YÖK'ün, 2011-2012 dönemi için Suriye, Suudi Arabistan ve Kazakistan'la anlaşmalar yaptığı kaydediliyor. Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Azerbaycan ve Türk Cumhuriyetleri ile Kosova'dan da Türkiye'ye üniversite öğrencisi gelmesi için zeminin müsait hale getirildiğine işaret ediliyor.
20 bine yakın yabancı öğrencinin çoğunun tıp ve mühendislik okumak için Türkiye'ye geldiği kaydediliyor. Üniversitelerde İngilizce bölümler çoğaltıldıkça bu rakamın ikiye katlanacağı belirtiliyor.
Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin de bir toplantıda, Türkiye'nin "Eğitim Turizmine" yatırım yapması gerektiğini belirterek şu tavsiyelerde bulunmuştu: "Gençlerimiz yurtdışına gitmeli. Yabancı öğrenciler için Türk Üniversiteleri bir cazibe merkezi oluşturmalı.
Türkiye'deki insan kaynağına güvenmek lazım. Bizim insanımız calışkan, başarılı olma arzusu var, nerede iş varsa oraya gidiyor. Eğitim artarsa, hızlı bir gelişme olacak.
Yurtdışındaki hocalarımızı onore etmeli, onları ülkemize geri getirmenin yollarını aramalıyız."
* * *
BEYİN GÖÇÜNDEN BEYİN GÜCÜNE
Beyin göçü, "iyi eğitim görmüş, kalifiye ve yetenekli işgücünün yetiştiği az gelişmiş-gelişmekte olan bir ülkeden gelişmiş bir ülkeye göç" olarak tanımlanabilir.
Sınırlı kaynakları ile yetiştirdiği değerli beyinleri kaybeden az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler, beyin göçü nedeni ile daha da az gelişiyor. Gelişmiş ülkelerin, yetişmiş beyinlere daha yüksek ücret ve daha iyi olanaklar sağlaması ile gelişmeleri daha da hızlanmaktadır.
Türkiye'nin 2023 vizyonundaki başlıklardan birisi de "beyin göçünün" durmasıdır.
Ülkemiz insanlarının refah düzeyini artırmak ve yaşam kalitesini yükseltmek bilim, teknoloji ve buluş yeteneğimizin yükselmesine bağlıdır.
Refah seviyemizi ancak teknoloji üreterek artırabiliriz. Bu da bilime, teknolojiye ve AR-GE'ye önem verilmesiyle mümkün olacaktır.
Türkiye'nin, "beyin göçünden beyin gücüne" ulaşması 2023 yılında, dünyanın 10. büyük ekonomisi olma hedefine ulaşmasını sağlayacaktır.
* * *
AMERİKA'NIN YENİ BÜYÜKELÇİSİ NEDEN TÜRKÇE KONUŞTU?
ABD, 7 ay aradan sonra Ankara'da yeniden büyükelçi düzeyinde temsil edilmeye başlandı. Amerikan'ın yeni Ankara Büyükelçisi Francis J.Ricciardone, havalanında Türkçe konuşarak ilk stratejik hamlesini yaptı.
Amerikan Büyükelçisi'nin neden Türkçe konuşma ihtiyacı duyduğu merak edildi.
ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi ileri derece sayılabilecek oranda Türkçe biliyor. Ricciardone, daha önce Türkiye, Irak ve Kabil'de görev yapmıştı. Bir dil uzmanı bu hamleyi, "Türkler'e yakın durma, damardan girme harekâtı, ben de sizden biriyim" mesajı olarak yorumladı.
Belli ki Amerika'da bir beyin kadrosu oturmuş, yeni büyükelçinin hamlelerini belirlemiş. Biliyorlar ki, Türkiye'de Amerika imajı yerlerde sürünüyor. Türk halkı en büyük tehlike olarak yüzde 76 ila Amerika'yı görüyor.
Dilin, toplumsal ve mesleki amaçlar için nasıl esnek ve etkili bir şekilde kullanabileceğini gösteren Amerikan diplomasisi, Türkler'in kendi dilinden konuşan insana daha yakın durma özelliğini anladıklarını gösterdi.