CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Türkiye'de Sisi zihniyeti yargılanıyor

Eklenme Tarihi 03 Eylül 2013
28 Şubat, Türkiye demokrasisinin kara tarihlerinden birisiydi.
Demokrasimizin 63 yılda kaydettiği önemli aşamalar, yakın siyasi tarihinde, geçmişinde yaşanmış olan ve demokrasiyi rayından çıkaran darbelerle yüzleşmenin zamanının geldiğini işaret ediyordu. Nihayet, 28 Şubat post modern darbesi yargılama aşamasına getirilerek, tarihi bir güne imza atıldı.
Bu bakımdan, 2 Eylül 2013 günü "Türkiye'nin darbelerle yüzleşmeye başladığı bir milat" olarak tarihin beyaz sayfalarına yazılacaktır.
28 Şubat darbesine yönelik iddianameyi dikkatle okuyunca apaçık görüyoruz ki, 28 Şubat'ın hedefi İslam'la demokrasinin beraberliğinin açıkça görülmesini engellemektir. Halkımızın köklere, asla, öz değerlere dönüş şeklinde bir değişim arzusuna tanklarla set çekmek istenildi. 28 Şubat darbecileri, bu uyanışı, bu ayağa kalkışı gören, bundan ürken, bunu kendileri için bir tehlike telakki ederek, çeşitli hile ve desiselerle iktidarı devirme hareketidir.

28 Şubat'ın derinliği
Alan Makovski
, 1997 yılında Washington Enstitüsü Yakın Doğu Çalışmaları'nın üst düzey üyesiydi. Uzun yıllar ABD Dışişleri Bakanlığı Güney Avrupa Yakın Doğu Şefi olarak görev yaptı. Refah-Yol Hükümeti kurulur kurulmaz, Türkiye'nin büyük sermaye gazetelerinde boy göstermeye başlayan Makovski'yi hiç unutmamalıyız. ABD merkezli Yahudi Lobici, Refah-Yol hükümetin kurulmamasını dayatıyor, merhum Erbakan'a sert muhalefet ediyor, yazıları da Türk gazetelerinde yer buluyordu. Daha sonra, bu lobicinin, 28 Şubat'ın temellerini attığı ortaya çıktı.
Rahmetli Necmettin Erbakan da, ABDİsrail tarafından organize edilen oyun sonucu yıkıldığını açıklamıştı. Makovski'nin 'Erbakan İle Nasıl Mücadele Etmeli' başlığıyla 1997'de Middle East Quarterly dergisindeki yazısını okuyunca, Mısır'daki SİSİ darbesinin arka planı daha net ortaya çıkar: "Dış politika kararları Milli Güvenlik Kurulu'nda alınıyor. MGK, Erbakan'ın kimlerle görüşeceğini, ne söyleyeceğini, nereye seyahat edeceğini kontrol edemez. MGK tarafından kontrol edilse bile Erbakan, ABD menfaatlerine ve Türk Amerikan işbirliğine meydan okuyor.
Erbakan'ın hükümette olması Amerikan ve Avrupa yönetimlerinin işini zorlaştırıyor.
Örneğin, birçok önemli Yahudi-Amerikan kuruluşları Türkiye'ye olan ziyaretlerini ertelediler. Erbakan açık olarak İran, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Sudan ve Filistin'deki Müslüman teşkilatlara sempatiyle baktığını dile getirdi. Erbakan Türkiye'yi Batı'dan uzaklaştırmak istiyor. Asker dâhil Amerikan yanlısı Türkler harekete geçmeli''

Mısır ile ortak kader

Türkiye ve Mısır, darbeler konusunda aynı kaderi paylaşan, birbirini örnek alan konumlardaki iki ülkedir. Mısır Ordusu, 1952 yılında bir askeri darbeyle iktidara el koydu.
İktidarın başına Devrim Komite Konseyi adına ilk başlarda General Necip gelmesine karşın perde gerisinde bulunan Albay Nasır iç darbeyle ipin ucunu yakaladı. Mısır'daki darbe, 27 Mayıs 1960'ta merhum Adnan Menderes hükümetini devirmeye somut bir örnek olmuştu. Nitekim darbesi sırasında Mısır'da askeri ataşe olarak bulunan Tuğgeneral Sıtkı Ulay, "Ben Mısır'dan tecrübeliyim, bu işi iyi bilirim" diyerek darbeci arkadaşlarına yol göstermişti. Şimdi, Mısır'da seçimle gelmiş bir lider ve iktidar gayrı meşru ilan edilmek isteniyor, siyaset dışına itilmek isteniyor. Bu bakımdan Mısır'daki darbe bizim 28 Şubat'a bu anlamda çok benziyor.
1997 yılında, General Çevik Bir ve arkadaşları harekete geçti. 2013'te General SİSİ ve arkadaşları benzer projeyi uyguladı.

SONUÇ
: Türkiye'nin, 'General Sisi Zihniyeti'ni yargılamaya başlaması aynı zamanda bizimle ortak sıkıntıları yaşayan, Mısır sokaklarında demokrasi için koşan, meydanlara toplanan, silahtan korkmayan milyonlara da çok anlamlı bir mesaj niteliğindedir.
Türkiye, General Çevik Bir ve arkadaşlarını yargılamaya başlarken, Mısır halkı da, bir gün General Sisi'yi yargılama noktasına gelecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.