kıbrıs'la, Suriye ile problem, İran'la, Irak'la Gürcistan'la problem, Ermenistan'la problem. Bu düşman komşularla Türkiye'yi çevreleme stratejisiydi.
Bunu kırmaya başlamıştık, aynı oyunlar, ayni kuşatma stratejileri devreye sokuldu''

KUŞATMA STRATEJİSİ
Yeni Türkiye'nin yol haritası üzerinde analiz: "Kuşatma çemberini yarmayı iki başlık altında toplayalım.
1- Çevre ülkelerin ekonomik temel ihtiyaçlarını eğer biz üretmez isek onlar, Selanik'in Osmanlı'nın yıkılmasında oynadığı rol gibi, onlar bizi kuşatma ve bizi zayıflatmada Selanik rolünü oynamaya devam edebilirler.
Çevremizdeki ülkelerin bazı temel ihtiyaçlarını biz üretmeliyiz, 'Türkiye istikrasızlaşırsa ben de istikrarsızlaşırım' noktasına gelsinler. Ve Türkiye karşıtı hareketlere ev sahipliği yapmasınlar.
2- Afrika hamleleri: Güçler sofrasına oturmak için Afrika'nın derinliklerinde olmak zorundayız.
Türkiye, stratejik adımlar atarak, Afrika'da 33'üncü büyükelçiliğini Somali'de açtı. Afrika üzerindeki güçler mücadelesine, Türkiye'de bir bölgesel güç olarak katıldı.
Önümüzdeki dönemde Türkiye Afrika'da önemli stratejik konumlara sahip olacaktır. Günümüzde, dünya üzerinde hâkimiyetini sürdürmek ya da bunu oluşturmak isteyen güçler arasında, tohumu ve tarım alanlarını kontrol etme amaçlı mücadelelere tanıklık ediyoruz.
Günümüzün en stratejik maddesi algısı halen petrol üzerine olduğu için, verilen mücadelenin aslında gıda üzerine olduğu henüz zihinlerde tam şekillenmiş değil.
Afrika geleceğin gıda deposudur. Bazı şeylerin yokluğunun yapacağı tahribat, o şeyin maddi değerinin binlerce kat üzerinde olabilir. Örneğin bir ekmek, sadece 40-50 kuruştur ama onun yokluğunun yaratacağı tahribat, ölüm olabilir. Çok zengin bir ülke olsa dahi, kargaşa ve terör; bir ülkeye en fazla üç öğün yemek uzaklığındadır. Arap ülkelerindeki olayların yakıtı gıda krizidir.''