CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Türk konvoyuna saldırının perde arkası

Eklenme Tarihi 10 Ocak 2010
Filistin'e yardım götüren Türk konvoyuna Mısır'ın binbir türlü engel çıkarması Türk kamuoyunda rahatsızlık yarattı. Bir Müslüman ülkenin, bir başka Müslüman ülkeye yardım götürürken, diğer Müslüman ülkeler tarafından taşlanmasını Türk kamuoyu "anlayamıyor." Olayları bir başka açıdan okumakta yarar var.
Gazze'deki Müslümanlar'ın yaşadığı insanlık dışı drama Başbakan Tayyip Erdoğan'ın müdahil olduğunu, uluslararası zeminde dikkatli şekilde takip ettiğini bütün dünya gördü. Erdoğan'ın İsrail Cumhurbaşkanı Perez'e karşı gösterdiği "one minute" haklı tepkisi, Türk insanının damarlarında yerini bulmuştur. Müslüman ülkelerin kalbine yerleşmiştir. Türkiye'nin bölgesel güç kapasitesini frenlemeye çalışan uluslararası faktörlerin ihmal edilmemesini gerekir. Başbakan Erdoğan, Ortadoğu'da bir bölgesel aktör. Erdoğan dünyanın iki dev ülkesi ABD ve Rusya başkanları ile birebir politika izliyor. Türkiye sadece bölgesinde değil, dünyada önemli bir güç merkezi haline geliyor. Mısır lideri Mübarek her gelişinde bizle sarmaş dolaş olsa da Ankara'nın bölgedeki liderliğinden hiç memnun değil. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa çıkışını kesmek için uğraşan Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy'e yakın bir Mısır Cumhurbaşkanı Mübarek dikkatlerden kaçmıyor.
Türkiye güçlenirken İsrail'le ilişkilerinde ciddi bir dönüşüm geçirdiğine de dikkat etmekte yarar var. Mısır'da Müslüman Kardeşler yüzünden iktidarın kaybedilmesi sıkıntısı var, bu nedenle Gazze'den uzak duruyor, İsrail'e yaklaşıyor.

STRATEJİK HAMLE

Ekim ayında Irak'la Türkiye arasında 48 anlaşma imzalandı. Ve bunların ezici çoğunluğu ticari ve ekonomik anlaşmalar. Orada iki hükümet ortak toplantı yaptı. Görülmemiş bir şey. Tayyip Erdoğan Türkiye ve Irak'a ilişkin olarak "İki devlet-tek hükümet" tanımlamasını yaptı. Bütün bunların önemli sembolik değerleri var. Bağdat'ta imzalanan anlaşmalardan birkaç gün önce Suriye ve Türkiye hükümetlerinin çok sayıdaki bakanları, Halep ve Gaziantep'te müştereken toplandılar, 40 anlaşma imzalandı, vize kaldırıldı.
Şimdi nereden baksanız Irak, savaş sonrasında İran'ın nüfuz alanına açık bir ülke, keza Suriye'nin yine İran'la özel ilişkisi var. Türkiye'nin gerek Irak ile gerek Suriye ile ilişkilerini böylesine geliştirmesi, bu ülkelerle arasında ekonomik entegrasyonun hedef alınmasının önemli sonuçları olacaktır. Türkiye, bir yandan bir "bölgesel güç" ve uluslararası sistemin "etkili bir aktörü" olarak yükselirken, önünde yeni imkânlar açılıyor. Mısır'ın, Gazze'ye sahip çıkan ancak Türkiye'ye gösterdiği olumsuz tavır, buradan iyi okunuyor.

ZAMANLAMA

Mısır'ın olumsuz tutumunun zamanlaması da düşündürücü. Filistin lideri Mahmud Abbas Türkiye'ye geliyor. Türk konvoyuna Mısır güvenlik güçleri engel çıkarıyor. Konvoydaki milletvekilleri sorunu çözmeye girişiyorlar. Bu sırada, Mısır polis ve itfaiyesi oraya geliyor. Onların arkasından da ilk bilgelere göre üç kamyon sivil, ellerinde çuvallarla indiler ve Türklere taş yağdırmaya başlıyorlar. İşin rezilliği çıkıyor.
Başbakan Erdoğan hem üzgün hem kırgın. Çünkü Kahire'nin haberi olmadan bunun yapılması mümkün değil. Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun harekete geçmesini sağlıyor. Mısırlı muhatabı ile üç görüşme yapılıyor. AK Parti kurucusu, TBMM Dışişleri Komisyon Başkanı Murat Mercan'ın içinde bulunduğu Gazze'ye yardım götüren Türk konvoyuna karşı yapılanlar çok dikkati çekici ve manidar. Mısır'ın rahatsızlığı, Türkiye'nin Ortadoğu'da lider olmasıdır.