274 şehidimiz yerini aldı kalbimizde. Sen de ölümsüzleştin artık, şehit madencim ruhumuzda.
Helalleşip çıktın evinden, son gidişin oldu.
Karaelmasın gülü bu sefer, Soma'da soldu. Ayağa kalktı Türkiye, evleri gözyaşları doldurdu...
Çıkamadın Ocaktan, 400 metre derinlikte kaldın. Şehit oldun kara toprakta.
Kalplerimizde yerini aldın.
Bir dilim ekmek için, çalışmakken muradın. Uçup gittin cennetlere, canımız madencim...
Tabutun olmuş, cennetten sanki Burak.
Bir anne gibi sardı seni, kara toprak.
Hep dalgalanacak üstünde Albayrak.
Rahat uyu kabrinde, canımız Madencim...
13 Mayıs 2014 yazacak mezar taşlarında. Kimi genç, kiminiz daha çok yaşayacak yaşlarda. Türkiye kan ağlıyor ocak başlarında. Rahat uyu kabrinde. Sen hiçbir zaman unutulmayacaksın... Bütün dualarımız tüm maden şehitlerimizin olsun...
Bir maden faciası daha yüreklerimizi dağladı.
Soma'dan yayılan tarifsiz acı 77 milyon insanımızın ruhuna ve vücuduna bir kor olarak düştü. Ne söylenirdi böylesi durumda. Sözün bittiği yüreklerin konuştuğu anları nerede bir Türk varsa oradaki insanımızı kapladı.
Ülkemizin ufkuna derin bir sessizlik çöktü. Milletçe büyük bir yas içindeyiz.
Yüreğimize ateş düştü. Ocaklara yangın düştü. Bir avuç kömür için ömür veren şehitlerimize gönül tellerimiz titrerken, peş peşe gelen kara haberler ağır havayı daha da ağırlaştırdı.
Yanar yürekler gardaş
17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13.28'de Zonguldak Karadon ocağında meydana gelen kazada 30 madencimiz şehit olmuştu.
Acı haber Türkiye'nin böğrüne bir ateş olarak düşmüştü.
12 Haziran 2011 genel seçimleri nedeniyle ziyaret ettiğim Zonguldak'ta dostlarla beraber sohbet ediyorduk.
Zonguldak demek kara elmas demek olduğundan maden kazalarını da değerlendiriyorduk.
Mümtaz ağabeyimiz, madenciler için bestelenmiş bir ağıttan bahsetti. Zonguldak'lı yerel sanatçı Ergin Erdem'in 'Grizu'ya ağıt' isimli bestesini güzel sesiyle okumaya başladı. ''Gün daha ağarmadan, Düştü yollara, Kazmasını, azığını aldı yanına, Güneşe hasret madencim, Girdi ocağa, Bismillah deyip te, Başladı kazmaya.
Büyük bir gürültü, işte o anda koptu, Kıyamet koptu sanki işte o anda.
Ocakta grizu patlar, Etrafı taş duman kaplar, Dışarıda kopan feryatlar, Yanar gardaş yürekler yanar, Toprak altında kaldı canlar, ağlıyor analar, bacılar, Yanar gardaş yüreğim yanar, Yetim kaldı yine ocaklar, gözler dolmuş siyah akar yaşlar, Ağıtlar yürekleri dağlar, Göçükte kaldı canlar, Yanar gardaş yürekler yanar.
İnsanlar bekliyorlar, ocak ağzında, Babam diye ağlayan çocuk sarılmış anasına, alevler yakıp yıkmış yok ulaşmaya, Yanar gardaş, yürekler yanar''
Cuma hutbesi
Soma faciasında şehit olan madencilerimizin ailelerine ve yakınlarına sabır diliyoruz. Başbakan Erdoğan, Soma'da yaptığı açıklamada, milletimizin hislerine tercüman oldu. Sabır diledi: "'Cuma hutbesi: Sabır nurdur. Kişiyi karınlıklar içerisinde aydınlatır. Sabır göz aydınlığıdır. Sabır hayatı hayat yapar.
Zorlukların üstesinden gelinir. Kalbin içinde bulunduğu hüznü hafifletir. Yaratanı unutturmaz. Sabır hayrı hatırlatır. Alemle bakış değişir sabırla. Ferahlık gelir sabırla.
Sükûnet iner sabırla. Bunalımlardan kurtuluş sebebidir sabır. Sabrın sonu selamettir.
Selamet yurdu ise cennettir. Sabır cennete götürür. Sabır kişiyi Rabbine götürür. Sabır dünya ve ahiret huzuruna, mutluluğuna götürür."