CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Statüko kırılıyor

Eklenme Tarihi 08 Eylül 2009
Başbakan Erdoğan, İstanbul'da bir iftar yemeğinde, "Nereye el atsan karşında statüko var'' dedi. Başbakan olmasına rağmen konuşamadığı meseleler olduğunu söyledi.
Erdoğan'ın konuşması, Türkiye'nin derinliklerini ortaya çıkarıyor. Halkın desteği ve alın teri gibi temiz oyları ile göreve getirdiği başbakanların ne sıkıntılar çektiğini gösteriyor.
Türkiye'nin kronik meselelerini çözmek için el attıkları zaman karşılaştıkları zorluklara işaret eden Erdoğan, "Nereye el atsan karşında statüko var. Bakıyorsun bariyerler var. Size adım attırmıyorlar, engelliyorlar. Şaşarsınız" dedi.
"Her şeyi konuşamıyorsun ki. 'Başbakansınız, nasıl konuşamıyorsunuz?' Evet konuşamıyoruz. Ama konuşacağımız günler gelecektir. Bize şunu söylediler: 'Sakın dokunma, yanarsın.' Aynen böyle. 'Elini taş altına sokma. Risk alma' dediler.
Bazılarını anladık. Biz dedik ki 'Ekonomi risktir, siyasette risktir. Yaşam da risktir.' Yaşam risk olduğuna göre biz bu riski aldık. Bedeli ne olursa olsun ödemek suretiyle yola devam edeceğiz."
Erdoğan kendisini uyaran bazı dostlarının yaptığı uyarılara da dikkat çekti. "Sağ olsunlar bize akıl veriyor. Diyorlar ki 'Onlarca yıldır çözülemeyen sorunları sen mi çözeceksin Tayyipçiğim?' Bana, 'Çözemezsin, senden öncekiler yapamadı sen nasıl yapacaksın? Ertele, sümenaltı yap, görmezden gel' dediler. 'Hayır' dedik."
Başbakan Erdoğan, Ergenekon örneğini verdi, şunları söyledi: "İşte Ergenekon olayının üzerine gittiğimizde aynı şeyle karşılaştık. Bazıları yanımıza geldi, bazıları telefon açtı. 'Neyine güveniyorsun?' dediler. Bunlara ne denir? Söylenecek tek şey var. Ben Hakka, halka güveniyorum. Nerelerde nelerin olduğunu, nelerin çıktığını gördük, görüyoruz. Neler olmuş bu ülkede?"

SİYASİ RİSK

Demokratik Açılım-Kürt açılımı süreciyle ilgili tartışmaların siyasi partiler açısından önemli boyutlarından birini "işin siyasi riski" oluşturuyor.
"Siyasi riski" hesaplanmaya çalışılıyor. Gerek iktidar gerek muhalefet açısından sürece karşı takınılan tutumların "siyasi" sonucu merak ediliyor.
"Hükümetin Kürt sorununun çözümü için son zamanlarda başlattığı açılımı nasıl buluyorsunuz?" sorusuna deneklerin yarıdan fazlasının olumlu yaklaştığı anlaşılıyor. (Olumlu bulanlar yüzde 57, olumsuz bulanlar yüzde 43)
Araştırmalar, halkın konuyu sahiplendiğini gösteriyor. CHP ve MHP söyleminin sahiplerinin umduğu sonuçları yaratmadığı açığa çıkıyor. Bu veriler, özellikle muhalefetin tutum ve söylemini doğrudan etkileyecek önemde.
Kamuoyunun görüş ve eğilimleri daha net bir şekilde ortaya çıktıkça, siyasi partiler bugünkü tutum ve söylemlerine ona göre "ayar" vermek durumunda kalacaklar...

BÜLENT AĞABEY'İN AĞIRLIĞI

1 Mayıs'ta kabine revizyonu sonrası bir yazımızda, "Başbakan Erdoğan'ın en büyük şansı Bülent Arınç'tır. Onun bakan olması, Erdoğan'ın tek hedef olmasını engeller. Erdoğan zirvede yalnız kalmaz. Arınç, AK Parti'nin vicdanıdır. Açıklamaları ile Erdoğan'ın en büyük yardımcısı olacaktır" demiştik. Haklı çıktık.
Türkiye'nin en büyük sorununda, Erdoğan gibi en etkili ve yol gösterici konuşmaları Bülent Arınç yapıyor. Arınç ,Manisa'da iftar yemeğinde, açılım konusunda eleştiri oklarını CHP lideri Baykal'a çeviriyor, Erdoğan'ı reddetmesinin perde arkasını anlatırken,önemli bilgiler veriyor:
"Elimizden ekmeğimizi alacaklar, halbuki biz acılar dinerse, şehit cenazelerinin arkası kesilirse konuşacak bir şey bulamazsak halimiz ne olur'' diye düşünenler var.
Sayın Baykal daha birkaç gün önce 'Gelsin benimle konuşsun, hatta ben sır saklamasını bilirim' gibi ince sözler ediyordu. Başbakan 'Gerekirse kendisiyle de görüşeceğim' deyince 'Seninle görüşmeyeceğim, kabul etmiyorum' diyor.
Sayın Baykal zannediyor ki AK Parti direnç görünce karşısında, bu işten vazgeçecek, "Ben şimdiden muhalefet etmeye çalışayım ki milletin teveccühü bana gelsin. Yok, AK Parti hiçbir şeyden korkup vazgeçmez. Ne pahasına olursa olsun onu yapacak. Milletin buna ihtiyacı var.
SON KULLANMA TARİHİ

Ama maalesef öyle siyasi partiler var ki sivil kurumlar olarak doğuyor ama asker esas duruş dediği zaman esas duruşa geçiyor. Rahat denildiğinde ancak rahatlayabiliyorlar. Topuk sesleriyle birbirlerini selamlıyorlar. Biz öyle bir sivil kuruluş değiliz. Biz halkın temsilcisiyiz.
Son kullanma günü geçmiş siyasetçilerle, son kullanma tarihini çoktan geçirmiş siyasi partilerle Türkiye'de inkılap yapılamaz. Türkiye'de ancak Allah'tan korkan, sırtını halka dayayan halkın desteğinden başka her desteği reddeden AK Parti iktidarı başarabilir.''