Ankara kendisini yenidünya şartlarına uydururken ülkedeki aktörlerin de buna uyum sağlaması bekleniyor. Bir demokrasi olarak, Türkiye, siyaset adamlarından daha fazla sorumluluk, asker-sivil bürokrasiden de farklı tavırlar bekliyor.
Türkiye 30 Haziran 2009 gününden itibaren, "daha demokratik bir ülke" yolculuğuna başladı. Meşruiyetini doğrudan doğruya halktan alan, hesaba çekilebilir, şeffaf ve sandıkla sona erdirilebilir bir yönetim, bu yolculukta önemli adımlar atacaktır. Aldığı kararların da uygulamaların da sorumluluk sahibi sivil iktidardır. Hesabını da kendisini seçenlere yine kendisi verecektir.
"30 Haziran" MGK'sında, sivillerin sesi daha yüksek çıkmışsa bundandır ve eğer askerler alışageldikleri bazı yetkilerinin sınırlandığını hissettikleri halde fazla talepkar davranmamışlarsa sebebi yine budur.
DÖNÜM NOKTASI
Türk siyasi yaşamının belki de en önemli yasalarından biri geçen hafta çıktı. Türkiye, ilk defa, darbe-cunta tipi girişimleri bundan böyle sivil yargıya taşıyacağını ortaya koymuş oldu. Şimdiye kadar hiçbir sivil iktidarın düşünmediği, hatta cesaret edemediği bir adım atıldı.
Türkiye'de, sivil iktidarın muktedir olduğunu gösteren gelişmelerin yaşandığına tanık oluyoruz. Asker-sivil iktidar ilişkilerinde, dengenin sivil iktidarlar lehine değişmeye başladığı bir sürece geçiliyor.
Bu adım, demokrasi yolculuğumuzda yeni değişimlere gidecek yepyeni bir dönemin açılmasını gündeme getiriyor. Yasanın, Türkiye'nin gelecekteki siyasi yaşamı açısından ne kadar önemli olduğunu göreceğiz.
KURUMLAR YIPRATILMASIN
Türkiye, 30 Haziran Salı günü, 28 Şubat öncesini andıran bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısına tanık oldu. Ankara'da toplantı yapılırken İstanbul'da Ergenekon soruşturması kapsamında 9 albayın ifade vermesi, demokrasiye komplo belgesinde ismi geçen Albay Dursun Çiçek'in tutuklanması gündemi oldukça ısındırdı. Milli Güvenlik Kurulu'nun gerçekleşen tarihi toplantısından sonra yayınlanan bildiride şöyle denildi: "Devletimizin kurumlarını yıpratmaya yönelik beyanların fayda sağlamayacağı teyit edildi."
"Devlet kurumları arasındaki uyum" açık manada, "hükümet ve askerin diyalog ve uyumu" demektir. "30 Haziran süreci" olarak adlandırabileceğimiz yeni dönemin simgesi, "demokrasi yolculuğumuzda yeni değişimlere gidecek yepyeni bir dönemin açılması" ve "kurumsal ilişkilerin sağlıklı yürütülmesi" olacaktır.
BAŞARI ULAŞILAN YER DEĞİL YOLCULUKTUR
Başarı, ulaşılan yer değil yolculuktur. Bu yolculukta, 30 Haziran 2009 gününü "demokrasi tarihimizin" bir başka dönüm noktası olarak yazabilirsiniz. Belge tartışmalarının yaşandığı ayda yapılan anketler, halkın gerçek nabzını gösteriyordu.
Başarı yolculuğunda Başbakan Erdoğan, halkımızdan yüzde 57 destek alırken, AK Parti oylarının yeniden yükselmeye başladığı da belirleniyordu. Seçmen demokrasiden yana tavır alırken, AK Parti oyunu yüzde 39.6'ya yükseltti, CHP ve MHP ise düştü. "AK Parti'nin oyunu artırmasında, iktidar partisini demokrasi dışı yollarla düşürmeyi hedefleyen bir belgenin ortaya çıkması ve bunun yazılı-görsel medyada yaygın bir şekilde tartışılmasının etkili olduğu düşünülmektedir" yorumu yer aldı.
ABD'li World Public Opinion şirketince de 4 Nisan ile 12 Haziran tarihlerinde 20 ülkede 19 bin 224 kişi arasında gerçekleştirilen ankete göre, Türk halkın yüzde 57'si, Başbakan Tayyip Erdoğan'a güveniyor.