CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Serbest Fırka (parti) tecrübesi (1)

Eklenme Tarihi 22 Haziran 2009
Türkiye'nin dünyaca ünlü tarihçileri, Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. Kemal Karpat, Prof. Dr. İlber Ortaylı, günümüzdeki siyasi ve sosyolojik olaylara tarihin derinliklerinden gelerek ışık tutuyorlar. Ünlü tarihçi Prof. Dr. Kemal Karpat, Türkiye'nin demokrasi mücadelesine işaret ederken, "Serbest fırka (parti) tecrübesi ile AK Parti'nin tarihi derinlikleri" arasında bağlantılar kuruyor.
Demokrat Parti'nin kökenleri, 1902'deki Jön Türkler kongresine kadar uzanır. Jön Türkler, merkezi otoritenin güçlü olmasını savunanlar ile liberal bir yönetim biçimini savunanlar şeklinde ikiye ayrılmıştı. 1. grup A. Rıza liderliğinde, İttihat ve Terakki adını aldı. (Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa kontrolüne girdi). 2. grup Prens Sabahattin çevresinde toplandı.
"İttihat ve Terakki" anlayışı Birinci Dünya Savaşı ve ardından başlayan Kurtuluş Savaşı yıllarında TBMM'de Birinci Grup ve sonradan "Cumhuriyet Halk Fırkası"nı, en sonunda da "Cumhuriyet Halk Partisi"ni ortaya çıkardı.
İkinci Grup, "Ahrar, Hürriyet ve İtilaf fırkaları" olarak, Cumhuriyetin ilanı sonrası, Birinci Meclis'te ikinci grup olarak "Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Fırka" gibi parti teşkilatlanmaları olarak kendisini göstermiştir. 1946'da kurulan Demokrat Parti bu İkinci gruptan nüvelenmiş ve sonunda doğmuştur.

MENDERES'İN TEPKİSİ
1960 darbesiyle Menderes'in "Demokrat Partisi" iki yola ayrıldı. Birinci yol: Necmettin Erbakan liderliğinde, "Milli Nizam, Milli Selamet", Turgut Özal liderliğinde "Anavatan Partisi" olarak, 2000 sonrası Erdoğan liderliğinde "AK Parti" olarak devam ediyor. İkinci yol: "Adalet Partisi, Yeni Türkiye Partisi" olarak, Süleyman Demirel- Çiller-Cindoruk liderliğinde "Doğru Yol ve Demokrat Parti" olarak yaşadı. AK Parti'nin, 2002 ve 2007 seçimlerindeki zaferler ve bugünkü olayların tarihi derinlikleri bu kökenlerde yatıyor.

SERBEST FIKRA (PARTİ)
Cumhuriyet döneminin ilk muhalif partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'dır. Birinci Meclis'te, ikinci grubu Ali Şükrü yönetmektedir. Ali Şükrü, etkili bir siyasi muhalif ve aynı zamanda gazetecidir, Tan gazetesinin sahibidir. Mehmet Akif Ersoy, Mersinli Cemal Paşa gibi isimler yanındadır. 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası rahmetli Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay gibi milli mücadeleci paşaların kurduğu bir partidir. 1924 sonlarında kurulup 1925 ortalarına kadar 7 ay yaşayabilen Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın deneyiminden sonra, 1930 yılına kadar herhangi bir parti kurma teşebbüsü olmamıştır. 1930 yılına gelindiğinde 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın Türkiye'ye de yansıması ile ortaya çıkan sıkıntılar karşısında halkın tepkisinin artmaya başlaması ve İnönü hükümeti icraatlarının mecliste eleştirilemiyor olması, bir muhalefet partisine ihtiyaç duyulmasına neden oldu. Başbakanlık da yapmış olan Paris Büyükelçisi Fethi (Okyar) Bey'i düşündü. Cumhuriyetçi Serbest Fırka, 1930 Ağustos başlarında kuruldu. Mustafa Kemal'in yakın silah arkadaşları, Nuri Çonker, Ağaoğlu Ahmet Bey, Doktor Reşit Galip, Mehmet Emin Yurdakul kurucular arasında bulunuyordu. Gazi, Fethi Bey'den tek bir güvence ister o da rejimin temel ilkelerinin korunmasıdır.

İZMİR'E NE OLDU?
Rahmetli Fethi Okyar, ilk gezisini İzmir'e yaptı. Büyük kalabalıklar tarafından karşılandı. İzmir adeta bayram yerine döndü. Serbest Cumhuriyet Fırkası lideri Fethi Okyar'ın, başarılı ve olaylı geçen Ege seyahatinin fırkanın kapatılmasında büyük payı olduğu söylenir.

TEK PARTİ DEVRİ
Serbest Fırka'nın kapatılması sonucu, muhalefeti örgütleyecek parti kurma girişimi hüsranla sona erdi/erdirildi. Türkiye, çok partili yaşama ancak 15 yıl sonra 1946'larda, dış dinamiklerin de etkisiyle girebildi. Şimdi, ünlü tarihçi Prof. Dr. Kemal Karpat'ın bir tespitini birlikte değerlendirelim: "Serbest Fırka kapatıldıktan sonra, 1932'de, rahmetli İsmet İnönü Sovyetler'e gitti. Bu, Sovyetleri model alarak uygulanan bir plandır.
Türkiye, halkla hükümetin, milletle devletin bir araya geldiği bir devrin içine ancak 1950'lerde girebildi. Bu devirler, askeri ve siyasi darbelerle sık sık kesildi. 2002 yılında, AK Parti'ye akan oylarda, tek parti dönemine duyulan tepkilerin ve darbelere halkın kızgınlığının derin izlerini görüyoruz. Türkiye, halkımızla idarecimizin birbirine sarıldığı, kaynaştığı bir dönemi yaşıyor. Devlet ve sosyal elitizm, halk arasından gelmiş Erdoğan'a teslim edilmiştir.