CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Türkiye'de yeni dengeler kuruluyor

Eklenme Tarihi 03 Temmuz 2009
Türkiye'de yeni dengelerin kurulmasını sağlayacak işaret fişekleri, 2002 yılında yapılan genel seçimlerdir. AK Parti'nin tek başına iktidara gelmesi ve Tayyip Erdoğan'ın Başbakan olmasıdır.
Sivil iktidar- asker ilişkilerinde alışılmış yaklaşımların köklü değişiklik göstermesinin başlangıcı, 27 Nisan 2007 günü verilen "e-muhtıra" ve Başbakan Erdoğan'ın gösterdiği karşı çıkıştır. Sivil iktidar-asker ilişkilerinde "gerçek balans ayarı", Başbakan Erdoğan'ın muhtıraya karşı verdiği sert tepkiyle başlamıştır. O günden sonra dengelerin giderek nasıl değiştiğini görebiliyoruz. 27 Nisan 2007 gününden önce, Türkiye'nin yönetimiyle ilgili terazi askerden yana ağır basardı. Bugün ise bu terazi giderek dengeleniyor. Asker-sivil iktidar ilişkilerinde, dengenin sivil iktidarlar lehine değişmeye başladığı bir sürece geçiliyor. Siyasal ve toplumsal dinamikler yeni dengeler kurulmasını zorluyor. AK Parti iktidarı çok kararlı gidiyor. Türk demokrasisi, siyaset adamlarından daha fazla sorumluluk, asker- sivil bürokrasiden de farklı tavırlar bekliyor. Ülkedeki aktörlerin de buna uyum sağlaması bekleniyor. Bir güç mücadelesi var, bu mücadele hemen biteceğe benzemiyor. Tartışmalar, çıkışlar olabilir ama Türkiye, tekrar eski dengelere dönmeyecektir.

ERDOĞAN-BAŞBUĞ

Son yaşanan olaylara ve temaslara bakalım. Başbakan Erdoğan ve Orgeneral İlker Başbuğ, demokratikleşme sürecinde itidal ve gerçekçilikten uzaklaşmamak, silahlı kuvvetlerin duyarlılıklarını göz ardı etmemek konusunda mutabık olduklarını gösteren tavırlar içindedir. 30 Haziran 2009, MGK bildirisinde yerini bulan "Devletimizin kurumlarını yıpratmaya yönelik beyan ve yayınlara ilişkin tepki ve düşünceler dile getirilmiş, bu tür faaliyetlerin ülkemize bir fayda sağlamayacağı teyit edilmiştir" sözlerinin derin manası vardır. Bu sözler, Başbakan Erdoğan'ın orduya samimiyetini ve dikkatini göstermektedir.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un ordunun siyasetle ilişkilerini demokrasinin ve hukukun olağan sınırları içine çekme gayreti içinde olduğunun samimi işaretidir. Türk ordusu, kemikleşmiş geleneklere sahip, siyaset karşısında konumunu her şartta muhafaza edegelmiş ve devlet şemasında işgal ettiği mevkiyi korumakta hassas bir kurumdur. Böyle bir kurumun başkanı Orgeneral Başbuğ'un, TSK'daki zihniyet değişikliğini sancılı ama hiçbir dönemle kıyas edilmeyecek kadar derine nüfuz eder nitelikte sağlamaktadır. Genelkurmay Başkanı, hukukun dışına çıkmıyor. Demokratik sürecin güvencesi olduğunu açıkça söylüyor. Asker, son derece gerçekçi bir tutum içinde.

30 HAZİRAN NEYİ GÖSTERDİ?

Türkiye'nin "sancılı" bir süreçten geçtiği doğrudur. Ama doğrultusu doğru ve yerindedir. Sabah gazetesi yazarı, siyasi olayları iyi okuyan Sabancı Üniversitesi'nden Doç. Dr. Hasan Bülent Kahraman, Türkiye "yol ayrımında mı, yol birleşmesinde mi?" başlığında,çok dikkati çeken bir analiz yaptı:
"Yaşanan olaylar, bir yol ayrımı mıdır? Bana kalırsa bir yol birleşmesi, kavşak olması gerekir. Söz konusu olan eğer demokrasiyse ve Orgeneral Başbuğ'un yinelediği 'demokrasi dışı güçlerin orduda barınamayacağı' bir hakikatin işaretiyse o takdirde gerçek anlamda demokratikleşmek ve sivilleşmek anlamına gelen bu girişimin sonuçlanması gerekir.
Doğrudan doğruya ordunun bu girişime sahip çıkması kendi istikameti ile tutarlı olacaktır. Toplumsal dönüşüm zordur. Türkiye çok uzun yıllardır ihmal ettiği bir dönüşümü şimdi gerçekleştirmeye çalışıyor. Daha uzun bir süre sancıyla yaşayacağımız açık. Fakat önemli değil.
Öyle görünüyor ki, orduyla sivil iktidar farklı şeyler söylüyor gibi görünse de demokrasi konusunda uzlaşıyor. Ortada orduyu siyasetin üstünde görmek isteyen küçük bir çevre olacaktır ama zaten bütün bu çaba da onları devre dışına çıkarmak ve kontrol altına almak olduğuna göre bu bir sorun değildir."