CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Terörle mücadelede yeni rüzgar

Eklenme Tarihi 03 Eylül 2010
13 Eylül'de referandumdan çıkacak (evet) oyları, terörle mücadelede Türkiye'de yeni rüzgârların esmesini sağlayacaktır. Çünkü, BDP'nin boykot baskısına boyun eğmeyerek sandığa gidecek olan vatandaşlarımızın ortaya koyacağı katılma oranı ve kullanacakları oy, yeni rüzgârı estirecektir. Bu gelişme iki bakımdan önemli gelişmelere vesile olacaktır. Bölgede totaliter PKK dışında sivil, demokratik inisiyatiflerin gelişmesi ortaya çıkacak. PKK dışındaki inisiyatiflerin gelişmesi Kürt meselesinin çözümünü de kolaylaştıracaktır.

13 Eylül, PKK terör örgütü ile halkın arasını açmanın zeminini oluşturacaktır. Bölücü terör örgütünün (İmralı ve Kandil) beyinlerini dinlemeyen halkımız, şehirden dağa gidişi engellemenin, belki bu arada dağdan inişi hızlandırmanın yolunu daha rahat açacaktır.

Boykota katılmayacak vatandaşlarımız, 13 Eylül gününden itibaren, sosyal, ekonomik, psikolojik enstrümanların kullanımında güneydoğu sivil insiyatif temsilcilerinin gücüne güç katmış olacaklardır. (Evet) oyları ile destek bulacak hükümetin, bölgede çok daha farklı bazı tedbirler alması, demokratik açılım başlıklarını geliştirmesi, 30 yıllık terörün meydana getirdiği tahribatı giderci önlemlere ağırlık vermesi yeni rüzgâr sayesinde yakalanacaktır.

HAYRET DANİMARKA'NIN BAŞINA TAŞ MI DÜŞTÜ?
Danimarka, 6 yıl ROJ TVPKK bağlantısını görmezden geldi. Aniden Roj TV'nin kapatılması için Kopenhag İstinaf Mahkemesi'nde dava açıldı.
Günaydın Danimarka. Danimarka'nın başına hangi taş düştü?
Bu gelişmeyi sadece, "Roj TV-PKK" ilişkisi olarak dar açıdan görmemek lazım. İşin altında çok daha derin düşünce ve gelişmelerin rolü var. Avrupa'da bir şeyler oluyor? İsteyince nasıl yapıyorlar, yeter ki istesinler. Bu noktada, Danimarka'nın başına taş düşüren Türkiye'nin bölgesel güç pozisyonudur.
Olayın derinliği, Türkiye'nin, Nisan 2009'da Nato Genel Sekreterliği'ne aday olan Danimarka eski başbakanı Rasmussen'in nefesini kesmesiyle başlar. ABD Başkanı Obama, İtalyan Başbakanı Berlusconi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan'ı ikna etmek için büyük çaba sarfederler. Türkiye onay verince iş hallediler. Bir ay önce Nato Genel Sekreteri Rasmussen, yardımcılığına Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün tam desteğini alan Büyükelçi Hüseyin Diriöz'ü getirir.
Zaten sinyal, 3 Mayıs 2010 günü gelmişti. Danimarka'nın eski Dışişleri Bakanı Mogens Lykketoft, Türkiye'nin AB üyeliği için çok ilginç bir yorumda bulunmuş, "Türkiye Avrupa birliğine girmek için mücadele ediyor, birkaç yıl sonra AB Türkiye'yi üye yapmak için çalışmaya başlar" demişti.

ÇOK BOYUTLU DÜŞÜNMEK
Son yıllarda Türkiye'nin Ortadoğu politikalarına yön vermesi, Türkiye-İran, Türkiye-Suriye-Lübnan, Türkiye-
Arabistan ilişkileri, Başbakan Erdoğan ile Rusya lideri Putin arasındaki yakın temaslar, AB'yi kara kara düşündürüyordu. AB patronları Fransa ve Almanya, Ortadoğu ve yakın Asya satrancında etkisini kaybetmişti. Türkiye'nin Ortadoğu ve yakın Asya'da kazandığı mevziler, Avrupa Birliği'nin aklını başına getirmesine yol açmıştır. Danimarka, Roj TV olayı ile Türkiye'ye dostluk mesajları iletme noktasına gelmiştir ve getirilmiştir. Altı yıl sonra Danimarka'nın harekete geçmesinin altında Türkiye'nin yumuşak gücünün büyük ölçüde etkisi vardır.